10 Mart 1999 Çarşamba 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Berna Yılmaz'ın gizli dünyası

`Mesut'a haksızlık yapıldı'


Yılmaz Çetiner


yas03a.jpg        Yakın zamanın "First Lady"si Berna Yılmaz, duygularını, yaşadığı olayları Milliyet'e anlattı. Baykal'ın, eşine ve hükümete yönelik ithamlarını ağır ve haksız bulduğunu söyledi. "Yılmaz'ın eşi olmanın onuru bana ömür boyu yeter" dedi.

       ANAP lideri, eski Başbakan Mesut Yılmaz'ın eşi Berna Yılmaz diye size onu tanıtmama gerek yok... Güler yüzü, güzel fiziği, zarafeti ve tevazuu ile Berna Yılmaz'ı en popüler politikacılar veya sanatçılar kadar herkes tanıyor.
       Mesut Yılmaz Başbakanlık koltuğuna iki kez oturdu. İlki üç ay, ikincisi 1.5 yıl sürdü... Başbakan eşleri kocaları Başbakanlıktan ayrılınca nelerle karşılaşıyor?.. Dostları dağılıyor mu, ilgi azalıyor mu?.. Veya iktidar koltuğunda güçlü bir şekilde otururken dost zincirine yeni halkalar mı ekleniyor?.. Neler oluyor?
       Ve Mesut Yılmaz'ın eşi Berna Yılmaz bu dönemler arasında bu duyguyu nasıl hissetti? Gidiş ve dönüşler arasında neler gördü, şimdi neler düşünüyor?
       Yakın zaman öncesinin First Lady'si Berna Yılmaz ile ANAP listesinde aday olarak yer alamayan yakın dostlarının eşlerinden DYP lideri Tansu Çiller'e kadar... politika bataklığının çirkin çamurlarından aile hayatına, aldıkları ölüm tehditlerine kadar konuştuk.
       Hatta Sema Ramazanoğlu ile İstanbul eski valisi ve eski İçişleri Bakanı, yeni İzmir Belediye Başkanı adayı Kutlu Aktaş'ın evliliğine kadar her şeyi sorduk...
       Bakınız Berna Yılmaz bütün duygularını ve yaşadığı olayları nasıl anlattı...

Başbakan eşi olmak ve olmamak!

       - Mesut Bey iki kez Başbakanlık yaptı... Başbakan eşi olarak o makamdan ayrılmak sizi üzdü mü?.. Gönlünüz birazcık orada kaldı mı?
       Berna Yılmaz güldü ve itiraz etti;
       - Bakın dedi, benim için Mesut Yılmaz'ın eşi olmakla vatandaş Mesut Yılmaz'ın eşi olmak hiç farketmez, inanın onun eşi olmak onuru bana ömür boyu yetecektir. Hemen şunları da ilave edeyim:
       Biliyorsunuz First Lady'lik bir protokol görevi, yoksa bir makam filan değil. Başbakan eşi olarak şimdiki yaşantımdan farklı olan durum daha çok resmi gezi, konuk ağırlama, davetlere katılmak idi. Bu nedenle kişisel özgürlüğüm çok azdı ama şu var; eşinizin yürüttüğü görevin onurunu paylaşmak tabii sizi mutlu ediyor...

Toplumda sevgi, saygı azaldı mı?

       - Mesut Bey'in son Başbakanlık dönemi çok fırtınalı geçti. Bu arada siyasi partilerin yöneticileri arasında karşılıklı ağır, insafsız denilecek suçlamalar yapıldı. Siyasi hayatın böyle bir çamur ortamına dönüşmesi sizde rahatsızlık uyandırdı mı?
       - Ben siyasi tartışmaların daima dışında kalmaya özen gösteriyorum. O zaman eş olarak da, sade vatandaş olarak da olaylara daha objektif bakabildiğime inanıyorum. İşte bu sade vatandaş bakışıyla siyasette ülkeye hizmetin dışına taşan bu tür tartışmalar beni nasıl rahatsız etmez?.. Sanki bütün toplumda sevgi ve saygı azaldı gibi geliyor bana. Üzülüyorum, biz böyle miydik, yoksa böyle mi olduk, niye daha iyiye değil de daha kötüye eğilim duyuluyor, çok üzülüyorum.

28 Şubat'ın yararı oldu mu?

       Mesut Bey'in son başbakanlığı günleri sıkıntılı oldu. Berna Yılmaz eşinin istifa ettiği gün acaba neler düşünüyordu?..
       - Mesut, hislerini, özellikle üzüntülerini belli etmeyen bir yapıya sahip. Beni üzmemek için sanki daha da kapatıyor kendini sıkıntılı dönemlerde...
       - Ama siz bunu farkediyorsunuz?
       - Elbette, işte bunu bilen, hisseden bir eş olarak tabii içi içini yiyor insanın. Sanki bağırsa çağırsa daha rahatlayacağım. Benim için en çok onun en iyi niyetiyle, devlet yararını düşünerek yaptığı girişimler veya görüşmelerde kötü niyet aranması üzücü oluyor!
       - Politikaya girmekten kaçınıyorsunuz ama size yine de sormak istiyorum... Sizce, 28 Şubat ülke için ne gibi tehlikeyi önledi? Sonunda bir yararı oldu mu?
       - Bu bir kaosa, bir açmaza sürüklenme endişesiydi. Bu ülkeye evlatlar yetiştiriyoruz, onların geleceği için endişe duymamak mümkün müydü o günlerde? Neyse belki bazılarımızın ya da birçoğumuzun aymazlığa düşmemiz engellendi bu sayede diye düşünüyorum.
       - Peki hemen bir olayı hatırlatayım. Mesut Bey'in istifa olayının hazırlandığı günler; Arena'da Uğur Dündar ile bir söyleşi yaptı. Çok gergin bir gündü bir devlet adamı için. Mesut Bey Dündar'ın ilginç sorularını cevaplandırıyordu. Ama sonunda bir de gördük ki, yan odada kendisini başbakanlıktan düşürmek isteyen Deniz Baykal var. Baykal bir süre önce destek verdiği hükümeti ve Yılmaz'a ağır bir biçimde hücum ediyor... O programı seyrederken neler hissettiniz?
       - Mesut'a haksızlık yapıldığını düşündüm, fevkalade üzüldüm tabii. Eşim olduğu için söylemiyorum, Mesut tanıdığım en dosdoğru insanlardan biridir. Her şeyden önce milletini düşünür, mevki filan asla vazgeçilmez değildir onun için... Ağır ve haksız ithamlar doğrusunu isterseniz benim gönlümü acıttı...

Başbakanlıklıktan ayrılınca dostlar azalıyor mu?

       - Başbakan eşi olduktan sonra etrafınızı çeviren insanlar başbakanlıktan ayrıldıktan sonra azalıyor mu?
       - Kurduğum dostluklarla, benim birlikte olduğum kişilerle ilişkilerimizde hiçbir değişiklikle karşılaşmadım. Galiba dostlarımı iyi seçmişim...
       - Başbakanlıktan ayrılınca sizinle ilişkilerini azaltan hiç olmuyor mu?..
       - Pek nadir çıkabilir ama zaten bana vefasızlık edecek olan dostlar yaşamıma girmiş değil ki...

Nazmiye Demirel'in hatırşinaslığı

       - Nazmiye Demirel ile görüşüyor musunuz?
       - Elbette Nazmiye Hanımefendi ile resmi buluşmaların dışında da görüşürüm. 1987 yılında tanıdım kendilerini, siyasetçi eşi olarak büyük deneyimleri var ki bunlardan herkes yararlanmalı. Eksik olmasınlar insanların özel gönüllerinde hastalıkta, mutlulukta daima hal hatır sorarlar. Hiç ihmal etmezler, sonra telefonla özel günlerimizde görüşürüz.
       - Peki, 55. hükümette eşiniz Yılmaz'ın çok iyi anlaştığı Ecevit ailesi ile tanıştınız mı? Evlerine gidip Ecevitler'in özellikleri olan nefis çaydan içtiniz mi?
       - Mesut ile beraber İzmir'de Efes Oteli'ndeydik. Geçerken bir de baktım Sayın Bülent Ecevit eşi ile başbaşa terasta yemek yiyor. Yıllar önce o zaman sadece milletvekili idi. Yanlarına gittim, kendimi tanıttım hatırlarını sordum, ilk taşınmamız böyle...
       - Şimdi Ecevit ailesi ile görüşüyor musunuz?
       - Koalisyon dönemi beraber gezilere katıldık. Fırsat buldukça da kendileri ile görüşüyoruz tabii. Ecevit deneyimli bir devlet adamıdır, Rahşan Hanım da eşidir, ben de onlara saygıda kusur etmem. Zaman zaman gerektikçe telefonda konuşuruz o kadar...

Tansu Çiller'le ilk karşılaşma

       MART ayının ilk akşamı Kanal 6'da Aydın Özdalga DYP lideri Tansu Çiller ile bir söyleşi yapıyordu. Özdalga, yemek pişirip pişiremediğini bile sordu Çiller'e, aile hayatını anlattırdı ve bu arada Berna Yılmaz'a lafı getirerek:
       - Tanıyor musunuz, Berna Yılmaz hakkında ne düşünüyorsunuz dedi.
       Tansu Çiller'in siyasi rakibinin eşi hakkında sözleri aynen şöyle:
       - Tabii kendisini tanıyorum, çok hoş bir kadın, çok iyi bir eş olarak görüyorum, başarılı görüyorum.
       Bunları aktardım Berna Yılmaz'a çünkü, bu konuşmadan haberdar değildi...
       - Peki siz Tansu Çiller hakkında ne düşünüyor sunuz?
       - Sağolsunlar, teşekkür ederim, Ben Sayın Çiller için sadece bir eş bir anneyim. Ama kendilerinin bir siyasetçi kimliği var, bu yüzden benim kendileri hakkında değerlendirme yapmam doğru olmaz. Eş ve anne olarak o da mutlaka ailesini sever onlara düşkündür.
       - Tansu Çiller'e hınç duyuyor musunuz eşinizle tartışmaları nedeniyle?
       - Hınç duygusunu hiç tanımıyorum ve sevmiyorum. O duygu insanların doğruları berrak görebilmesini engeller, hata yaptırır diyorum.

Sağlık durumu

       - Siz de çok sıkıntılı günler geçirdiniz, hatta bir süre hastanede yatmak zorunda kaldınız. Başbakan eşi olarak iki evladının annesi olarak öldürülmek tehditleri karşısında kaldınız. Sonradan öğrendim ki geçirmiş olduğunuz alerjik reaksiyon çok tehlikeli bir durum yaratmış...
       - Çok şükür şimdi iyiyim.

Mesut Bey, Galatasaray'a başkan olsaydı?

       - Berna Hanım, zaman zaman siyasetin iğrenç yönlerinden, böylesine yoğun yaşamdan rahatsız olup "keşke Mesut politikacı olmasaydı" diye düşünüyor musunuz? Mesut Bey, Hasan ve Yavuz beraber içerde dışarda çalışıp, gezip, kavgasız bir yaşamı düşündüğünüz oluyor mu?.. Mesela Mesut Bey Galatasaray'a başkan olsaydı heyecanı, hizmeti orada arasaydı... Akşamları evinde kitaplar gazeteler ve sinema...
       Berna Yılmaz gülmeye başladı bu sözlerime, galiba onu imrendirmeye yönelikti benim böyle tatlı bir yaşam tablosu çizmem... Ve tabii Mesut Yılmaz'ın böyle bir şeyi düşünmediğini gayet iyi biliyordu. Sorumu şöyle cevaplandırdı:
       - Bu özlem bence her politikacının eşinin içinde saklı bir yerde duruyordur bence. Ama eğer eşiniz ülkeye, devlete hizmet vereceğim gözü ile bakarak, kendini hırpalamak pahasına bu işe girdiyse siz kendi hayatınızı, egonuzu bir yana bırakmak zorunda kalmaz mısınız? Öyle işte... Ben değil çocuklarımız bile böyle yapıyor.



© 1999 Milliyet