10 Mart 1999 Çarşamba 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Taha AKYOL Fotoğrafı: 14404 bayt
Anayasal yargı

       ANAYASA Mahkemesi, yasalar böyle bir yetki vermediği halde, iptal davalarında kendi içtihadıyla kendisine "yürürlüğü durdurma" yetkisi tanımış ve o yönde "tedbir" kararları vermişti...
       Aynı mahkeme şimdi neden kendi içtihadıyla kendisine yetki tanıyarak HADEP'in seçimlere girmesini "tedbiren" önlemedi?!
       Bu soruma aldığım cevap şudur:
       - İkisinin hukuki niteliği farklı...
       Yani, bir yasanın iptalinden önce "yürürlüğü durdurma" konusu mahkemenin "Anayasa'ya uygunluk denetimi" gibi asli görevinden kaynaklanıyor... İptal edilebilecek bir yasanın yürürlüğü "tedbir" alarak durdurulmazsa, yürütme organı (hükümet) bir süre Anayasa'ya aykırı işlem yapabilirdi:
       - Mesela PTT'yi satmış olurlardı!
       Ben "güçlü yürütme"ye inandığım için mahkemenin bu görüşünü tercih etmiyorum. Ama Anayasa Mahkemesi'nin "yürürlüğü durdurma" yetkisi, hukuken savunulabilir bir görüştür.
       * * *
       SİYASETEN düşünülebilir: HADEP hakkında açılan davadaki iddialar, kanıtlar belli... Buna rağmen HADEP seçimlere girecek... HADEP'in alacağı sonuçların çapına göre, Türkiye bazı ciddi sorunlarla karşılaşabilecektir.
       Öyleyse Anayasa Mahkemesi, yine "yetki" içtihadında bulunarak HADEP'in seçimlere girmesini "tedbir" kararıyla önlese daha iyi olmaz mıydı?..
       Bu sorulara aldığım cevap şudur:
       - Anayasa Mahkemesi'nin görevi hukuku üstün tutmaktır. Türkiye lehine olan da, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu göstermektedir...
       Bu görüşe aynen katılıyorum...
       Cevabın ikinci bölümü hukuk tekniğiyle ilgili:
       - Parti kapatma, Anayasa Mahkemesi'nin bir tür yargı işlevidir. Bu konuda Ceza Usulü ve Siyasi Partiler kanunlarına göre hareket eder. Bu kanunlar, kapatılması istenilen bir partinin seçimlere girmesini 'tedbiren' durdurma yetkisi vermiyor!
       Dolayısıyla Yüksek Mahkeme, HADEP olayında sadece hukuk açısından karar vermiştir.
       * * *
       ANAYASA Mahkemesi, 27 Mayıs ideolojisinin etkisiyle, "seçim barajı"nı demokrasiye aykırı bulup iptal ederek yelpazenin parçalanmasına sebep olmuştu. Fakat bir süredir makul bir "baraj"ı demokrasiye uygun buluyor ki, haklıdır.
       Türkiye dışa açıldıkça 'baraj'ın olgun demokrasilerde de bulunduğu daha iyi görülmüştür çünkü!
       TİP'i ve BKP'yi Kürt kavramından dolayı kapatmış olan mahkeme, liberal Kürt milliyetçisi Şerafettin Elçi'nin partisini de kapatmıştır ama 5'e karşı 6 oyla!
       Çünkü üniter devlet içinde, etnisite konusunda liberal demokrasinin etnik - milliyetçi şiddeti yatıştırıcı bir etkisinin olacağı görülmektedir.
       Yüksek Mahkeme'nin bir gün laikliğin de liberal yorumuna yöneleceğine inanıyorum.
       Terör Türkiye'nin bileğini bükemedi, HADEP hiç bükemez... Anayasa Mahkemesi'nin kararı Türkiye'nin "hukuk devleti" özelliğini dünyaya göstererek Türkiye'yi güçlendirmiştir.
       Ve bir gün HADEP'liler de uzaktan kumandalı değil "kendi iradesine sahip" ve totaliter değil gerçekten "demokratik" bir parti haline evrimleşmeleri gerektiğini göreceklerdir.
       "Hukukun üstünlüğü" ilkesinin toplumsal işlevi de ihtilafları yumuşatmak, uzlaşmaları kolaylaştırmaktır zaten...



Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet