Suriye'den Apo sonrası ilk mesajlar...Hasan CEMAL
ŞAM
Apo İmralı'da Suriye' hakkında konuşmuyor mu? Tabii ki konuşuyor. Ama bu konudaki açıklamaları basına sızmıyor ya da sızdırılmıyor.
Dikkatinizi çekmiştir:
Manşetlerde Yunanistan var, Suriye yok!
Niye?
Ankara'nın hedef küçültme taktiği olabilir. Ya da
Apo sonrası" Türkiye - Suriye ilişkilerinde girilen
"yeni" dönemin bir işaretidir belki de. Suriye'yle ilişkilerin gerginlikten kurtarılıp zamanla yumuşatılması yolunda Ankara'nın bir
"iyiniyet jesti" olarak da yorumlanabilir.
Peki,
Apo sonrası Suriye'de hava nedir?
Hafız Esat yönetimi ne düşünüyor Türkiye'yle ilişkilerdeki
yeni sayfa hakkında?
Bu soruların yanıtlarını almak için iki gündür Şam'dayım. Dün öğleyin görüştüğüm
Suriye Enformasyon Bakanı Dr. Muhammed Salman, ülkesinin Türkiye'ye dönük duygu ve düşüncelerini uzun uzun anlattı.
Çıkan mesajlar altı noktada toplanabilir:
(1) PKK yok artık; güvenlik sorunu çözüldü; komisyonlar çalışmaya devam etsin.
(2) Şimdi masaya "su"yu koyma zamanı geldi.
(3) İsrail, Türkiye'yle Suriye arasından çekilsin; Türkiye, Suriye'yle ilişkilerini gözden geçirsin.
(4) Ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirelim; bunun için Ekonomiden sorumlu bakanlar hemen buluşsunlar.
(5) Suriye ve Türkiye Dışişleri bakanları bir an önce buluşsunlar.
(6) Suriye, İran ve Türkiye arasında Dışişleri bakanları düzeyindeki üçlü toplantılar yine başlasın.
Şam'ın mesajları böyle.
Enformasyon Bakanı Dr. Salman, bu mesajları bazen açık, bazen üstü kapalı olarak satır aralarında verdi.
Bir konuda konuşmak istemedi:
"Hatay..."
Haritalarında hala Suriye toprağı olarak gösterilen Hatay'la ilgili soruma Hafız Esad yönetiminin sözcüsü Dr. Salman'ın tepkisi şöyle oldu:
"Bu konuda konuşmak istemiyorum. Çünkü Suriye - Türkiye ilişkileri ne zaman gerilmek istense, tansiyon ne zaman yükseltilmek istense bu konu gündeme getirilir."
Bu tepkisi nedeniyle kendisine iki soruyu soramadım. Bunlardan biri, "Suriye haritaları ne zaman değişecek?" idi. İkinci sorum da, Suriyeli bir bakanın geçenlerde verdiği bir demeçle ilgiliydi. O bakan demiş ki;
"İsrail'in işgali altındaki Golan'ın kurtarılmasından sonra sıra, işgal altındaki bir başka Arap toprağına, Hatay'a gelecek..."
Enformasyon Bakanı, İsrail'in Türkiye'yle Suriye arasından çekilmesini istedi. Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerini gözden geçirmesinin de iyi olacağını üstü kapalı biçimde belirtti.
Mısır'ın da İsrail'le ilişkilerinin bulunduğunu, ancak bu ilişkilerin
askeri nitelikte olmadığını,
güvenlik boyutunu içermediğini söyledi.
Şöyle dedi:
"Mısır her gün İsrail'e Golan'dan çıkması, Güney Lübnan'dan çekilmesi için bastırıyor. Mısır, İsrail'le diplomatik ilişkileri yüzünden Araplarla ilişkilerini gevşetmedi, devam ettirdi, geliştirdi."
Esad yönetiminin sözcüsü, İsrail'in bütün amacının Türkiye ve Ürdün'le birlikte
Suriye'yi kuşatmak olduğuna, Türkiye'nin bu oyuna gelmemesi gerektiğine işaret etti.
Bu arada ilginç bir noktaya değindi. Türkiye'nin Güneydoğu'da İsrail'e tarım araştırma amaçlı bir yer verdiğini öğrendiklerini, oysa gerçekte bu projenin güvenlik amaçlı olduğunun öne sürüldüğünü söyledi.
Suriye Enformasyon Bakanı,
Turgut Özal döneminde Türkiye'nin Suriye'ye dönük politikasından memnuniyetle söz etti. Özal'ın 1980'lerde Suriye'yle her alanda
yeni bir atmosfer yaratmak için çalıştığını belirtti.
Suriyeli Bakan, iki ülke arasındaki ilişkilerin özellikle ekonomik ve ticari alanda mutlaka geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Bunun için iki ülkenin ekonomiden sorumlu bakanların bir an önce masaya oturmalarını istedi.
Adana Protokolü'ne gelince...
Güvenlikle ilgili bu anlaşmanın gereğinin yapıldığını söyledi.
Bakan'ın şu sözleri ilginçti:
"Bu Protokol'den önce de, sonra da PKK meşru olarak, legal olarak yoktu Suriye'de. Varsa, bütün faaliyetleri yasa dışıydı. Gizli çalışıyordu. PKK'nın faaliyeti bugün de yasaktır, yasa dışıdır. Öcalan da yoktur Suriye'de... Birçok militan bugün cezaevlerindedir."
Ve bir noktayı vurguladı:
"PKK, Türkiye'nin iç sorunudur."
Enformasyon Bakanı, Suriye'nin kendi topraklarından Türkiye'ye dönük olarak terör faaliyetlerini barındırmasının, desteklemesinin söz konusu olmadığını da söyledi.
Bu arada kendisine, geçenlerde
Suriye Ulusal Demokratik Birliği adını taşıyan ve başında
Mervan Zerki isimli Suriyeli Kürt'ün bulunduğu yeni bir "Kürt partisi"nin kurulup kurulmadığını, bu partide PKK'lıların yer alıp almadığını, hatta şu yakınlarda Apo'ya destek çıkan bir bildiri yayımlanıp yayımlanmadığını sordum.
Bakan'ın böyle bir partiden haberi yoktu. Böyle bir partinin ancak illegal olarak, yani yeraltında kurulmuş olabileceğini söyledi.
Enformasyon Bakanı öyle bir üslup içindeydi ki,
"güvenlik sorunu bitti; su konusunu ele alma zamanı artık!" demeye getiriyordu. Güvenlikle ilgili olarak Adana Protokolü sonrasında kurulan komisyonların çalışmaya devam etmelerine değindikten sonra hemen su konusunu gündeme getirdi:
"Dicle ve Fırat nehirleri işbirliği ve barış suları olmalı. Suriye'yle, Araplarla Türkiye arasında bir barış köprüsü olmalı bu sular..."
Şam'ın suya bakışını şöyle özetledi:
"Suların kullanımıyla ilgili uluslararası hukuk var. Bu hukuktan önce de tabii hukuk, kutsal hukuk var. Kuran'a göre de su, hava ve ot bütün insanlığın ortaklaşa malı sayılır."
Yani demek istedi ki:
"Sular yalnız Türkiye'nin değil, aynı zamanda benimdir. Masaya oturup suların ortak paylaşımını bir anlaşmaya bağlayalım."
Bir başka deyişle:
Türkiye'nin bakışına yüz seksen derece ters bir bakış açısı. Çünkü Ankara da Şam'a öteden beri haklı olarak der ki:
"Sular benden çıkıyor, bana ait. Onun için ortak paylaşım diye bir şey olmaz ama ben seni susuz bırakmam. Zaten bırakmıyorum. Bundan sonra da vemeye devam ederim."
Suriye'nin güvenlik ve su konularını ele alış tarzı ve zamanlaması, Türkiye'nin bakışına, yaklaşımına ters düşüyor ama bu bir başka yazı konusu...
Suriye Enformasyon Bakanı bu arada Irak'ı da gündeme getirdi. Ülkesinin Irak'ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu, ve Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin kurulmasına öteden beri karşı olduklarını belirttikten sonra dedi ki:
"Oysa İsrail Irak'ın bölünmesinden yana."
Suriyeli Bakan özellikle Irak'la ilgili olarak daha önce yapılmış olan İran - Suriye - Türkiye Dışişleri bakanları toplantılarının yeniden başlatılmasını da istedi.
Apo sonrası Suriye'nin Türkiye'ye yönelik ilk mesajları işte böyle. Bu mesajların yorumu ve Şam izlenimleri yarın da devam edecek.
Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr