10 Mart 1999 Çarşamba 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Derya SAZAK Fotoğrafı: 7766 bayt
Fazilet'in şansı

ANKARA


       BAŞKENT'in FP'li belediye başkanı Melih Gökçek 18 Nisan seçimlerini de kazanacağına inanıyor.
       Kuşkusuz hiçbir aday "kaybedeceğim" diye yola çıkmaz. Gökçek'te ise bu duygu hiç yok. Karayalçın ve Doğan Taşdelen gibi Ankara'yı Cumhuriyet Türkiye'sine yakışan laik, demokratik ve çağdaş bir kent yönetimine kavuşturma iddiasındaki iki güçlü rakibe rağmen Gökçek, 27 Mart 1994'teki yüzde 27 oyunu artırarak başkanlığını bir dönem daha sürdüreceğini düşünüyor.
       Sosyal demokrat oyların CHP ve DSP arasında bölünecek olması Melih Gökçek'e büyük avantaj sağlayacak. Ancak Gökçek asıl Fazilet dışındaki sağ partilerin tabanındaki milliyetçi - muhafazakar kitleye güveniyor. Açıkçası ANAP, DYP ve MHP'den oy bekliyor. Geçen seçimde öteki partilerden sağladığı desteği ifade ederken Refah'tan gelen oyları yüzde 20 olarak belirtiyor. Bu defaki hesabı ise Ankara'ya beş yıldır yaptığı yatırımların sonucu olarak yüzde 7'lik emanet oyların artma olasılığıdır. Türkiye genelindeki Ecevit rüzgarının büyük kentlerde ANAP'ı aşındırıyor olması da Fazilet'in şansını yükseltiyor. Genel seçimlerdeki birincilik yarışının - ertelenme olmazsa - DSP ile Fazilet arasında geçeceği tüm araştırmalarda ortaya çıkan bir sonuçtur. Çetelerle mücadele iddiasındaki ANAP'ın mafyaya banka satışında "suçüstü" olması büyük güven kaybına yol açmıştır. Şaibeli isimlerin listelere doldurulması ve halktan özür dilemek yerine sözde dürüstlük imajını cilalayacak karşılıksız sözleşme taslaklarıyla yollara düşülmüş olması Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük illerde Özal'ın 1989 seçimlerinde dibe vurmasına benzer sonucu engelleyemeyebilir. Bu durumda 18 Nisan sonrasına dönük ilk tercih olan DSP - ANAP koalisyonu zora girebilir!
       İlgiçtir. Fazilet kulislerinde Ecevit'in yükselişi dikkate alınarak, "seçimden sonra iki büyük parti, FP ile DSP niye koalisyon kuramasın" görüşü seslendirilmeye başlanmış. Tabii, "takiye" değilse!
       Ankara'daki yerel seçim dengelerine dönersek... Fazilet adayı Gökçek'i parti içi ittifakların yanısıra büyükşehir sınırları içerisindeki öteki ilçe belediye başkan adayları üzerindeki etkisi de şanslı kılıyor. Örneğin İstanbul'da Fazilet'in gençleri Abdullah Gül'ü istiyorlardı. Hoca'nın adayı tercih edilince Tayyip Erdoğan iyice geriye çekildi. Melih Gökçek de bütün gücünü, "her koyun kendi bacağından asılır" misali Ankara'ya seferber etmiş. Seçimde bir kazaya uğramaktan, gelecekteki siyasi şansını Tayyip Erdoğan gibi yitirmekten o da ürküyordur. Gökçek'in üslubunda eskiye göre bir yumuşama hissediliyor. Bunda Recai Kutan döneminin ılımlı çizgisinin de rolü olsa gerek.
       Gökçek'in en büyük handikapı yolsuzluk ve suiistimal iddiaları nedeniyle geçirdiği soruşturmalar ve açılan davalardır. Gökçek dönemi bu açıdan tarihe geçti! Hakkında tam 350 inceleme ve soruşturma açıldı. DGM savcılığı tarafından gözaltında tutuldu. Görevden alınmanın eşiğinden döndü. Diyor ki, "Guinness rekorlar kitabına girebilecek kadar çok iddiayla suçlandım ama iğne deliğinden geçecek bir şey bile bulamadılar. Yasa dışı hiçbir şey yapmadım. Sadece seçildiğim partiye değil Ankara'nın hepsine hizmet etmeye çalıştım. Ben sağduyunun adayıyım ve açık ara yeniden kazanacağım. Metro, Ankaray, üst geçitler bunlar hep benim bitirdiğim işlerdir. Belediyeyi başkaları gibi siyasi basamak yapmadım. Vatandaşın sorunlarını çözmeye, onlara hizmet götürmeye çalıştım. Ben niye Atatürk, Cumhuriyet düşmanı olayım ki, ANAP'ta yaşantımız neyse şimdi de odur. İdeolojim de değişmedi, milliyetçi muhafazakarım. Allahın izniyle seçimi yeniden kazanacağım."
       Evet, Ankara'da Gökçek dönemine oylarıyla son vermeyi düşünenler, "Yüzde 20'nin yüzde 80'i nasıl yönetebildiği" sorusunu, siyasal İslam'ın karşısındaki bölünmeye hala engel olamayan liderlere her fırsatta sormalıdırlar. 19 Nisan sabahı "ağlama duvarı" arayacaklar için adresler bellidir. Umarız ihtiyaç olmaz!



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet