Gölge etmeyin
BU seçim olmalı...
Eksikli, gedikli, delikli belki.
Ama artık olmalı.
Denizde öylece durup beklemektense kulaç atmak iyidir.
Boğulmayı beklemektense ha gayret olmak iyidir.
Toplu halde karıncalanmaktansa, hareket iyidir.
Bozuk arabayı kenara çekmektense, bir el verip ittirmek yine de fena değildir.
Halkı sadece tebligat alır halde tutmaktansa
"siz ne diyorsunuz" diye sormak iyidir.
. . .
Şimdi Meclis'i toplamakta olan değerli küskün vekillerimiz de kızmasınlar, gücenmesinler.
Yaptıkları iş, iş değildir.
Milyonlarca küskün var bu toplumda.
Hem de onlar gibi oportünizmin zirvelerine filan çıkmadan, oldukları yerde, durdukları yerde, sıkıştırıldıkları köşede küskünleşenler.
Milyonlarca dışlanmış, itilmiş, kakılmış, kenarda bırakılmış, yolda kalmış, hayalkırıklığına uğramış.
Öyle sessiz filan da değil. İnleyen bir çoğunluk en azından.
Ne kadar umutsuz olsalar da, elindeki bir oyla bir değişiklik arayışına girecek, elindeki tek imkan o olan bir çoğunluk.
Onların önünde açılan şu
"tercih" yolunu kirletip tıkamasınlar hiç olmazsa.
Hiç olmazsa üstümüzde birikmiş küfleri, tozu toprağı şöyle bir silkeleme imkan ve ihtimalidir seçim.
Hafızayı tazeleme, halkı hatırlama, halkın kendini hatırlatması fırsatıdır.
. . .
Meclis demokrasiyi yeterince kollayamadı.
Bir deneyelim:
Belki demokrasinin seçim denilen bu mekanizması Meclis'e yeniden itibar sunar.
Taze taze iken...
Kim tarafından seçildiklerini hatırlarlar belki vekiller.
. . .
Yoldan çekilin beyler.
Ecevit'in nezaketle
"sivil" sıfatını taktığı bir
"darbe girişimi" sonuçta bu.
"Sivil", yine de halka ilişkin olandır.
"Rezil" daha bir münasip belki de.