Bilgi ihracatına bürokrasi engeliAlmanya ve İsrail'e bilgi teknolojisi satan İnfoTRON'a "yaptığınız iş bu kadar para etmez. Siz kara para aklıyorsunuz" diyerek ihracat izni vermiyorlar
Lafa gelince, mangalda kül bırakmıyoruz. "Bilgi çağı" bakanından bürokratına herkesin dilinde. Ancak uygulama hayli farklı. Yurtdışına Türkiye'den bilgi ihraç eden genç girişimci Tarcan Kiper, her seferinde bürokrasi engeline takılmaktan usanmış durumda.
Aslında ortada insana tam "güler misin, ağlar mısın?" dedirtecek cinsten bir durum var.
Kiper'in sahibi bulunduğu İnfoTRON; imalat, havacılık, uzay ve savunma sanayilerine mühendislik ve sistem entegrasyonu hizmetleri sunuyor. Konuya yabancı okurlarımız için biraz açarsak, şirketin simülasyon bölümünde proje ve yazılım hizmetleri verilirken, ürün geliştirme bölümünde de otomotiv, beyaz eşya gibi sektörlere 3 boyutlu tasarım yapılıyor. Başka bir deyişle, bir ürün parçası torna ve frezede kalıp aşamasına gelmeden, birkaç saat gibi kısa bir sürede doğrudan üretilebiliyor.

İnfoTRON zamanla İsrail ve Almanya'da da müşteriler edinmiş. İnternet yoluyla Türkiye'ye gelen model dosyalarını, İnfoTRON bilgisayarda işleyerek plastik kalıplara dönüştürüyor ve kargoyla yurt dışına yolluyormuş. Yurtdışından talep artınca şirket çalışmalarını ihracat olarak resmileştirmek istemiş.
İşte sorun da bu aşamada başlamış. Çünkü işin içine bürokrasi ve hızla değişen dünyanın çok gerisinde kalan mevzuatlar girmiş!
Resmi prosedür gereği Atatürk Havaalanı Gümrüğü'nden geçen her kutu, ihracat bedeli olarak onaylanmak zorunda.
"Onaylansın, bunda ne var?" diyebilirsiniz. Sorun şu ki, bazı parçaların ihracat bedeli 2 - 3 bin doları buluyor. İşte o zaman da ihraç izni alamıyorlarmış. Kiper, Atatürk Havaalanı Gümrüğü'nde her seferinde yetkililerin "3 - 5 plastik parçası bu kadar para etmez. Siz yasadışı iş yapıyorsunuz, kara para aklıyorsunuz," suçlamalarıyla karşılaştıklarından yakınıyor.
Aslında bu trajikomik durumun nedeni tabii ki gümrükçülerin bilgi teknolojisine yabancı olmaları. Mevzuat da yetersiz kalınca, geriye tek bir çözüm yolu kalıyor; eskiden olduğu gibi ürünleri kargoyla göndermek.
Ama o zaman da ihracat yapan firmaların yararlandığı döviz kredisi alma ve vergi iadesi gibi haklardan mahrum kalmaları sözkonusu.
Tarcan Kiper, kendisinin de Alman Liseli olduğunu belirterek beni aradı. O çok genç olduğu için okuldan tanışmamız mümkün değil. Sorununu anlattıktan sonra da "ne yapabilirim?" diye sordu. Konuya pek aşina olmadığım için bu işi bir bilene sormamız gerek diyerek Prof. Dr. Eyüp İlyasoğlu'nu aradım. Konfeksiyondan bilgi teknolojisine yıllar önce çok isabetli bir geçiş yapan Prof. İlyasoğlu, bilişim hizmetleri veren Trio Çözüm Evi'nin ortaklarından. Yıllardır benzeri sorunlarla boğuştukları için bilgi satan 74 şirket 3 yıl önce biraraya gelerek sektörel dış ticaret şirketi TURSOFT'u kurmuşlar. Prof. İlyasoğlu bu adımı atarken, konfeksiyon işindeyken 80'li yılların ortalarında kurdukları sektörel dış ticaret şirketi Giyim Sanayicileri Dış Ticaret GSD'den de esinlenmiş. Hatta halen TURSOFT'un Başkanı. Ama tüm uğraşlarına rağmen üyelerine yeterince hizmet veremiyorlarmış. Üstelik Türkiye, Gümrük Birliği ile birlikte bu alandaki uluslararası anlaşmaların altına imza attığı halde...
İlyasoğlu, yeni yasama döneminde TBMM'ye gireceğini umduğu bazı parlamenterler aracılığıyla mevzuatın güncelleştirileceği ve bilgi ihraç edenin kara para aklar duruma düşmekten kurtulacağı umudunda. Bugünkü koşullarda Tarcan Kiper'e önerdiği ise Yeşilköy'deki serbest bölgeye taşınmak! Şu anda Yeşilköy'de bu alanda faaliyet gösteren 17 kadar şirket bu zorlukları yaşamıyormuş.
Ocakta tüm ülkede sadece 4 bin yerli araba satılmış
Dünkü gazetelerde otomotiv sanayiinde bu yılın ilk 2 ayına ilişkin üretim rakamları var. Geçen yılın eş dönemine göre müthiş gerileme sözkonusu.
Bu tablolardan esinlenerek bir de satışlara ve satışlardaki yerli - ithal dengesine bakalım dedik.
Otomotiv Sanayii Derneği OSD'den sağladığımız verilere inanmak ilk bakışta hayli zor. Yandaki tabloda da görebileceğiniz gibi ocak ayında tüm ülkede topu topu 4 bin 81 adet yerli otomobil satılmış. Satılan ithal otoları da eklediğinizde rakam ancak 6 bin oluyor. Zaten geçmiş yılların aynı zaman dilimleriyle karşılaştırıldığında benzeri görülmemiş bir durgunluk söz konusu. Şubatta durum biraz daha iyi. Ama yine tablodan izleyebildiğim kadarıyla geçmiş yıllarda da her zaman şubat ayı satışları, ocak ayına göre yüksek.
OSD'nin verileri egöre ocak - şubat satışları, geçen yılın eş dönemine göre yüzde 49, İthalat ise yüzde 38 gerilemiş. Ne var ki satış rakamlarında ithalatın payının son dönemde düzenli bir biçimde arttığı dikkati çekiyor.
Yerli otomobil üreticileri, 1994 ocağında 31 bin 221 adetle doruk noktasına ulaşan aylık satış rakamını bir daha yakalayabilmenin hayalini bile kuramıyor olmalılar. Bu yılın 4 bin 81 adetlik ocak ayı rakamıyla 1994 ocağı karşılaştırıldığında, satışlardaki gerileme yüzde 87 gibi akıl almaz bir oran olarak karşımıza çıkıyor.
Genel otomobil satışları üzerine bir karşılaştırma yaptığımızda ise bu yılın ilk ayında, satışların 1992'ye göre yüzde 74, 1993'e göre yüzde 79, 1994'e göre yüzde 84, 1995'e göre yüzde 36, 1996'ya göre yüzde 30, 1997'ye göre yüzde 35 ve geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre de yüzde 57 azaldığını görüyoruz.
18 bin dolara evlere insansız orkestra
Eğer cebinizde 18 bin dolarınız varsa, evinizde kendi kendine çalan müzik aletleriyle bir orkestra kurabilmeniz artık mümkün.
Fortune dergisi son sayısında, 200 bin dolarlık bir müzik setinin bile canlı müziğin zevkini tattıramadığına, teknolojinin ise nihayet buna da çözüm bulduğuna ilişkin bir yazı var!
Dünyanın kendi kendine çalan ilk kemanı, bu yılın başında Buffalo'da eski bir NASA uzmanı tarafından üretilmiş. ABD'de 10 bin dolara satılmaya başlanan bu kemanlarla birlikte,
robot enstrümanlar sektörüne hızla canlılık gelmeye başlamış.
Robot enstrüman olarak bugüne kadar varolan, klasik görümünlü piyanolardı. Batılı ülkelerde otel ve büyük alışveriş merkezlerinin bir köşesinde kendi kendine çalan bu piyanolar, 200 CD'ye göre programlanmış ve fiyatları da 6 bin dolarmış.
QRS firması, orkestra elemanı olarak üretilen kemandan sonra bir parçanın piyano bölümünü çalmak üzere üretilmiş piyanoları piyasaya sürmüş. Fiyatı 5 bin dolar olan bu piyanolar ve kendi kendine çalan kemanlarla hoş düetler yapılabiliyormuş.
Aynı firma bununla da yetinmemiş ve 18 bin dolara, 12 değişik enstrümandan oluşan Nickelodeon setlerini satışa sunmuş. Bu sette piyanonun yanısıra bir orkestrada bulunan müzik çanı, çıngırak ve glockenspiel gibi enstrümanlar var. Bu robot müzisyenler country'den rock'n roll'a her türlü müziği çalabiliyormuş.
Robot enstrümanlarla evde yapılan bu insansız müziğin müşterileri arasında General Motors'un CEO'su (bir numaralı yöneticisi) Jack Smith ve Cisco Systems'in CEO'su John Chambers gibi iş dünyasının ünlüleri var.
Ancak kimya sektöründe faaliyetteyken QRS firmasını satın alarak sektör değiştirip müzik dünyasına adımını atan Dick Dolan, kazandığı paradan pek memnun değil. "Bu sektörde 1 milyon dolar kazanmak için 1 milyar dolarlık yatırım yapmak gerekiyor," diye yakınıyor.
Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr