10 Mart 1999 Çarşamba 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Metin TOKER Fotoğrafı: 5047 bayt
Oyları partilerin "13 Mart imtihanı" belirleyecektir

       MECLİS tam da "toplanmasını gerektiren gerekçe" ile toplantıya çağırılmıştır. Bunu, daha da önce Cumhurbaşkanının yapması beklenirdi. Cumhurbaşkanı, belki konuşmaktan düşünmeye vakit bulamadığı için bu fırsatı kaçırmıştır. TBMM başkanı, başkalarına da ait olsa teşebbüse sahip çıkma - yahut, onu benimseme - sağduyusunu göstermiş ve görevini yerine getirmiştir.
       Şimdi ümit olunur ki partiler, bütün milletvekilleriyle "13 Mart randevusu"nda hazır bulunacaklardır. "Kaos olur" veya "ok yaydan çıktı" diye bahanelerle girişimi baltalamaya kalkışmak hiç kimseye yarar sağlamayacaktır. Meclis bu genel görüşmeyi yapmakla mükellefti; onu yapacaktır. Bunu hiç şüphesiz "acil iki yasa"nın çıkarılması izleyecektir: DGM'leri düzenleyen yasa ve Pişmanlık yasası. Bunlar zaten Meclistedirler.
       Meclis bunun ötesine gidecek midir, göreceğiz. Güç. Yani, iki seçim birbirinden ayrılacak, yerel seçimler anayasanın öngördüğü tarihte yapılacak, genel seçimler makul bir geleceğe - her halde 2000 yılına kadar değil - ertelenecek midir? Ertelenirse, Meclis bu süreyi nasıl kullanacaktır? Herkesin arzuladığı, kötülüğü bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmış "liderler oligarşisi"ni kaldırarak "işleyen bir demokrasi"ye imkan verecek sağlıklı bir sistem, hiç olmazsa esasları itibariyle kurulabilecek midir? Dokunulmazlık müessesesi beklenen ve üzerinde zaten mutabakat sağlanmış şekilde düzeltilecek midir?
       Bunların vakit alacak işler olduğu unutulmamalıdır. İç tüzük de bunu kolaylaştırmıyor.

Partiler bakalım ne not alacak?

       Hareketin motörü milletvekillerinin, bütün bir dönem sustuktan, bütün çoğunluğu itibariyle liderlerine emir erliği, hatta silahendazlık yaptıktan sonra onlardan sille yeyince harekete geçtikleri hiç kimsenin meçhulü değildir. Milletvekilliklerini, en azından bir süre daha sürdürmek istedikleri bilinmektedir. Ancak "Türkün aklı sonradan gelir" sözü de bizim bir deyimimizdir. Buna "Bir musibet bin nasihattan evladır"ı da ekleyebilirsiniz.
       Şurası gerçektir ki onların sayısı bütün düşünülenleri yapmak için yeterli değildir. Meclis toplanınca genel görüşmeyi takiben ancak o iki acil yasa çıkarılarak dağılınabilir. O bile büyük kardır. Onun ötesine geçmek ancak partilerin mutabakatıyla kabildir. Bugünkü halde genel başkanları partileri üzerindeki hegemonyasını görmemek gerçekci bir davranış olmaz.
       Onlardan kaçı böyle bir işbirliğine hazır, göreceğiz. Ancak "13 Mart randevusu"nda tam kadroyla bulunmak bütün Meclisin boynunun borcudur. O iki acil kanunu çıkarmak için.. Seçimlerin tarihinde bir değişiklik olmasa bile seçmenin oyunu partilerin bu büyük imtihanda alacakları not etkileyecek, hatta belirleyecektir.
       Yelkenlerinde şimdi kuvvetli bir rüzgarın bulunduğunu hissedenlerin bile..



Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet