‘Türk casusu’ diye 40 ay yattı
Bülent AYAN - EDİRNE

BULGARİSTAN'da casusluk suçundan idamla yargılanan Türk işadamı Kamuran Doğu (39), büyük bölümü hücrede olmak üzere üç yıl dört ay hapis yattıktan sonra özgürlüğüne kavuştu. Bulgarlar'ın kendisine yönelttiği suçlamaların hiçbirini kanıtlayamadıklarını belirten Doğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurarak, Bulgaristan hakkında dava açacağını söyledi.
Bulgaristan'ın Filibe kentinde 26 Ekim 1995'te önce sahte pasaport suçundan gözetim altına alınan, ardından da Türkiye'ye askeri konularda bilgi sızdırdığı gerekçesiyle casuslukla suçlanan Doğu, Bulgar cezaevlerinde geçen 40 ayın öyküsünü Milliyet'e şöyle anlattı:
"İşkence gördüm. Psikolojik baskı uyguladılar. Suçlamaları kabul etmem halinde takas önerdiler. Hiçbirini kabul etmedim. Hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadım. 10 yıl ceza verdiler. Temyizden tahliye bekliyordum. Ceza vermeden beni bırakacaklarına inanmıyordum. Eğer, salsalar suçlu duruma düşeceklerdi. 30'a yakın tanık dinlendi. Birşey ispatlayamadılar. Beni sınır dışı etmeleri gerekirdi. Yasak koyamadılar. 'Dimdik girdim, dimdik çıkacağım' dedim. Şimdi AİHM'ye başvurarak bana atılan bu çamuru temizleyeceğim. Bulgaristan'a yine gideceğim."
Filibe'den 13 Temmuz 1996'da Sofya Kapalı Cezaevi'ne nakledilen Doğu, burada 18 ay süreyle kapalı tutulduğu hücreye konuldu. Üç dört kişilik hücrelerin bulunduğu bölümde idam ve ömür boyu hapis cezası almış ya da bu istemle yargılanan yaklaşık 70 mahkumun bulunduğunu kaydeden Doğu, cezaevi koşullarını da şöyle anlattı:
"Kaldığım hücre üçbuçuğa ikibuçuk metre ölçülerindeydi. İçerisinde iki ranza bulunuyordu. Demir kapının dışarıdan açılabilen bir deliği bulunuyordu. Her sabah saat sekiz ile dokuz arası iki grup halinde sayılarak bahçeye çıkabiliyorduk. Süre dolunca üzerimiz aranarak yine sayımla içeriye alınıyorduk. Günde ikişer kez on dakikalık tuvalet izni veriliyordu. İhtiyacımızı mutlaka bu süre içinde gidermemiz gerekiyordu. Yemek tabağınızı yıkayabiliyorsunuz. Yoksa, bu ihtiyaçlarınızı ancak odaya konulan kovada yapabiliyorsunuz. Bir çeşit yemek, kısım müdürü yarbayın gözetiminde arabayla dağıtılıyordu. Tabağınızı kapının deliğinden uzatıyorsunuz. Ancak, yenecek gibi değil. Bir gün olsun yemeklerini yiyemedim. Ziyaretime gelen arkadaşlarımın getirdikleriyle yetindim."