12 Mart 1999 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Taha AKYOL Fotoğrafı: 14404 bayt
Din ve toplum

       KONRAD Adenauer Vakfı'nın "Türk Gençliği 98" adlı araştırması büyük ilgi gördü, ama henüz yeterince irdelenip tartışılmadı...
       Araştırma'nın bulguları, Türk gençlerinin Batılılara göre daha dindar olduğunu gösteriyor
       Ateistlerin oranı yüzde 1.5'te kalıyor.
       Tereddütsüz "Allah'a ve dine inanırım" diyenlerin oranı yüzde 89.8!
       Ama, "Yaşamı anlamlandıran değerler" sorulduğunda birincil olarak "dini inanç" diyenler yüzde 21'de kalırken, "dürüstlük, aile, vatan, devlet, millet, mesleki başarı" gibi "seküler" (dünyevi) değerlere öncelik verenler toplam yüzde 80'e doğru tırmanıyor.
       Yüzde 90 dine inanıp da yüzde 80'e yakın oranda "seküler" değerlere öncelik vermek!...
       Vakfın, bana da doğru gözüken yorumu şudur:
       "Dinin, sekülerleşmiş bir dünya görüşünün çerçevesi içinde kendine özgü yere çekilmesi..."
       * * *
       HEM yüksek oranda dine inanmak, hem yüksek oranda "seküler" değerleri benimsemek... Belli ki, toplumumuz değerler bakımından çeşitlenmiş, bu anlamda zenginleşmiştir. Ziya Gökalp'in deyimiyle "değerlerin tefa#####zulu" (çoklaşması) alanında hayli mesafe almışızdır.
       Değerlerin çeşitlenmesi hoşgörüyü artırır, zihni açar.... Birkaç değere (dini####### ya da laik) kafayı takmış topluluklar ise bağnaz olurlar.
       Bizde değerler yelpazesi böyle çeşitlenip zenginleştiği için "hoşgörü" de gelişiyor.
       İşte gençlerimizin yüzde 75'i Batılılaşmış kesimlerle İslami kesimlerin karşılıklı hoşgörüye sahip olması gerektiğini düşünüyor.
       Başörtüsü yasağını onaylayanların oranı yüzde 26.2'de kalırken, değişik gerekçelerle başörtüsü yasağını yanlış bulan gençlerin oranı yüzde 64.3'e çıkıyor.
       Halbuki kafayı sadece dine veya sadece laikliğe takanlar arasında bir anket yapılsa, "öteki"ne karşı bu kadar yüksek oranda "hoşgörü" ortaya çıkmazdı.
       Belli ki gençlerimiz, "büyük"lerinden daha hoşgörülü, daha açık zihinli...
       * * *
       DİNDARLIĞIMIZ da çeşitlenmiş...
       Gençlerimizin yüzde 69'u oruç tutuyor. Ama düzenli namaz kılanların oranı yüzde 14.6'da kalıyor, düzenli camiye gidenlerin oranı bundan da az: Yüzde 5.7!.. Camiye hiç gitmediğini söyleyen gençlerimizin oranı yüzde 41.6'ya çıkıyor, ama hiç oruç tutmayanların oranı yüzde 9'da kalıyor...
       Bu rakamlar bana dindarlığımızın cami merkezli olmadığını düşündürüyor...
       Halbuki Batı'da dindarlık kilise merkezlidir.
       Dikkatimi çeken diğer bir husus: Batı'da dindarlık kadınlarda daha yüksektir; bu yüzden Fransız laikçileri kadının oy hakkına karşı çıkmıştı! Bizde ise dine referansın erkeklerde 23.6 olduğu bağlamda, bu oran kadınlarda yüzde 18.5'e iniyor!
       Diyanet'e, ilahiyatçılara, cemaatlere sorular: Peygamber'den değil de, ortaçağdan intikal eden İslam anlayışı 'erkeksi' midir? Değilse sorun nedir? İnananlarının hayatında camiyi en az kilise kadar çekici hale getirmek için ne yapmalıdır? Yoksa İslam daha mı 'bireysel'dir ki, kişisel ibadetler yüksek, toplu ibadetler düşük oranlı çıkıyor?
       Çok derin sorular... Soralım, düşünelim...




Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet