12 Mart 1999 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Şam, Apo sonrası terörden elini yıkamadı mı?..

Hasan CEMAL

ŞAM


       "Velat sustu!" Neydi Velat? PKK'nın Suriye'deki ana telsiz istasyonunun kod ismi. Ya da Apo'nun emirlerini yayan komuta merkezi...
       Bir başka deyişle:
       Suriye, PKK'nın "sevk ve idare merkezi" olmaktan çıkmış durumda...
       Başka?
       PKK'nın Suriye'deki eğitim kampı da kapandı. PKK'ya lojistik geçişler de durduruldu. O yüzden silah ve cephane açısından örgütün yediği darbe büyük. Suriye'de kalan PKK teröristlerinin sayısı ise 70 - 75 arasında tahmin ediliyor.
       Bir başka soru:
       PKK nereye kayıyor?
       Lübnan'a değil.
       Daha çok Irak'a. Hem Kuzey Irak'a hem de 36. paralelin altında, Saddam Hüseyin'in egemen olduğu bölgeye. PKK'nın bu bölgede daha çok ismi Mukram olan bir kampta yerleşmeye başladığı belirtiliyor.
       Bu kamp bir süredir Ankara'yla Bağdat arasında görüşme konusu. Bağdat bu kampın bir göçmen kampı olduğunu, PKK faaliyetlerinin odak noktası olmadığını iddia ediyor. Ankara'nın ise bu açıdan haklı bazı kuşkuları var.
       Şam'ın yerini Bağdat alabilir mi?
       Saddam'ın PKK'ya şöyle ya da böyle desteğini öteden beri bilen Ankara'yı rahatsız eden soruların başında geliyor bu...
       Bir başka soru:
       PKK'nın Suriye'deki varlığının tümüyle sona erdiği söylenebilir mi? Hayır. PKK'nın bazı "silah depoları"nın hala Suriye topraklarında olduğu belirtiliyor. PKK'nın arşivi, parası da öyle tahmin ediliyor ki, hala Suriye'de...

İyi ama kafi değil!

       PKK'nın kendisine gelir getiren bazı yan kuruluşlarının faaliyetlerini halen Suriye'de devam ettirdiği sanılıyor. Bu arada maddi bakımdan çok güçlü olan örgütün yıllar içinde Suriye devlet bürokrasisine sızdığına dair bazı iddialar da mevcut...
       Suriye'deki Kürt nüfus 1.5 milyon civarında. Bunun dışında çoğunluğu Türkiye'den göç etmiş 300 bin kadar haymatlos, yani vatansız Kürt yaşıyor Suriye'de. PKK'nın bunların içinde de örgütlendiği, kendisine sempatizan bir kite yarattığı biliniyor.
       Ankara'yı rahatsız eden bir gelişme:
       Şam'da şu yakınlarda yeni bir parti kuruldu: Suriye Ulusal Demokrat Partisi... Gerçekte bu bir Kürt partisi. PKK'yı ve Suriye Kürtlerini temsil etme iddiasında.
       Başında Marvan Zirki isimli bir Suriyeli Kürt var. Marvan Zirki Ankara'da Apo'nun Şam'daki kontağı olarak biliniyor. Ayrıca, Suriye'den Moskova'ya da Apo'yla birlikte gittiği tespit edilmiş...
       Şam bu partinin varlığını resmen kabule yanaşmıyor. Bu arada, "Kürtleri kontrol altında tutmak için bu partinin özellikle kurdurulduğu"nu söyleyen Suriyeli yetkililer de yok değil.
       Soru:
       Apo'nun Suriye'den çıkmasıyla birlikte PKK askeri açıdan büyük bir darbe yemiş oldu mu? Suriye, PKK'nın "sevk ve idare merkezi" olmaktan çıktı mı?
       Bu soruların yanıtı olumlu.
       Ankara'nın bakışı şöyle özetlenebilir: "PKK konusunda Suriye'yle gelişmeler gayet iyi. Ama yeterli mi? Değil." Türkiye ile Suriye arasında imzalanan 20 Ekim 1998 tarihli Adana Protokolü sonrasında ya da Apo sonrasında Ankara'nın ihtiyatlı bir bekleyiş içinde olduğu dikkati çekiyor. Suriye'yle ilişkilerde acele etmek istemiyor.
       İki şık var kafasında:
       (1) Suriye PKK ve terör konusunda elini yıkamaya gerçekten karar verdi mi?
       (2) Yoksa yeni Apo'lar yaratabilir mi?
       Suriye'nin Türkiye'ye karşı PKK ve terör desteği 20 yıllık bir geçmişe sahip. Bu destek Türkiye'ye maddi ve manevi bakımdan büyük zarar verdi. Ancak, Suriye bu düşmanlığın karşılığında ne elde etti? "Türkiye'nin düşmanlığı"ndan başka hiçbir şey...
       Şam sonunda bunu gördü. İkinci olarak, Türkiye'yle oynamanın tekin olmadığını gayet iyi anladı. Hatta bunun kendi iktidarına malolabileceğini fark etti. Dış konjonktürün lehine gelişmediğini, Rusya'nın eski Rusya olmadığını, Suriye ordusunun döküldüğünü, Türkiye'nin İsrail'le özel ilişkisinin kendisini kuşatma altına alabileceğini, Amerika'nın baskısının gitgide arttığını gayet iyi anladı.
       Şam böylece Apo'yu silkeledi!

Arkasını getirmek...

       İki ülke arasındaki güven uçurumunun bir anda kapanması imkansız. Güven bunalımının ortadan kalkması zamana ve tabii hala Suriye'ye bağlı... Olumlu gelişmelere Türkiye'nin de bazı adımlarla karşılık vermesi normal.
       Ancak, örneğin su gibi konulara sıranın gelebilmesi için vaktin henüz erken olduğu söylenebilir. Ama ekonomik alanda bazı açılımlar yapılabilir.
       Su konusunda Türkiye'yle Suriye'nin pozisyonları çok farklı. İsrail'le Türkiye'nin doğru çizgisini, Şam öyle istiyor diye değiştirmesi söz konusu dahi olamaz. Suriye'nin Türkiye toprağında gözü olması, yani Hatay bir başka dikenli konu...
       Zor ve belalı bir coğrafyada yaşıyoruz. Fakat ülkelerimizi sırtlayıp yer yuvarlağının bir başka yerine göç edemeyeceğimize göre, barış içinde yaşamanın yollarını bulmaya mahkumuz.
       Bu gerçeği öncelikle Şam'ın eski deyişle idrak etmesi lazım. Bu bakımdan Suriye'nin son zamanlarda attığı adımlar olumlu. Dileriz, sonrası gelir.




Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet