30 Nisan 1999 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
   LİG FİKSTÜRÜ
   PUAN TABLOSU
   BEŞİKTAŞ
   FENERBAHÇE
   GALATASARAY
   TRABZONSPOR
   BASKETBOL
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Bu yıl da Hagi

Doğan Koloğlu

       Hagi'ye yanlış olarak "Karpatlar'ın Maradona'sı" diyorlar. Bu onun için bir iltifat değildir. Esrar Maradona'da... Çok laf az iş Maradona'da... Profesyonel futbolcuların sözcülüğünü yaptığı dönemde bile yaşamında "sahtekarlık" vardı. Gazetecilere silah çekti. Dünya Kupası finalinde elle gol attı, Buna "Tanrı'nın eli" denmesine göz yumdu. Sporcunun ilkesi olan "gençlere ahlakla örnek olma" amacını takmadı. Gelin, bir de Galatasaraylı Hagi'ye bakalım.
       Bir antrenman kaçırsa, izin günü olan pazartesi çalışır. Takımın en genç oyuncusu olan Emre'ye "Futbol sanatının en ince örneklerini uzman ayağı ile öğretici" olarak aktarır. Maçın başında oyunu okur. Bir bakarsınız sol açıkta veya sağ açıkta, hatta ortadadır. Bu duruşların her birinde başka bir taktiğin hazırlanması vardır. Fatih Terim'in ona bir oyuncudan öteye kıymet verdiğini biliyorum. Ama o da çok onurlu olduğu için bir gün bile "hoca ile ters düşmemeye" dikkat eder. Maradona gibi taktiği eleştirmez.
       Bu özellikleri ile Hagi 1994 başarılı Dünya Kupası sonrası Rumen gazetelerinde "Cumhurbaşkanı adayı" manşeti ile karşılandı. Hagi kokusuz, patlamasız, belirsiz renkli takımı bile kendi imajı ile yüceltir. Galatasaray'ın yenildiği maçlarda Hagi mutlaka kötü oynamıştır. Bu değerlendirme ona" suçlama" değil "onur" taşır. Çünkü Hagi sade, tekniği ile değil. Takımdaki "uyum sempatisi" ile de devleşir. Takımın kaptanı değildir, ateşleyicisidir. Birgün verdiği şahane pas gol olduğunda "beni omuzlarınıza alın" kasılmasını yapmaz. Bilbao'ya attığı tarihi golde sahaya atlayanlar onu devirip çamurlu ayakkabısını öpecek kadar coşkuluydular. Özel hayatında basit bir aile babasıdır. Onu ne sarhoş görürsünüz, ne de gece kuşu. TV kameralarına acemice de olsa Türkçe konuşmayı tercih eder, sosyal terbiyelidir. Brezilya'daki Dunga gibi başarıda da yenilgide de Hagi aranır. O yüzden virtüözdür, estetiktir, futbol stili "bireysel" gibi gözükür. Ama bu alt yapı boyasının cilasında kollektif yönüyle yine Hagi güler. Onun bireysel artistiği rakibin dengesini bozan yaratıcılığı getirir. Doğanın onun fiziğini eskitmesine isyan edişini dirsekleriyle rakibi engellediğinde belgeleriz. 34 yaşın tek yetersizliği budur. 10 Hagi ile maç kazanılmayacağını en iyi o bilir. Her Dünya Kupası'nda da, bu kez Zidane ile olduğu gibi, bir tek virtüöz sivrilir. O da bu yıl liglerde Hagi'dir. Hagi son maçlarda sezon başından daha formda. Bir maç ne aynı tempo da başlar biter, ne de bir futbol sezonu... Hep "güçlü" ve "zayıf" dönemler yaşanır. Bu ritm zıplamalarının "kokusunu" Hagi ile alırsınız. Pek az oyuncuda bu özellik test edilir. Hiçbir hocada bu kalitede bir ustaya sahip olduğu zaman ondan vazgeçemez.


© 1999 Milliyet