|
Kadrolar terhis edilmeli
Naki Özkan
CHP'nin tarihi simalarından Turan Güneş'in oğlu Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hurşit Güneş, CHP'nin 18 Nisan başarısızlığının nedenlerini ve partinin yeniden toparlanmasının koşullarını yorumluyor.
*CHP 18 Nisan seçimlerinde neden başarısız kaldı?
Kuşkusuz Genel Başkan'ın çizdiği imajın ve izlediği siyasi stratejinin CHP'nin seçim başarısızlığında büyük etkisi oldu. Toplum istikrar arayışındayken, aksine istikrarsızlık yaratmak veya hırçın bir izlenim vermek seçmeni veya toplumun büyük bir kesimini tedirgin etti. Halk kavgayı sevmiyor. Devletle kavga eden Refah'ı da böyle değerlendirdi. DSP'nin oylarının artmasının en önemli nedeni bu istikrar arayışı oldu. Toplum DSP ve Ecevit'i bir istikrar unsuru olarak gördü.
ANAP ve DYP de istikrar getirecek unsur olarak görülmedi. İkisi de birbirlerini yolsuzlukla suçladı, didişti. Ama sonra birbirlerini akladılar. Merkez sağ seçmen de bu istikrarsızlık unsurlarından kurtulmak istedi. MHP'deki yükselmenin nedenlerinden biri de bu. Önümüzdeki günlerde de seçmenin eğiliminin yine istikrarı sağlama çabasında olan partilere doğru olacağını düşünüyorum.
Bununla beraber, CHP'nin seçmen desteğinin azalması yeni bir olgu değil. 1980 sonrasında CHP'nin oyları sürekli düştü. Dolayısıyla burada yapısal bir sorun aramak gerekiyor.
*Nedir bu yapısal sorun?
Kimileri bunu ideolojik ve fikirsel yenilenmenin gerçekleşememesine bağlasa da, seçim sonucunu sadece buna bağlayarak sorunun içinden çıkamayız. Çünkü, 1980 sonrasında CHP'nin takipcisi olan siyasal partiler önemli değişimler gösterdiler. 1983'de Halkçı Parti özelleştirmeye karşı çıkarken, 1999'da CHP özelleştirmeden yana tavır aldı. Ancak CHP'nin fikirlerinin değişmesi yeterli olmadı. CHP'nin bu yeni fikirleri, yeni kadrolarla tamamlaması gerekiyor. Dolayısıyla, CHP'de ana sorun, bir liderlik, yönetim sorunu olmaktan çok, bir kadro sorunudur.
*Mevcut kadrolarla CHP yürümez diyorsunuz...
Evet. Bu kadrolarla CHP bir yere varamaz. CHP'nin kadrolarının terhis zamanı gelmiştir. Bu kadroların bir kısmı 12 Eylül öncesinin kadrosudur. 12 Eylülden bu yana 20 yıl geçmiştir. O tarihte yeni doğan bir bebek şimdi iki yıldır seçmendir. Toplum ve toplumsal istemler değişmiştir. Oysa, toplumun bu değişimine rağmen CHP değişimini gerçekleştirememiştir. Eski politikacılara yeni söylemler söyleterek bir yere varılamaz. Eski, modası geçmiş elbiseden yeni elbise yapılması toplumda "bu yeni bir elbisedir" düşüncesi yaratmıyor. Çünkü kumaşın eski olduğu ortada. Yeni bir elbise istiyorsanız, kumaşı da yenilemeniz gerekiyor.
*Peki, yeni kadrolar nasıl devşirelecek?
Alelacele bir kurultay yapılması doğru olmadı. Partinin önce il ve ilçe kongrelerine gitmesi gerekirdi. Bu kongrelerde partinin içinde bulunduğu durum tartışılabilirdi. Demokratik kanallar açılıp bir tartışma ortamı yaratılsaydı, toplumun bazı kesimleri de CHP'ye katılımda bulunabilirdi. Bu katılımdan da üst yönetimlere yeni isimler çıkardı. Dolayısıyla, bu kurultay yanlış programlanmıştır. Bu kurultay için yapılacak en iyi şey, bir arama kurultayı, seçimin yenilgisinin tartışıldığı bir toplantı olmasıdır. Seçimli bir kurultayın kongrelere dayanılarak yapılmasında yarar vardır.
*Mevcut delegelerle kurultay yapılmasını yanlış buluyorsunuz...
Hayır, kurultay delegelerini eleştirmekten çok, partinin il ve ilçe kongrelerinde bu konuyu tartışmamız gerekiyor diyorum. Parti her tarafından sarsılmış. İller, ilçeler bunu genel merkeze yansıtacak bir ortam bulamamışlar. Alelacele bir ay içindeki bir kurultayla, partinin radikal bir çözüm üretmesi çok zor. Partinin şu anda içinde bulunduğu iki temel fakat paradoksal sorun var: Birisi yenilenme, diğeri eskiyi koruyabilme sorunu. Eskiyi korumak 8.7 oy oranını korumaktır. CHP bugün çözülme aşamasına gelmiştir. Bu nedenle çözülmeyi hemen engellemek gerekiyor. Bu çözülmeyi engelledikten sonra da partinin yenilenme aşaması gelecektir. Çözülmeyi engelleyen kadro, zamanla bir kenarda durarak yenilenmenin önünü açmalıdır. Yeni kadroların partinin üst yönetimine taşınması gerekiyor. Bu zor bir süreçtir. Ancak yenilenme mutlaka yeni kadrolarla olmalıdır.
CHP tarihinde birkaç defa yenilenme yaşamıştır. En sonuncusu 1970'li yılların başında ortanın solu hareketiyle olmuştu. Bu yenilenme CHP'ye yeni kadrolar getirmiş ve parti yönetimine el konulmuştur. Bazı kadrolar öylesine tasfiye olmuşlardı ki, iki ayrı parti halinde CHP'den koptular. Mutlaka ve mutlaka partide bir kabuk değişimi olmalıdır. Aksi halde CHP'nin toplumun önüne farklı olarak çıkması mümkün değildir.
*Muhafazakar değerlere, dinsel hassasiyetlere karşı CHP'nin hırçın tavrı da zararlı olmadı mı?
Kuşkusuz Türkiye'yi 1940'lı yıllardaki CHP modeliyle yönetemeyiz. Bu modelin asgari bir seçmeni olduğunu düşünerek Deniz Baykal barajı geçebileceğini düşündü. O rakam dahi olumsuzlukları örtemedi. Bana kalırsa katı bir modernist ve laisist siyaseti destekleyen kitleleler çok küçük olmasa bile, CHP'nin ideolojisini bu ilkelere dayandırması CHP'yi iktidar yapmaz, ana muhalefet de yapmaz. CHP öncelikle kendisini sol bir parti olarak tanımlamalı. Dinde hoşgörü arayışında CHP elbette daha yumuşak bir çizgi çizmelidir. CHP dinle devlet arasında da kutuplaşmaya yol açmayacak bir siyasal yaklaşımı sergilemelidir. Ayrıca Türkiye 15 yıldır terörle mücadele ediyor. Bunun da, toplumda yarattığı birtakım tepkiler var. Oysa, CHP'nin Güneydoğu politikası ne Kürt kökenlilerin, ne de bazı Türk kökenli yurttaşlarımızın desteğini alabildi.
*DSP'nin solu temsil eder hale gelmesi, CHP'nin yok olması gibi bir süreç başlayabilir mi?
Böyle bir tehlike var. CHP bunu ancak büyük bir dinamizmle engelleyebilir. Bunu önlemenin yolu CHP'yi adeta yeniden yaratmaktır. CHP bir siyasi parti olarak kendini tanımlayıp, toptan yaratmalı.
*DSP'nin sol parti olmadığı gibi bir taktik CHP'nin işine yarayabilir mi?
DSP'yi sol bir parti olarak nitelemeyerek CHP'nin mesafe alması mümkün değildir. Nihayetinde DSP'ye verilen oylar CHP'nin de potansiyel oylarıdır. DSP ile CHP'nin arasının açılmasını ne taktik, ne de siyasi bakımdan doğru bulmam.
*CHP'nin bu oy oranlarıyla DSP'ye katılması daha doğrudur görüşüne ne diyorsunuz?
DSP ile CHP arasında önemli farklar var. DSP'nin ciddi bir parti örgütlenmesi yok. DSP oylarının büyük bir kısmının konjonktürel olduğunu, bir kısmının da taktik nedenlerle verildiğini unutmamak lazım. Türkiye'de ciddi bir sol siyasal örgüte gereksinim var. Bu DSP olamaz. Herşeye rağmen en sıkı örgütlenme CHP'de olduğuna göre, bu adres CHP olmalıdır. CHP'nin potansiyeli de küçümsenmemelidir. CHP'nin aldığı oy aslında yüzde 8.7 değildir. Yerel seçimlerde CHP çok daha yüksek oy almıştır. CHP'nin potansiyeli yüksek, ama performansı düşüktür. Bu performansı yükseltmemiz gerekiyor. Bu potansiyeli kullanmamız gerekiyor. DSP'de ise performans yüksek olsa bile potansiyel düşüktür. DSP'ye birçok insan Ecevit için oy atmıştır. CHP'de liderin ötesinde bir parti örgütlenmesi vardır. Nitekim, Baykal istifa edince birçok aday onun yerine çıkabilmiştir. CHP'de liderler, kimlikler ve yarışanlar olabiliyor.
*MHP'li bir koalisyon DSP'yi yaralar mı? CHP'ye yarar mı?
DSP'yi yaralar. Çünkü DSP'li seçmenin bir kısmı sol seçmen. MHP ile koalisyon kolay olmayacaktır. Zaman zaman büyük sıkıntılar çıktığında seçmen arayışlara gidebilir. Burada Türkiye'nin çıkarı ve istikrarı için, böyle bir koalisyona sert bir biçimde hücum edilmesi yerine, DSP ve sol güçlere destek olmanın daha yararlı olacağını düşünüyorum. DSP hata yapmadığı sürece CHP ona destek olmalıdır.
*ÖDP, BP gibi partilerin oy oranı yüzde bir, bir buçuk. CHP baraj sonunu olduğunu bildiği halde neden bu partilerle ittifak arayışına gitmedi?
Taktik nedenlere, kısa vadeli barajı aşma yaklaşımlarını doğru bulmuyorum. Önemli olan CHP'nin yüzde 10.5'ları bulması değil, bir başka ittifakı düşünmeden yüzde 30'lara, kırklara ulaşmak için siyasi değişimleri başlatmasıdır.
*CHP'nin "Atatürk'ün partisiyiz" demesi yanlış değil mi?
Bu doğru da, bir seçim sloganı olarak kullanılması yanlış. Siyasal partiler, Atatürk'ün kurduğu ve kurmadığı partiler olarak ayrılabilir mi? CHP'yi Atatürk'ün kurmuş olması, diğer partilere puan kaybettirmez ve onları aşağılatmaz. Yurttaşlar istediği partiye oy verirler. Ama tarihsel olarak CHP değişimci bir parti olmuştur.
Altı Ok tarihi kökümüz
*Altı Ok için ne düşünüyorsunuz? Bazı ilkeleri eskimedi mi?
Altı Ok'un atılmasının özel bir yarar getireceğini sanmıyorum. İngiliz İşci Partisi gibi tüzüğümüzde bizi engelleyen "dördüncü madde"miz de olmadığı için, "kaldıralım da kurtulalım" diyecek halimiz yok. Altı Ok'un bayrağımızda bulunması bizim tarihsel bağlantımızı, kökümüzü gösteriyor. Önemli olan tüzük, program ve liderin toplum karşısında vurguladığı fikirlerdir. Buralarda çağdaş olmalıyız.
*1971 sonrasında Ecevit'li CHP'nin muhalif tutumunu, CHP sonra hiç alamadı. Muhalif kimliğini kaybetmesi CHP için önemli bir fikriyat aşınması değil mi?
CHP yoksul kesimlerin savunucusu olan bir siyasi parti olmaktan çok, merkezdeki seçmenlere ulaşmak istedi. Avrupa'da da sosyal demokratların toplumun orta sınıflarına yönelmesinin temel nedeni işci sınıfının giderek daralması ve büyük bir orta sınıfın ortaya çıkmasıydı. Sosyal demokratlar bu durum karşısında siyasi fikirlerini revize etme gereği duydular. Oysa Türkiye'de orta sınıfın büyüme süreci henüz başlamadı. Özel kesimde yüksek ücretlerle çalışan, yahut kendi işini yapan güçlü bir orta sınıf henüz yeterince gelişmiş değil. Türkiye'de hala çok büyük bir yoksul kesim var. Özetle, geleneksel - sosyal devletçi sosyal demokrat hareket güncelliğini ve önemini koruyor. Parti yanlış bir teşhisle merkeze çekildi ve bu da çok pahalıya mal oldu. Ama CHP'nin içinde bulunduğu durumu yalnızca ideolojik terimlerle açıklamak yeterli olamaz. Nitekim, Genel Başkan adayları arasında ciddi ideolojik farklılıklar bulunmuyor. Farklı kadrolara veya farklı bakış açılımlarına da sahip değiller. Sıkıntı da zaten burada. Seçim sonucu tamamiyle bir lidere yüklenmiş, diğer adaylardan biri gelirse bu sorun çözülür sanılıyor... Liderlik için birden çok adayın çıkması demokratik bir oluşum olsa da, bu uzun dönemli bir çözüm getirmeyecektir.
|