4 Mayıs 1999 Salı 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
En sevilen lider Ecevit

6 partinin seçmeni DSP liderine 10 üzerinden ortalama 5.76 puan veriyor; onu 5.68 ile Bahçeli izliyor. En az sevilen liderler Baykal (1.93) ve Çiller (2.61)

18 Nisan Analizi
Yılmaz ESMER


hab05a.jpg        Türk seçmeninin partilere, siyasete ve siyasetçilere duyduğu güvensizlik pek çok araştırmanın ortak bulgusu. Gerçi dünyanın hiçbir demokrasisinde siyasetçiye, parlamentere fazla güven duymuyor halk. Hep kuşkuyla, hep kaygıyla bakıyor ona... Ama seçimler öncesinde Türk toplumunda siyasetçinin kredisi iyice dibe vurmuş durumdaydı. Öte yandan, gene aynı Türk toplumunda oy kullanma oranı 1995 seçimlerini de geçti ve yüzde 87 oldu. Demek ki, siyasetçiden umudunu kesen, ona hiç güvenmeyen halk, gene de seçimlerin birşeyleri değiştireceğini, kendi geleceğinde bir fark yaratacağını düşünüyordu. Eğer bu böyle ise, vatandaşın olumsuz tavrı genelde partilere, parti sistemine değil, mevcut partilere ve onların liderlerine miydi? Bulgularımıza dayanarak bu sorulara cevap aramaya çalışacağız.
       Görüştüğümüz seçmenlerin üçte ikisine yakın bir kısmı Türkiye'de siyasi partilere kesin ihtiyaç bulunduğu görüşündeydi. "Partilere hiç ihtiyaç yok" diyenler ise yüzde 6 gibi ihmal edilebilir bir azınlık oluşturuyordu. Partilere ihtiyaç duyuluyordu duyulmasına da, acaba bu partiler sokaktaki insanı ne ölçüde kaale alıyorlardı? Onun isteklerine, taleplerine, görüşlerine ne ölçüde duyarlıydılar? İşte bu soru sorulduğunda yüzdeler, bir önceki soruya göre ters yüz oldu.

hab05a1.jpg        "Partiler vatandaşın düşünce ve görüşlerine çok önem verir" diyenlerin oranını sadece yüzde 6 olarak bulduk. Buna "biraz önem verir" diyenleri de katınca toplam yüzde 15'e ulaşıyordu topu topu! Partileri siyasi sistemin işlemesi için kesin olarak gerekli gören toplum, onlardan beklediği ilgiyi bulamadığı kanısındaydı.
       Türk toplumu yüzde 87 oranında sandık başına gitmişti ama kendisini bir partiye yakın hissettiğinden, o partiyi heyecanla desteklediğinden mi? Sandık başına gitmeyen seçmenlerin yarısından çoğu hiçbir partiye yakınlık duymuyordu. Ama asıl ilginç olanı, oyunu kullanan seçmenin yaklaşık beşte ikisinin de kendisini hiçbir partiye yakın hissetmediğini söylemesiydi.

hab05a2.jpg        İlginç bir nokta da, çeşitli partilere oy verenler arasında kendisini "bir partiye yakın hissedenlerin" oranlarının önemli farklılıklar göstermesi. Bu konuda en yüksek bağlılık CHP'ye oy verenlerde: yüzde 82. DSP'ye oy veren seçmenin ise sadece yüzde 53'ü kendisini bir partiye yakın hissettiğini söylüyor. Bu bulgu da Tarhan Erdem'in "DSP'nin oyları, ileride başka nedenle ihtiyaç duyulduğunda kullanılacak bir depo niteliğindedir" (bknz. Cumhuriyet, 2.5.1999) şeklindeki görüşünü doğruluyor.
       Araştırmada, seçmenlerden 7 siyasal partiyi ne ölçüde beğendiklerini ya da beğenmediklerini 0 ile 10 arasında bir not vererek ifade etmelerini istedik. Partilerin seçmenden aldığı notlar, doğal olarak seçim sonuçlarını yansıtıyordu. Ancak hiçbir parti 10 üzerinden 5'i geçip 6'ya ulaşamadı. En yüksek notları alan MHP ve DSP 5.2'de kaldılar. HADEP 0.8 ile beğenilmeme rekoru kırdı. HADEP'i 2.02 ile CHP izledi.
       Seçmenin parti değerlendirme notlarına bakarken asıl ilginç olan, çapraz puanlar. Bir başka deyişle, bir partiye oy verenlerin, başka partilere verdikleri notlar. Tablo 1'de 6 partinin seçmeninin hem kendi partisine, hem diğer partilere verdiği notlar izlenebiliyor. Bu tablodan çıkan birkaç ilginç sonucu sıralayabiliriz:
       * Oy verdiği partiye en yüksek notu verenler, 10 üzerinden 8.7 ile MHP'liler. Onları 8.4 ile
hab05a3.jpg        DSP'liler izliyor.
       * Altı parti seçmeni arasında kendi partisine en düşük notu verenler DYP'liler.
       * ANAP seçmeni, kendi partisinden sonra en yüksek notu (5.8) DSP'ye veriyor.
       * CHP'liler de ANAP'lılar gibi, kendilerinden sonra en fazla DSP'yi beğeniyorlar. CHP'lilerin DSP'ye verdiği not 6.1. Ancak bu aşk tek taraflı. DSP seçmeni CHP'ye 2.2 not biçmiş.
       * DSP'lilerin kendilerinin dışında en yüksek notu MHP'ye; onun hemen arkasından ise ANAP geliyor. Üstelik bu yakınlık tek değil iki taraflı. MHP'liler de en yüksek nota DSP'yi layık buluyor.
       * Diğer partileri değerlendirmeleri açısından notu en kıt olanlar MHP'liler (ortalama 2.2); başkalarına en bol not verenler ise başlarında bir üniversite hocası bulunan DYP'liler (ortalama 3.3).
       Ve son bir nokta:
       * DSP'lilerin en yüksek notu verdiği iki parti MHP ve ANAP. ANAP'lılar ilk iki sırayı DSP ve MHP'ye veriyor. MHP'lilerin en yüksek puanı da DSP'ye.

Seçmen koalisyonu

       18 Nisan seçimleri öncesinde bazı liderler kıyasıya eleştirildiler. Sonuçlar da galiba bu eleştirilerin haksız olmadığını gösterdi. Araştırmada, seçmenlerden sadece partilere değil, liderlere de 10 üzerinden bir not vermelerini istedik. Liderlerin tüm seçmenlerden aldıkları ortalama notlar şöyle: Ecevit 5.76, Bahçeli 5.68, Yılmaz 3.6, Kutan 3, Çiller 2.6; Baykal 1.9. Bunlar genel ortalamalar. Ama tabii daha ilginç olanı liderlerin hem kendi partilerine, hem de diğer partilere oy veren seçmenlerden aldıkları notlar. Bu notları da Tablo 2'de görüyoruz. Bu tablonun bazı ilginç bulgularına bir bakacak olursak:
       * Kendi liderlerini en fazla beğenenler MHP'liler ve DSP'liler.
       * Kendi liderine en düşük puanı verenler CHP'liler. CHP seçmeninin Baykal'a verebildiği not sadece 5.4. Ancak daha da ilginci, CHP seçmeninin Ecevit'e Baykal'dan daha yüksek not vermesi.
       * Başka bir partinin liderine kendi genel başkanından daha yüksek not veren bir ikinci grup da DYP'liler. DYP seçmeninin Bahçeli'ye 6.3, Çiller'e ise 6.2 puanı uygun bulduğu görülüyor.
       * Tablo 1 ve Tablo 2'yi karşılaştırdığımızda, üç partinin seçmeninin, liderine kendi partisinden daha düşük not verdiğini görüyoruz: CHP, DYP ve FP.

Seçmenin tercihi DSP -MHP -ANAP koalisyonu

       Seçmenlerin çapraz değerlendirmelerinden kendi partileri dışında hangi partilere ve liderlere sempati ile baktıklarını görmek mümkün. Dolayısıyla da, bu verilere dayanarak koalisyon tercihlerini dolaylı olarak çıkarabiliriz. Ancak araştırmamızda biz seçmene hangi partilerin kuracağı bir koalisyonu tercih ettiğini doğrudan sorduk. Aldığımız cevaplar büyük çoğunluğun bir DSP-MHP -ANAP hükümetinden yana olduğunu gösterdi. Bu üç partinin koalisyonunu isteyenlerin oranı yüzde 64'ü bulurken, ikinci sıradaki DSP -ANAP -DYP koalisyonu yüzde 13'te kaldı. Dört sağ partiyi hükümette buluşturan seçeneği tercih edenler ise sadece yüzde 11 oldu.
       Peki, koalisyona girmesi kesin olarak istenmeyen partiler var mıydı? Görüştüklerimizin yüzde 63'ü bu soruya "Evet, var" cevabını verdiler. Hükümette kesinlikle görmek istemedikleri bir partinin bulunduğunu söyleyenlere ise bu partiyi sorduk. Onların da yüzde 42'si FP'nin adını verdi. Koalisyonda istenmeyenler listesinin ikinci sırasında ise yüzde 21 ile DYP yer aldı.

       Yarın: Partilerin başarı ve başarısızlık nedenleri


© 1999 Milliyet