Türban ve kriz!Hasan CEMAL
Türkiye'nin huzur ve istikrara her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Doğru olan gerilim yaratmamaktır. Birtakım hassasiyetleri kaşımamaktır. Bazı tarihi hesaplaşmaların işaretini Meclis zemininde çakmaya kalkışmak tehlikeli bir oyundur.
Türbanı mesele olmaktan çıkarmak için...
Türbanlılardan biri
Nesrin Ünal, MHP milletvekili. "Türbanımı Meclis'te siyasi şov aracı yapmam, kurallara uyacağım" dedi ve Meclis'e başını açarak geldi.
Diğeri
Merve Kavakçı, Fazilet milletvekili. Daha Meclis'in ilk gününde türbanıyla meydan okudu. Bunalım kışkırtıcılığı yaptı.
Başını açan Müslüman değil mi?
Türbanını çıkardığı için daha mı az inançlı Nesrin Hanım?
Yoksa türbanını Meclis zemininde ideolojik bir bayrak gibi sallayan, başörtüsünü politik kavga aracı haline getiren Merve Hanım mı daha Müslüman, daha inançlı olan?..
Şu sözler
Demirel'in:
"Bu İslam'ın şartı değil fitnedir. İslam'da fitne katilden beterdir. Bu bir provokasyondur."
Şu sözler
Ecevit'in:
"Türkiye'de hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor. Ancak Meclis hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar, devletin kurallarına, geleneklerine uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir."
Cumhurbaşkanı da haklı, DSP lideri de...
Merve Hanım özel yaşamında istediği gibi giyinir kuşanır. Buna kimsenin bir diyeceği olamaz. Meclis binasına başı örtülü gelmesine, kendi Meclis bürosunda başı örtülü çalışmasına da kimse karışamaz.
Ancak Meclis çalışmaları için Genel Kurul'a ya da komisyonlara toplantı için girerken Meclis'in geleneklerine, kurallarına uyması gerekir.
Ama uymak istemiyor.
Çünkü Merve Hanım'ın amacı meydan okumak. Bazı hassasiyetleri kaşımak. Bir ilkin altına imza atarak bir kapıyı aralamak...
Hoca memnun mu?
Erbakan Hoca şimdi memnun mu?
Siyasetin daha ilk günden karışması, politik tansiyonun yükselmesi neye hizmet edecek ki? Bu sayede yasağı mı kalkacak Hoca'nın? Eli mi güçlenecek?
Hiçbiri olmayacak.
Bu krizli başlangıcın altında öyle anlaşılıyor ki Hoca var. Hoca'nın benden sonra tufan anlayışı var.
Ne yazık!
Bu kriz havasının Hoca'ya da, Fazilet Partisi'ne de, Türkiye'ye de herhangi bir faydası yok. Ülkemizin huzur ve istikrara her zamankinden daha çok ihtiyacı var. O yüzden doğru olan politik tansiyonu düşürmektir.
Gerilim yaratmamaktır!
Bunun için de birtakım hassasiyetleri kaşımamak gerekir. Laik demokratik Cumhuriyet rejiminin temellerine dönük o çok iyi bilinen tarihi hesaplaşmaların işaretlerini TBMM'nin zemininde vermeye kalkışmak gerçekten tehlikeli bir oyundur.
Kaçınmak gerekir bu oyundan!
Aksi halde kutuplaşma tırmanır.
Sormak lazım:
Kim zararlı çıktı
28 Şubat'tan? Erbakan Hoca bu sorunun yanıtını bilmiyor mu? Yüzde 21'den yüzde 15'e düşen Fazilet Partisi'nin yöneticileri bilmiyor mu?
Yoksa Hoca'nın derdi
kan davası mı?
Bu nokta üzerinde bütün Fazilet Partililerin soğukkanlılıkla düşünmelerini diliyorum.
Fazilet'i yenilemek, kendi kendini yönetir hale getirmek, yani davulla tokmağı aynı ellere teslim etmek için halisane düşünceler içinde olduklarını bildiğimiz bazı Faziletlilerin parti içinde ağırlıklarını koyma zamanı çoktan geldi. Yeni yeni Hasan Hüseyin Ceylan'lar, Şevki Yılmaz'lar, Halil İbrahim Çelikler, Hasan Mezarcı'lar mı yaratılmak isteniyor?
Parti böyle mi kurtulacak? Yoksa böylelerinden kurtulduğu zaman mı kurtulacak?
Ne yapmalı?
Bu ülkenin türbanla bir meselesi yok. Bu ülkede isteyen istediği gibi giyiniyor kuşanıyor. İsteyen başı örtülü yaşıyor, isteyen türbanlı...
Farklılık kamu yönetiminde, devlette. Bu açıdan her ülkede bazı düzenlemelere rastlanır. Çünkü her ülkenin kendine özgü hassasiyetleri vardır. Buna göre oluşmuş gelenekleri, kuralları vardır.
Bizde de bu var.
Biraz da fazlasıyla...
Çünkü, çoğunluğu Müslüman olan bu ülkede demokrasinin altyapısını oluşturan
laik düzen son derece önemlidir. Türkiye'nin bu özelliği ve bu yapısal özelliğinden kaynaklanan birtakım hassasiyetleri gözardı edilemez.
Evet, türbanı bu ülkede bir mesele olmaktan çıkarmalıyız. Örneğin bazı üniversitelerde, yüksek okullarda rastlanan türban yasağından kurtulmanın yollarını zamanla ve suhuletle bulabilmeliyiz.
Evet öyle.
Ancak, türbanı sorun olmaktan çıkarmanın yolu gerginlikten, kutuplaşmadan geçmiyor, Sayın Fazilet Partililer, bunu bir kenara not edin!
Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr