Ecevit'in misyonu
Merve'nin türban sorununun yüzyılın sonunda hala
"Cumhuriyet'le rövanş" arayışında olan kadrolarca
"sömürülme" biçimi; Meclis'i daha açılışta
"sakatlamakla" kalmadı, uzlaşmaya dayalı hükümet çıkarma çabalarını da zora soktu.
Türban krizi tırmandırılmaya devam ederse - ki Kavakçı başörtülü yeminde ısrarlı gözüküyor - Ecevit'in liderliğindeki Demokratik Sol Parti'nin
"misyonu" koalisyon hesaplarının çok ötesine geçer. Bülent Bey böyle zamanlarda
"içine sindiremediği" gelişmeleri kamuoyu ile paylaşır. DSP liderini son yıllarda hiç bu kadar öfkeli görmemiştik; Fazilet'in türban baskını karşısında Meclis kürsüsünden
"Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Bu hanıma haddini bildiriniz" diye seslenirken
"tarihi" bir uyarı yapıyordu. Öteki partilerin
"hazin" suskunluğu, ettikleri
"yemin"e ters düşse bile, 414 sandalyesi
"sağ"da olan parlamento aritmetiğine aykırı değildi!
Cumhurbaşkanı Demirel'in
"ajan provokatör" nitelemesi devletin zirvesindeki
"şok"u yansıtmaya yetiyor.
Çankaya'dan hükümeti kurma yetkisini alan Ecevit'in liderlerle yapacağı
"ilk tur" görüşmelerde önceliği,
"laik, demokratik Cumhuriyete bağlılık" ilkesine vereceğini açıklaması Milli Güvenlik Kurulu'nun son toplantısında ifade edilen
"duyarlılık"la örtüşüyor.
Ecevit yola çıkarken Türkiye'nin aydınlık geleceğinden ödün vermeyecek bir ortaklık arıyor.
DSP lideri, hükümete girmeye
"aday" partilerde bu kararlılığı görmezse, başbakanlıkta ısrarlı olmayabilir.
"Üçüncü MC kurulur", rejime sahip çıkma görevi de kökleri Cumhuriyet'in kuruluşuna uzanan partilere (Meclis içinde DSP, dışında CHP) düşer. Çünkü, Fazilet'in de kapatılan Refah gibi,
"siyasal İslamcı ideolojiyi" yeni silahlarla topluma yaymaya çalışacağı anlaşılıyor. Merve Kavakçı'yı
"tesettürlü" Meclis'e sokmakla, türban yasağını delmiş oldular. Yarım kalmış
"yemin töreni" 12 Mayıs'taki başkanlık seçimleri öncesinde tamamlanmaya çalışılacak.
İlahiyat hocaları, "Örtünme, Kuran'da inanç esasları içinde mütalaa edilebilecek birinci dereceden emir değildir" deseler de Erbakan - Kutan ikilisi
"Cumhuriyet'le rövanş" anlayışının ürünü kadrolarla, kadınların başörtülü girebildiği İran'ın mollalar Meclisi benzeri oluşumlara çanak tutuyorlar. Din bezirganlığının geçen defa 28 Şubat'a yol açtığı unutulmasın. Fazilet'in oyları yüzde 15'e neden geriledi? Ecevit'e dua etsinler! Akbil skandalı seçimden önce açıklansaydı İstanbul'da belediye FP'nin elinde kalabilir miydi?
"Milleti soy, vekilin başını ört."
İlginçtir. Ecevit, Meclis'te tarihi uyarısını yaparken bir grup eski milletvekili, televizyon başındaki İnönü'ye
"CHP'nin başına dön" ricasında bulunuyordu.
Cumhuriyet karşıtı akımların laik ve demokratik düzene meydan okuduğu bir Türkiye'de, doğrusu DSP ve CHP'yi aynı bayrak altında toplayacak partinin başına Ecevit'in geçmesi değil midir? Ecevit'in yeni
"misyonu" bunu gerektiriyor.
Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr