3 Haziran 1999 Perşembe 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Yılmaz ÇETİNER Fotoğrafı: 4788 bayt
Trafikte tek mi, çift mi?

       Uygar ülkelerin ünlü büyük illerinde her geçen yıl trafik sorunu daha da artıyor, Londra, Paris, Köln, New York müthiş bir bunalım içinde. Hele o daracık sokakları, caddeleriyle Roma trafiği insanlara adeta azap veriyor ama artık bu azaba herkes kendini alıştırdı. Ya kısa mesafelere yayan gidiyor, ya özel arabasını bırakıp trafiğin yoğun olmadığı saatlere göre hareketlerini ayarlıyor.
       Ama oralarda şimdiye kadar hiç duymadık, görmedik ki; yetkili makamlar özel otomobillerle tek mi, çift ki oynasın.
       Bizim İstanbul'un, güler yüzlü Valisi ise, göreve başladığı ilk haftadan beri tutturdu; ille "tek mi, çift mi" diyor veya trafiği rakamlarla yönetmek istiyor. Henüz bir yıl önce bu konuda halkın tepkisini gördü ama bakıyoruz konuyu yine temcit pilavı gibi getirdi önümüze koydu. İlle özel araçları bu yöntemle trafiğe çıkartacak ve tarihe geçecek. Rahmetli Fahrettin Kerim Gökay Hoca'nın domates fiyatlarını ucuzlatmak için domates tanzim satışı yapması gibi...
       Böyle bir yasağın uygulanması mümkün değil. Ayrıca da halka çektiği sıkıntılar yetmiyormuş gibi işkence ve azap vereceği bir gerçek. Ancak, Sayın Valimizin bu öneriyi nasıl bir fikri sabit haline getirdiğini anlamak mümkün değil.
       * * *
       VALİMİZ elbette halka kolaylık sağlayabilmek amacıyla ikide bir, "tek mi, çift mi" diyor ama bunun çeşitli mahzurlarını ve hatta uygulanmasını kontrol edebilecek ekibinin bile mevcut olmadığını bilmiyor mu? Bugünkü trafik polisinin sayısını iki tatına çıkartsa yine bu nizamı sağlaması mümkün değil.
       Plakasının son rakamı 1 - 2 olanlar pazartesi, 3 - 4 olanlar salı, diğerleri de aynı yöntemle yola çıkacakmış. Vatandaşlar, birbirlerine yardım etmeli, birbirlerini taşımalıymış. Aman ne güzel; fakat sevgili Valimiz, bu önerdikleriniz bugün İsviçre'de bile hayal oldu, 50 yıl öncesinin tatlı anıları olarak kaldı. Orta Asya'dan Balkanlar'a ve oradan Arap çöllerine kadar her ülkenin devamlı fuarı haline gelen ve Babil'e dönen İstanbul'da böyle bir romantizmi yaşamak ne mümkün.
       Yollarda her gün 300 bin araç azalacakmış, kan damarları şakır şakır akacak, kalbi pompalayacak, oksijen verecek, İstanbullu yaşayacakmış. Aman ne mutluluk.
       * * *
       İSTANBUL Valisi böyle bir karar alabilirse ki mümkün değil; o zaman bu yöntem, sadece en yüksek gelirli 3 - 5 otomobil sahibi olanları tedirgin etmez. Her sabah çocuklarını okula, eşini işine götüren yaklaşık 2 milyona yakın özel otomobil sahibi İstanbullu vatandaşa ise, sadece işkence değil, haksızlık ve hukuksuzluk olur. Sanırım Sayın Valimiz böyle bir hataya düşmez.
       Hemen ilave edeyim. Her gün İstanbul sokakları, caddeleri hatta köprüler etrafa zehirli gaz saçan egzozları bozuk binlerce otobüs, kamyon ve otomobilin tehdidi altında. Bunu kontrol altında tutup önleyebiliyorlar mı? Bundan daha büyük insan kıyımı olabilir mi? Çevre kirliliği ile uğraşanlar bile bu konuyla yeterince ilgilenemiyorlar. Vatandaş habire gaz yutuyor, hem de mecburi olarak.
       Efendim egzoz kontrolu yaptırıyoruz. Hepimizin gözleri önünde, simsiyah duman çıkartarak geçen araçlar oldukça bu kontrolun layıkıyla yapıldığına kim inanır? Aslında bu görev birtakım özel firmalara verilmiş bir rant kapısı ki, apayrı bir gazeteci incelemesine değer. Bakın altından neler çıkar.
       Değerli Valimizden tek mi, çift mi yerine İstanbul halkını zenirlenmekten kurtarmasını rica ediyoruz. Trafiğin sıkışıklığına nasıl olsa alıştık.



Yazara E-Posta: y.cetiner@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet