Şeffaflık olmazsa demokrasi tökezlerTESEV’in ‘Kamu Maliyesinde Saydamlık’ konferansında varılan sonuç
Yavuz Baydar

Dünya, yönetimden “yönetişimöe doğru ilerliyor. “Buyurgan devletöin yerini “esnek devletö alıyor. Yukardan aşağı işleyen karar mekanizması verimlilik getirmiyor. Atanmış ve seçilmiş “otoriteö, toplumdan gelen talepleri hem sürekli olarak dinliyor, hem de ortak zeminde belirlenen uygulamaları bütün süreç boyunca denetime açık tutuyor. Yönetim uygulamasına ilişkin bilgileri düzenli, anlaşılabilir, tutarlı ve güvenilir biçimde rapor ediyor. “Yönetişimöin kısa açıklaması böyle. Önkoşulu ise saydamlık. Çok yüzlü bir prizma gibi bu: Devlet - toplum ilişkilerinin her yüzeyinin “içeriyiö ve “dışarıyıö görecek şekilde
düzenlenmesinin, gelişkin ve gelişen demokrasilerde görülen hastalıkların tedavisinde hayati önemi var. Devleti yönetenlerin halka hesap vermesini sağlayan saydamlık, özgürlük ve refah kapılarını açan bir güç. “Türkiye’de Devlet Reformuö gibi çok katmanlı bir sorunun irdelenmesi ve çözüm yöntemlerinin ortaya konması amacıyla kolları sıvayan Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) 14 Haziran’da yapılan “Kamu Maliyesinde Saydamlıkö konulu toplantısı, bu kavramların enine boyuna tartışıldığı bir “açık oturumö niteliğindeydi.
Kamu maliyesi deyince, “Aman ne sıkıcı!ö deyip geçmeyin. Büyük önem arzeden bir konu bu: Günümüz Türkiyesi’nde yolsuzlukların, ahlaki çürümenin, yozlaşmanın anlaşılması açısından belki en önemli inceleme alanı bu.
Türkiye’de “Kamuya Hesap Verme Sorumluluğuö henüz zihinlerde temayüz edebilmiş bir kavram değil. Toplantıya katılan iki iktisatçının, İzak Atiyas ile Şerif Sayın’ın yaptığı bir araştırma, tabloyu gözler önüne seriyor: “Uygulama öncesiö aşamada, sivil toplum örgütleri Merkez Bankası bilançosu, bütçe gerçekleşmeleri gibi alanları ölçülü de olsa izleyebiliyor.
Aynı aşamada Meclis’teki Bütçe Kanunu veya siyasi parti programlarına da erişmek mümkün. Ancak “Uygulama sonrasıö aşamada mali saydamlık - hemen hiç tartışılmayan - Kesin Hesap Kanunu hariç sıfıra yakın. Devletin “maliye salonuönun içindeki ışıklar yanmıyor.
Karanlık alan
İki araştırmacıya göre elde edilebilir bilgiler de problemli: Bütçe dışı fonlarda hedef - sonuç karşılaştırması hiç yok. Bütçe dışı mali ve benzeri harcamalar ve görev zararları, aynı şekilde. Vergi harcamaları da kapkaranlık bir alan. Konsolide bütçe dışında hiçbir karşılaştırma yapılmıyor. Muhasebe ve denetim standartlarına uyulmuyor. Örneğin aktif satışı olarak ayrı bir kalemde gösterilmesi gereken özelleştirme gelirleri, bütçede gösteriliyor. Bürokraside büyük bir yetki karmaşası var: Görev ve sorumluluklar, anlaşılması ve izahı çok zor bir “ilişkiler ağıö içinde. Kısacası, yurttaşın bütçe hakkında her aşamada bilgi edinmesi veya taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini denetlemesi yolunda hiçbir adım atılmıyor; sorunların büyümesine karşı bir yenilenme niyeti de görünmüyor.
Hazine, Maliye ve DPT bürokrasisi Türkiye’nin temel standartlarla yakınlığının sağlanması için bazı çalışmalar başlatmışlar, ama siyasi istikrarsızlık ve bir de buna eklenen, “kapalılığın sürmesiönden yana siyasi tercihler, çalışmaların önündeki önemli engeller. Yenilikçi bürokratlar, özellikle sivil toplum örgütlerinden saydamlık yönünde talep, faaliyet ve “dışardanö ısrarlı destek bekliyorlar.
Kapalılığın faturası ağır
Toplantıya katılan DPT uzmanı Hakan Yılmaz, “kamu kaynaklarının harcama taahhüdü ve hizmet dökümüö olan Bütçe’ye dair bilgilerin ve denetimlerin kamuya açıklığını ölçmüş. Elde ettiği sonuç, parlak değil ama umut kırıcı da sayılmaz: Tam saydamlık yüzde 100 ise, Türkiye ortalama yüzde 59 dolayında. Gene de, Yılmaz’ın, bir TESEV üyesinin “gerçekçi bakıldığında bu sayının yüzde 50’nin altında olduğuö iddiasına pek itiraz etmediğini de belirtmek gerek.
Yetki merkezileştikçe yolsuzluk oranı da o ölçüde artıyor. Türkiye’deki temel sorunlardan biri bu. Özellikle ihalelerde yaşanan problemlerde esas faktör bu. Türkiye, “ihalelerde bürokratlarla yapılan görüşmelerin tüm ihale sürecine oranıö gibi istatistiklerde Çin ve Vietnam’ın ardından dünya üçüncüsü. Sürecin yüzde 15’lik bir kısmı bürokrasiyi “iknaöya harcanıyor. Anlamın içinde “rüşvetö kavramını bulmak kolay.
TESEV toplantısından çıkan ortak görüş açıktı: “Kapalılıköla bu ülkeyi gelecek yüzyıla taşımanın faturası çok ağır olabilir.
Başlıca çözüm önerileri
Ombudsman: Kamu maliyesini yurttaşlar adına denetleme görevi birçok ülkede “ombudsmanöa veriliyor. Kuzey Kıbrıs’ta olduğu gibi, Türkiye’de de uygulanabilir.
Mali Sorumluluk Yasası: Avustralya’da yürürlüğe giren bu yasa, getirdiği 3 ayda bir denetim gibi uygulamalarla, ülkeyi dünyanın en açık sistemine sahip olanlarından başlıcası kıldı.
Bilgi Edinme Özgürlüğü: Tam demokrasilerin hemen hepsinde değişik içerikli olarak yürürlükte olan bu yasa, kapalı devletin yurttaşlara açılması, onların tam güvenini kazanmasında en önemli adımlardan biri olarak görülüyor.
Servet beyanı: Türkiye’de politikacı - işadamı - bürokrat üçgeninde ortaya çıkan derin yolsuzluk ve ahlaki çürümenin önünün alınabilmesi için, yönetimde yer alanların kişisel varlıklarına saydamlık getirmesi bir etik kuralı olarak uygulanmalı ve istenmelidir.
Kamuya açık toplantılar: Daha çok ihalelerde uygulanan bu sistem gündemdeki ihaleler öncesinde yargı temsilcileri, yurttaşlar, medya ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin biraraya gelerek söz konusu ihalenin bütün özelliklerini ve koşullarını öğrenmelerini, sorulan soruların hepsine yanıt verilerek şüphelerin giderilmesini öngörmekte.
Acil müdahale: Almanya’daki bu uygulama, yolsuzluğun yaygın olduğu yerel yönetimlerde denetimin etkin hale getirilmesini sağlıyor. Bir vakanın ortaya çıkmasıyla, yetkisi genişletilmiş savcı derhal bağımsız denetim birimlerini devreye sokuyor. Denetimde yolsuzluk belirtileri saptandığında, sorunun siyasi nitelik kazanmaması için, savcı soruşturma başlatabiliyor.
Vergi mükellefleri hesap sormalı: Genelde bütçelerin yüzde 60’ı denetimsiz, “çarçuröediliyor. Dünyada örnekleri görüldüğü gibi, vergi mükelleflerinin oluşturacağı sivil toplum örgütleri, bunun ısrarlı takipçisi olmalı.