25 Haziran 1999 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Biz yapmadık, medya yaptı

Gerçeğin aynası görevini üstlenen medya "aynadaki yüzler" tarafından hep suçlandı. Cumhurbaşkanından, sanatçıya adı her pürüze karışan "Bu medya da çok oluyor" diyerek sıyrılmaya çalıştı

Önay Yılmaz

hab04.jpg        Medyanın olayların üzerine gitmesi, başta siyasiler olmak üzere her zaman birtakım çevreleri rahatsız etti. Özellikle siyasiler, işlerine gelmeyen durumlarda basını suçlama yolunu seçti.
       Yakın tarihe bakıldığında, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ilk akla gelen örnek. Özal'ın medya hakkındaki düşünceleri hala hafızalarda. Medyanın siyasi yasakların kaldırılması yönündeki tavrına kızan Özal, basını karşısına aldı. Gazetelerde çıkan haberleri sürekli tekzip ederek tazminat davaları açan Özal'ın basın hakkındaki şu sözü unutulmadı:
       "Türkiye'de ikibuçuk gazete kalacak. Zenginliğimi basın davalarına borçluyum. Basın davalarından 800 - 900 milyon kazanmışız."
       Özal'dan sonra iktidara gelen ya da haklarında bazı olumsuz haberler yayınlanan siyasiler, bürokratlar ve sanatçılar hep medyayı suçladı. İşte bazı örnekler:
       * Tansu Çiller: Medyayla yıldızı parlayan Çiller'in son yıllarda basınla arası açıldı. Refahyol hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Çiller, bazı gazetelerin orduyla hükümeti karşı karşıya getirmek istediğini öne sürdü. Çiller'in medyayla en büyük kavgası ise 9 Nisan 1999'da oldu. NTV'de canlı yayında Erzurum konuşmasıyla ilgili olarak medyayı suçlayan Çiller, "Önce ihbar ediyorlar, sonra haber yapıyorlar" dedi.
       * Necmettin Erbakan: Kapatılan RP'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın medyayla arası hiç iyi olmadı. Erbakan, Susurluk skandalında özellikle basını hedef alarak, "Fasa fiso, rantiyeci medyanın abartması" dedi. Erbakan toplantılarını sürekli basına kapalı yapmayı yeğledi.
       * Hikmet Uluğbay: 75. hükümetin Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay, bankalar yasası alt komisyonda görüşülürken bir ajansın geçtiği haberin "yalan" olduğunu söyledi. Uluğbay, basına "ağır yaptırım" getirilmesini istedi. Bunun üzerine yasaya, bankaların soyulduğunu, zor durumda olduğunu yazan basın kuruluşlarına kapatma, gazetecilere hapis ve para cezası maddesi eklendi.
       * Emrah: Kendisini görüntülemek isteyen Şamdan muhabiri Okan Işık'a saldıran Emrah, filmlerini zorla aldı. Manken Ayşin Sarılı ile birlikte olmadığını öne süren Emrah, basını komplo düzenlemekle suçladı.
       * Halit Güler: Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Güler, "Çağdaş Dünyada Yeni Düzen Arayışları ve İslam" adlı kitabının önsözünde medyayı suçlayan ifadelere yer verdi. Medyanın İslam düşmanlığı yaptığını, Türk ailesini yıktığını öne süren Güler, "Toplumu doğru ve hayırlı işlere yönlendirecek tek güç dindir. Medya bu gerçeği görmeden bu görevi ifa etmeye kararlı ise ilerde ortaya çıkacak kargaşalıktan ve kavgadan kendini koruyamaz" dedi.



© 1999 Milliyet