|
IŞIK'lı olmak Erdoğan Şenay
Son hafta içinde IŞIK Liseleri'nin diploma törenlerini, genç mezunların veda gecelerini kovalarken, kendimi rüya aleminde sanıyorum inanınız ki...
Kendimizi futbol dünyasının sihrine kaptırıp, "O maç senin, bu maç benim" hırgürü içinde zamanı hoyratça harcarken, bizim küçükler de nasıl büyüyüp, "delikanlı yaşlara gelivermişler"... Halbuki küçük Selen'i, Nişantaşı IŞIK'a, ağabeyi Erdoğan'ı ustamız İslam Çupi ile Ayazağa IŞIK'a teslim ettiğim yıllarda minicik birer çocuktu bunlar... İnsan Ayazağa IŞIK'ın spor salonu tribünlerinden saygın ve göz kamaştırıcı törenleri üst üste ıslak gözlerle izlerken, elinde olmadan karıştırıyor kafasındaki takvim yapraklarını.
Hayriye Vakfı, ona bağlı IŞIK Liseleri ve üniversitesi bu ülkenin öğünülecek bir irfan yuvası. Ülkede eğitim de dahil birçok önemli meselenin gıcırtılı sesler çıkardığı bir devrede, Hayriye Vakfı'nın dimdik ayakta durması ve yücelmeye devam edişi bizce alkışlardan da öte bir saygınlığın adıdır... Ne diyelim, 1885'lerde Selanik'te, yani Osmanlı devrinde Feyz - i Sıbyan adıyla IŞIK'ın ilk meşalesini yakanlara, sonra onu Türkiye'ye taşıyıp, sayısız yorgunluklarla bugünlere getirenlere rahmetler olsun... Yüzyıl içinde bütün IŞIK mezunlarına eğitim veren hocalarımızın tümüne de selam olsun. Dilerim yürekleri mutlulukla dolsun.
* * *
Evet, IŞIK'lılarla beraber yaşadığımız törenlerdeki disiplin, teknik kurgu, öğretmen - öğrenci ilişkisindeki saygı ve dolu dolu sevgi, sanırım bu okullardaki başarının en sihirli anahtarlarıdır.
Futbolumuzda ve öksüz kalmış birçok spor branşında da tek eksikliğimiz plan, program ve disiplin sanırım. Birkaç spor okuluna olan mutlak ihtiyacın hala kulak arkası edilmesi anlaşılır gibi değildir bizce... İsimlerini söylemekte dahi zorluk çektiğimiz yabancılar bu ülkede cirit atmakta ve milyon dolarları kapıp, gitmekte... 19 yaş grubu altında 24 milyon gencin yaşadığı bir ülkede konuyu Türkiye'nin birkaç bölgesinde açılacak spor okulu ile halletmek varken bu anlaşılmaz hovardalıklar niye ki ?.. Ne yani, Türk çocuğu Afrikalı'dan, Rumen'den, Balkan gençlerinden daha mı yeteneksiz ki, bu konuda üretimi yaratmak varken kulüpler aracılığıyla dövizini yabancılara dağıtıyor... Yabancı sayısını beşe çıkaran Futbol Federasyonu bu ülkenin gelecek yıllarında Milli Takım'a oyuncu bulmakta zorluklar çekeceğini göremiyor mu ?.. Eğitimin başındaki Gündüz Tekin Onay arkadaşımız futboldaki bütün eksikleri mazisi ve geleceği ile bilen bir dostumuz... Ama ondan da çıt çıkmıyor... Herkes Birinci Lig'deki süslü maçların ve Milli Takım'ın ne olup, ne olmayacağının peşinde... Ama bölgelerde birkaç spor okulu açıp, futbol, basketbol, güreş, atletizm, voleybol gibi branşları bir çatı altında toplamak ve bilimsel üretime geçmek bu kadar mı zor ?.. Bunları hala kulüplerin veya sponsorların yapacağını hayal etmekte kararlıysanız bilinizki, bu dünyadan hepimiz gözleri açık gideceğiz demektir.
Birkaç günlüğüne de olsa yine IŞIK'lılarla beraber olmak ve onların başarı grafiğini izlemek insanın peşinden takılıp gittiği spor kavramındaki başıbozuklukları daha bir doğru gözlemle perçinliyor kafasına.
|