25 Haziran 1999 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Nail GÜRELİ Fotoğrafı: 5470 bayt
Anadolu'daki ses

       Karamsar olanlara iyimser bir giriş yapalım.
       Geçen hafta büyük çoğunluğu televizyonlarda çalışan yüze yakın gazeteciyle birlikte Kütahya'daydık. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Konrad Adenauer Vakfı ile birlikte düzenlediği yerel basına yönelik seminerlerin on ikincisi olan ve televizyon konusuna ayrılan meslek içi eğitim seminerindeydik. Mesleğin deneyimli gazetecileri gençlere bilgi ve birikimlerini aktarıyordu.
       Hava sıcak mı sıcak... Konuşmacılar mikrofonlu masanın başında bir yandan terlerini siliyor, bir yandan canla başla, içtenlikle konuşmalarını yapıyorlar. Gazeteciliğin meslek ilkelerinden hukuki konulara, haber yazımından kamera kullanımına kadar çeşitli bilgileri aktarıyorlar. Anadolu'nun 18 ilinden gelen genç gazeteciler de ter içinde, ama dikkatle ve notlar alarak dinliyorlar.
       Bu ortam içinde bir örnek: TRT'nin deneyimli kameramanlarından Haber Kameramanları Derneği Başkanı Türkay Koç'un konuşma süresi doluyor, programın sarkmaması için oturum başkanının uyarısıyla sözlerini bağlıyor. Her oturumun sonunda olduğu gibi, bu oturumun sonunda da tartışma bölümünde genç gazetecilerin sorunları yağıyor, ama yine süre yetmiyor. Genç gazetecilerden Manisalı Bahar Memiş, "Bir grup arkadaş adına konuşuyorum, diyor. Türkay Bey'den rica ediyoruz, akşam yemeğinden sonra, bizimle bir toplantı yapıp ayrıca bize bilgi vermeye devam edebilir mi?"
      
Ve inanır mısınız, gece yarısına kadar bir salonda Türkay Koç genç meslektaşlarına onca yılın birikimini ve bilgisini aktarıyor; bir başka köşede basın hukuku uzmanı Avukat Fikret İlkiz gazetecilerin haklarını ve sorumluluklarını anlatıyordu.
       Hani zaman zaman söylenir ya, basın halka yabancılaşıyor, diye. Aslında şunu da eklemek olası: Basın sadece halka değil, gerçek gazetecilere de yabancılaşıyor.
       Ama iki yıldır süren ve bütün Türkiye'yi kapsayan bu seminerlerde pekişen bir başka gözlemimizi de belirtmeliyiz: Birçok alanda olduğu gibi, "medya"nın da umut ışığı Anadolu'dan gelecek.
       Yeter ki, Anadolu'daki sese kulak verilsin, Anadolu'daki gençler fark edilsin.

Bir şiir

       Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte "idealizm" denilen kavram öndeydi! Yeni kuşaklarda da bunun öne çıkma belirtileri var. Dileriz ki, boğmazlar bu yönelişi. Biz size eski kuşakların idealizminden örnekler vermek istiyoruz. Öteden beri tanıdığımız Türkiye'nin kıdemli valilerinden Utku Acun ile bu kez Kütahya'da karşılaştık. Şiire merakı olduğunu biliyorduk. Kendisini büyük kentlerde "adam gibi" yaşamaya çağıranlara karşı yazdığı uzun şiirinden bazı dizeleri aktaralım:
       "Hiç yaşadın mı bir yörede / Lambaya püf demenin onurunu / Paylaştın mı hiç köylülerle / Elektriğe / Ya da suya / Kavuşmanın mutluluğunu. // Bilir misin / Yolsuz, okulsuz, susuz, ışıksız / Anadolu köylerine / Umut olmanın / Hizmet etmenin hazzını. // Bil ki beni mutlu kılan / Anadolu halkıyla paylaştığım yaşam. / Haydi çekil artık yolumdan / Kısmetin açık olsun / Kazancın gönlünce bol. / Kesen parayla dolsun."




Yazara E-Posta: ngureli@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet