5 Temmuz 1999 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
   LİG FİKSTÜRÜ
   PUAN TABLOSU
   BEŞİKTAŞ
   FENERBAHÇE
   GALATASARAY
   TRABZONSPOR
   BASKETBOL
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Nerede o eski tenis seyircisi!

Metin Toker


       Yüzyılın son Wimbledon tenis turnuvası da bitti. Gerçi artık Wimbledon'un yanında üç turnuva daha -Fransa, Avustralya, Amerika - eşdeğerdedir, ama tenis dünyasında onun yeri gene de ayrıdır. Düşünmek lazımdır ki, ilk Wimbledon tenis turnuvası yüzyılın, 20. yüzyılın bile ötesinde kalmaktadır: 1877. Yüzyılın son Wimbledon 'unda son Rolland Garros 'un iki şampiyonu, erkeklerde Agassi ile kadınlarda Graf 'ın gene finali oynamaları eski şampiyonlarda hala "iş kaldığının delili" ni oluşturdu. İngiliz seyircilerin büyük hayal kırıklığına uğramaları pahasına.. "Tenisin ülkesi İngiltere'de bir İngiliz tenisci tam 63 yıldır Wimbledon'u kazanamamaktadır. - Son İngiliz şampiyon, 1936'da Fred Perry 'dir. - İngilizler bu yıl "genç ümit "leri Henman 'dan birşeyler bekliyorlardı. Henman dömifinale kadar çıktı, hatta orada ilk seti de aldı, ama kurt Amerikalı oyuncu Sampras önünde yenilgiden kurtulamadı.
       Televizyonda seyrettik: İngiliz seyircinin Henman'a yaptığı tezahürat görülecek şeydi. Rolland Garros'ta da ben aynı şeyi farkettim: Tenis maçlarının futbol maçlarından pek bir farkı kalmamıştır.
       Halbuki bırakınız yüzyılın başını, ortalarında bile tenis maçları puan alınıncaya kadar adeta bir "kilise sessizliği" içinde oynanırdı. Kortta sadece topa vuran raketin sesi duyulurdu: Pat, pat, pat.. Başlar ona göre sağdan sola, soldan sağa gidip gelirdi. Hele karşı tarafın hatasıyla alınmış bir puanı, yapılmış bir çift hatayı alkışlamak büyük ayıptı. Buna girişen kalktı mı, bütün tribünlerden azarlayıcı bir "şışttt.." sesi yükselir ve hakem de ikaz ederdi. Halbuki artık top gidip gelirken bile kortlarda alkış ve tezahürattan geçilmiyor. Bayraklar sallanıyor, yüzleri boyalı taraftarlar naralar atıyorlar. Ee, şimdi tenis seyircisi de adeta futbol seyircisi kadar çok. Ah, nerede o eski tenis seyircileri!
       * * *
       Ama yeni tenisin eskisiyle tek farkı bu değil. Servisler - hızı çok zaman saatte 200 kilometreyi aşıyor - öyle bir kudret kazanmıştır ki, bazen bütün maç servislerden ibaret kalıyor. Birbirlerine ikiz kardeş gibi benzeyen biri Amerikalı , biri Avustralyalı iki Rum oyuncunun, Sampras ile Filipussis 'in maçlarında olduğu gibi.. Diğer taraftan bunların karşılanma tekniğinde de aynı ilerleme görüldüğünden şampiyonlar ikinci servislerini adeta birinciler kadar hızlı atmaya mecbur kalıyorlar: Bu yüzden bol bol çift hatalarla oyun kesiliyor. Aksi halde rakip, ikinci servisi öyle bir karşılıyor ki puanı alıveriyor. Şampiyonalarda servis sayısının ikiden bire indirilmesi üzerinde düşünülmeye başlanması bundan. Gerçi benim Rolland Garros'ta seyrettiğim Agassi - Medvedev maçında ikincisi tam 23 Ace attı, 22 tane ilk serviste de puan aldı, ama birinciye yenilmekten kurtulamadı.
       * * *
       Bizde bazı spor dalları - bir ölçüde ve bir yere kadar - ilerliyor da - futbol ve basketbol gibi.. - bütün ötekilerin anası atletizmde ve en caziplerinden biri teniste tık yok. Halbuki "sporcu milletler" atletizmdeki varlıklarıyla değerlendiriliyorlar ve artık teniste öyle bir para var ki... Belki bu ikincide biz bir, ama bir "büyük şampiyon" çıkarmayı bekliyoruz: Almanya 'da ve İspanya 'da tenisi adeta milli spor haline getirenler onlar oldu da..


© 1999 Milliyet