|
5 bin günü doldurmak bile zor Atilla ÖZSEVER
Emeklilikle ilgili yasal düzenlemede yaş şartının yanında prim ödeme süresinin de 10 bin 800 güne (30 yıl) çıkartılması öngörülüyor. Mevcut uygulamada SSK'dan emekli olabilmek için iki koşul var: Birincisi kadın 20, erkek 25 yıllık sürede 5 bin günü (13 yıl 10 ay 20 gün) doldurmak, ikincisi kadın 50 erkek 55 yaşı doldurmak, 15 yıldan beri sigortalı olmak ve 3 bin 600 gün (10 yıl) prim ödemek.
SSK'dan emekli olmak için başvuranların ortalama prim gün süresi 4 bin 200 gün. 50 - 55 yaş ve 3 bin 600 gün şartından da emekli olunduğu için prim ödeme gün sayısı 5 binin de altına düşüyor. Ortalama prim ödeme gün sayısının 5 bin günü dahi bulmaması karşısında bu sürenin 10 bin 800 güne çıkartılması durumunda emeklilik imkansız bir hale geliyor.
Kamuda 500 bin ve özelde de 500 bin olmak üzere ancak bir milyon dolayındaki sigortalı, düzenli, eksiksiz ve 5 bin günü geçen şekilde prim ödeyebiliyor. Geriye kalan ve özel sektörde çalışan 4.5 milyon sigortalının prim ödemesi, hem eksik hem de süre yönünden çok yetersiz. SSK 1998 istatistiklerinin henüz tam kesinleşmeyen sonuçlarına göre, 5 milyon 300 bin sigortalıdan 50 - 55 yaşları arasında 5 bin günü dolduranların sayısı ancak 30 bin.
Öte yandan Türk - İş Araştırma Müdürü Prof. Dr. Oğuz Oyan'ın yaptığı araştırmada, Türkiye'de nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı ancak 2030 yılında 1960'ların Avrupa'sına benzemeye başlayacak. Türkiye'de bugün nüfusun ancak yüzde 5.7'si 65 yaşın üzerinde bulunuken, bu oran Avrupa'da yüzde 15'e yaklaşıyor. Avrupa ile yaşama süresi bakımından arada 10 yıllık bir ortalama fark bulunuyor. Profesör Oğuz Oyan, "Türkiye'nin yaş piramidi 2030 yılında ancak 1960 İtalya'sına yaklaşacak. İtalya'da emeklilik yaşı kadında 55, erkekte 60'dır. 10 yıllık fark dikkate alındığında Türkiye'de emeklilik yaşının kadında 50, erkekte 55 olması nüfus yapımıza çok uygundur" dedi.
SSK'ya dörtlü kuşatma
Sosyal Güvenlik Reformu adı altında SSK dört koldan kuşatma altına alınmak isteniyor. İşte yeni düzenlemeler:
1. Emeklilik yaşının 60'lı yaşlara, prim ödeme gün süresinin 10 bin 800 güne (30 yıl) çıkartılması öngörülüyor. SSK verilerine göre, kayıtlı işçilerin primleri tam gün üzerinden yatırılmıyor, prim gün süresi eksik bildirilen işçilerin sayısı toplam işçilerin yüzde 51.4'ünü oluşturuyor. Yani 10 bin 800 gün dolu dolu prim ödemek için 30 değil 60 yıl çalışmak gerekiyor. Bu da mezarda emeklilik demektir.
2. Emeklilik ve sağlık sigortaları birbirinden ayrılarak, SSK hastanelerinin işletme statüsüne dönüştürülmesi amaçlanıyor. Bu da, devletin sağlık hizmeti üreten değil satın alan bir noktaya taşınmasını, SSK hastanelerinin kar amacı güden ticari kuruluşlar haline dönüşmesini, yani özelleştirilmesini öngörüyor.
3. Emekli Sandığı, SSK ve Bağ - Kur'un tek çatı altında toplanması hedefleniyor. Bu durumda üç sosyal güvenlik kurumunun normları en alt düzeyde eşitlenmiş olacak. Zaten sigortalının pek iyi olmayan sağlık hizmetinin niteliği daha da düşecek, işçi ve memur emekli aylıkları en düşük düzeyde olan Bağ - Kur seviyesine inebilecek.
4. SSK, yeniden yapılandırma adı altında devlete "bağlı" kuruluştan "ilgili" kuruluş statüsüne çevirilecek. "Özerklik getiriyoruz" denilerek SSK'nın devletle olan bağlantısı kesilecek, devletin garantörlüğü kalkmış olacak. SSK'nın mali yönden zora düşmesi durumunda emekli aylıklarının ödenmesinde sorun yaşanacağı gibi maaşların daha düşük saptanması da gündeme gelebilecek.
Tabandan çifte uyarı
Sosyal güvenlik reformu adı altında emeklilik ve sosyal güvenlik haklarının tasfiyesini öngören taslak, işçi ve memur tabanında büyük tepki yarattı. Gerek gazetemizi telefonla arayan, faks gönderen işçi ve memurlar gerekse kitlesel basın açıklamalarıyla sokaklarda demokratik tepkisini ortaya koyan çalışanlar, işin ciddiyetinin farkında.
Şimdiye kadar hiç bir eyleme katılmayanlar bile emeklilik hakkını tamamiyle ortadan kaldıran böyle bir girişime karşı hazır olduklarını ifade ediyorlar. Memurlar, nerdeyse zammı bırakmış artık emeklilik yaşını konuşuyor. Taslak, sadece işçi ve memurları değil Bağ - Kur'a tabi çalışan esnafları ve tüm bu kesimlerin emeklilerini de ilgilendirdiğinden 50 milyonu aşan bir kitlenin sorunu haline geldi.
Geçen hafta İstanbul Şubeler Platformu'nun toplantısına katılan sendikacılar, bu yasaya karşı tüm emek güçlerinin birleşmesini, işçi ve memur konfederasyonlarının ortak bir mücadele hattında tavır koymasını istediler. Tabanın görüşlerini aktaran sendikacılar, hükümetin dayatması halinde ikinci bir 15 - 16 Haziran sürecinin yaşanabileceğine dikkat çektiler.
Sözde sosyal güvenlik reformu sadece mezarda emekliliği getirmekle kalmıyor, sağlık ve emeklilik sigortasını ayırarak SSK hastanelerinin giderek özelleştirilmesini dolayısiyle parası olana sağlık hizmetinden yararlanma imkanı getiriyor. Bu anlayış bir yandan sosyal devletin tasfiyesini öngörürken diğer yandan SSK fonlarının özel sektöre aktarılmasını, çalışanların özel emeklilik ve özel sağlık sigortalarına yönlendirilmesini amaçlıyor.
Çalışanlar, yasanın Meclis'e gelmesi halinde Ankara'ya gelip orayı terk etmeyeceklerini açıkça belirtiyorlar. Hükümet bu uyarıyı ciddiye almalı. Tabanın ikinci uyarısı da, işçi konfederasyonu başkanlarına yönelik. Konfederasyon başkanları, daha önce mutabakata varılan 50 - 55 yaştan geri adım atarlarsa büyük tepki görecekler. Bizden hatırlatması...
Rasgele
Ellerin
Ellerime değse rasgele
Parmağın, parmağıma
İçimden yıldızlar uçuşur
Sana, taa sana.
Gözlerim
Gözlerime değse rasgele
Dizlerin, dizlerime
Yağmurlar yağar içime
Taa içime.
Bir soluğun değse,
Bir dudağın değse yüzüme
Bir daha
Bir daha değse
Ve bir daha değse
Rasgele!..
Orhon Murat Arıburnu
|