Ataköy öğretmenleri!Tatillerini, inşaat işçiliği yaparak geçiren iki öğretmen İstanbul'un göbeğinde Köy Enstitüsü nostaljisini yaşatıyorlar
Nazım Alpman

İstanbul'un "kaymak" bölgelerinden Ataköy'de 60. Yıl İlköğretim Okulu'nun şantiye görünümündeki koridorlarında dolaşıyoruz. Tuğla duvarı tamamlamakta olan iki inşaat işçisine yaklaşıp soruyoruz:
"Kolay gelsin usta, okulun yöneticilerini nerede buluruz?"
"Müdür benim, bu da müdür yardımcısı Sami Bey!"
Bir tuğla da bizden
Hani son yıllarda çok moda olan bir slogan var ya: Sekiz yıllık eğitime bir tuğla da siz koyun!
Ataköy 60. Yıl İlköğretim Okulu'nda bu slogan mecazi anlamından soyutlanmış olarak hayata geçiyor. Okul Müdürü İhsan Küçük ile Müdür Yardımcısı Sami Kula, her gün tuğla üstüne tuğla koyuyorlar. Buna da "medyatik bir şov" olarak değil, gerçek bir inşaat işçisi gibi yapıyorlar.
Öğretmenlerin okul inşa etmeleri, 1930'ların Köy Enstitüsü "nostaljisi" olarak anılarda kalmış bir güzellikti. Olanakların sınırlı olduğu kırsal alanlarda görülürdü.
Ama burası İstanbul'un en gelişmiş bölgesi Ataköy olunca kafalar biraz karışıyor haliyle...
Bina mücadelesi
Hocaların harcı bitince, günlük paydos geliyor. Biz de oturup Ataköy'de "köy stili" çalışmanın esasını konuşuyoruz. Müdür İhsan Küçük anlatıyor:
"Burası Emlak Bankası'nın Bölge Uygulama Müdürlüğü'ne aitti. Uzun mücadele sonunda binayı aldık. Bazı duvarları yıkıyoruz, bazı yerlere de yeni duvarlar örmemiz gerekiyor. Okulun bütçesinden malzeme aldık, işçilik masrafı olmasın diye Sami Hoca ile yeni derslikler yapıyoruz."
Hocaların el emeğiyle okul 16 yeni derslik kazanıyor. Sınıflar 35 öğrenciye göre düzenleniyor. Bu ölçü yıllığı 3 milyar olan özel okulların standartını yakalıyor.
"Peki hocam sizde duvarcılık falan var mı?"
Soruyu Sami Kula yanıtlıyor:
"Biz öğretmen okulu mezunuyuz, her şeyi yapabiliriz."
"Başka neler yapıyorsunuz?"
"Elektrik tesisatını da İhsan Hocayla birlikte çekiyoruz."
İhsan Küçük ekliyor:
"Üniversite'de okurken inşaatlarda çalışmıştım..."
Bir de bahçe var
Okullar tatil olunca kol işçiliğine "terfi" eden Küçük ve Kula, bize bahçeyi gezdiriyorlar:
"Burada domates, patlıcan, biber, kabak ve çilek yetiştiriyoruz."
"Bunu niye yapıyorsunuz?"
"Seçmeli tarım dersi var. Çocuklar meyva ve sebzeleri manav tezgahında görüyorlar. Domates yerde mi, yoksa ağaçta mı yetişiyor bilmiyorlar. Görsünler istedik."
Mağduriyet bölgelerinin acılı "devlet bize yardım etsin" çığlığına İstanbul'un lüks semti Ataköy'den alternatif bir yanıt yükseliyor:
"Her şeyi devletten beklemeyelim!"