23 Temmuz 1999 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
İki yıldır kimse vatandaş yapılmıyor

İçişleri Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de oturma izni olan yabancı sayısı 132 bin dolayında. Yabancılar, oturma ve çalışma izni almak ve bunu korumakta büyük sorunlarla karşılaşmakta. Nedeni, 1932 tarihli yasanın ve yabancılarla ilgili birçok düzenlemenin çağın gereklerine ters düşmesi. Doktorasını Almanya'da yapmış, oradaki Türklerin hukuki sorunlarıyla uğraşmış olan Mehmet Köksal, 1990'ların başında yerleştiği Türkiye'de de yabancıların hukuki sorunlarını çözmeye kendini adamış bir avukat. Köksal ile yabancıların sorunları üzerine konuştuk.

Yavuz BAYDAR


entel.jpg        * Türkiye'de oturmak ve çalışmak isteyen yabancıların sık sık mevzuattan yakındıklarını duyuyoruz. Neden?
       Yabancıların İkamet ve Seyahatleri Hakkındaki Kanun çok eskidi. Kabul edildiği 1950 yılından bu yana ikamet tezkeresi süresini 5 yıla çıkaran düzenlemeden başka değişiklik yok. Mevzuat ihtiyacı karşılayamayacak durumda.
       Hukukumuzda yabancıya verilmiş bir "oturma hakkı" kavramı yok. Bu resmi makamların takdirine bırakılmış. Evlenme sonucu burada ikamet etmek isteyen yabancı ile diğerleri arasında fark gözetilmiyor. Oysa Anayasa aileyi koruyor. Yasanın en büyük eksiği bu.
       * İkamet tezkeresi ile ilgili sorunlar neler?
       Tezkere en fazla 5 yıl süreli olarak düzenleniyor ve en çok 4 kere uzatılabiliyor. Peki, sonra ne yapılacak? Açık değil. Tekrar başvuruda bulunması lazım. O zaman da sanki ilk kez başvuruyormuş gibi tüm şartlar tekrar aranacak.
       * Almanya'daki uygulama ne?
       Orada bir yabancı, evliliği 3 yıl devam ederse, evlilik son bulsa bile süresiz oturma izni alır. Evlendiği günden itibaren hiçbir kısıtlama olmaksınız çalışma izni verilir. Hiç bir harç talep edilmez. Türkiye'de ise ikamet tezkeresine bağlı çalışma izni söz konusu değil.
       * Kadın ve erkekler arasında da bir ayrım var galiba...
       Yabancı erkeğin durumu daha da zor! Erkek, bir Türk kadınla evlenecekse, İçişleri Bakanlığı'ndan özel izin isteniyor. Yabancı kadın evlenmeyle Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ama bu hak erkekler için geçerli değil. Türk vatandaşlığını kazanmada erkekler için 5 yıl, kadınlar için daha az süre ikamet şartı aranıyor. Ve yaklaşık 2 yıldır kimseyi vatandaşlığa almıyoruz. Bütün bunlar Anayasa'ya aykırı.
       * İkamet tezkeresi nerede alınıyor?
       Mutlaka yurtdışından almak zorundasınız. Türkiye'nin dış temsilciliğine başvurup iznin çıktığı bildirildikten sonra, Türkiye'ye gelip Yabancılar Polisi'nden ikamet tezkeresi almanız gerekiyor. Önce 1 yıllık, sonra 3 ve sonra 5 yıla kadar veriyorlar.
       Evlilerden her seferinde evli olduğuna dair belge arıyorlar. Yani diyelim 20 sene Türk ile evli kalıp sonra boşanan bir yabancının Türkiye'de oturabilmesi tamamen Yabancılar Polisi'nin takdirine kalmış birşey.
       * İkamet tezkeresi alan kişi otomatikman çalışma izni almıyor mu?
       Türkiye'de hukuken "çalışma izni" diye bir şey yok. Uluslararası yükümlülüklerimiz olduğu halde yerine getirilmiyor. Örneğin, Avrupa Konseyi'nin kararı var: "Medeni durumuna - yani Türk'le evli olup olmadığına - bakılmaksızın, bir yabancı Türkiye'de ikamet etmiş, bir işyerinde çalışmış ve aynı işyerinde çalışmaya devam ediyor ise, bir yıldan sonra, aynı işyerinde kalmak kaydıyla, çalışma ve oturma izni verilmek zorundadır. Üç yılı geçmişse, işyerine bakılmaksızın, çalışma ve oturma izni verilir. Beş yılı geçmiş ise, hiçbir kayıt konmadan, yabancıya istediği kadar Türkiye'de oturma ve çalışma izni verilmelidir" diyor. Türkiye bunu uygulamıyor. Oysa, Avrupa'da bizim vatandaşlarımız bu karardan yararlanıyor.
       Yasa yok, ama "çalışma izni" diye acayip bir uygulama var. Yabancı izne bağlı olarak çalışabiliyor. Nedenini bilemiyorum. Hukuki temeli yok!
       * Mesleki kısıtlamalar neler?
       Bir yığın yasak var. Türkiye'de yabancılara yasaklanmış olan mesleklerin sayısı 80'i aşıyor. 1932 tarihli yasa uyarınca kapıcılık, bekçilik, hizmetçilik, seyyar satıcılık, berberlik yapamıyorlar. Ayrıca özel kanunlar gereği doktor, eczacı, hemşire, hastabakıcı, kimyager, veteriner, pilot, avukat, noter, borsa komisyoncusu, su ürünleri üreticiliği de yapamıyorlar
       * Alman mevzuatı nasıl?
       Almanla evlenen bir Türk, AB üyesi ülkelerin vatandaşlarına eşit konumda oluyor. Almanla evli olmayanlar için ise şöyle bir kısıtlama var: Öncelikle Alman sonra AB üyelerinin vatandaşları, sonra diğer yabancılar işe alınıyor. Kamu hizmetlerindeki kısıtlamalar da azaltılıyor. Mesela yabancıların da polis olabilmesi için çalışmalar yapılıyor.
       * Türkiye'de yabancıların ikamet açısından yasakları var mı?
       Yabancıların köylerde ikamet etmeleri için İçişleri'nden izin almaları zorunludur. 2007 sayılı kanuna göre, yabancıların il ve ilçe merkezi olmayan yerlerde dükkan açmaları yasaktır.
       * Yabancılar mülk edinebilirler mi?
       Herhangi bir yerde mülk edinmek isterseniz, mutlaka oradaki askeri garnizona soruluyor. Bu da üç ayı geçen bir süre alıyor. Belediye sınırı dışında kalan yerlerde ve köylerde mülk edinmek yasak. Türk'le evli bir yabancıya köyde ev, asma bağı veya tarla miras kalır ise, bunu mülk edinemiyor. Ancak satıp parasını alabiliyor.
       * Ehliyet ve araba alabiliyorlar mı?
       Oturmak için gelenlerin yabancı ehliyetleri geçerli değil. Yeni ehliyet almaları gerekiyor. Bunun için de Türkçe bilmeleri. Özel plaka veriliyor. Bu da gayet sakıncalı bir uygulama. Yabancıyı kolayca ayırabiliyorsunuz. Şöyle bir uygulama da var: Bu arabayı yurtdışından getirdiyseniz, onu sizden başka kimse kullanamıyor. 1996 yılında yönetmelik değişti, yabancıların eşleri ve çocuklarının kullanabilmesi sağlandı. Ama bunu hiçbir trafik polisi tanımıyor. Ruhsata da kaydetmiyorlar. Yakalanırsanız, hakkınızda gümrük kaçakçılığı suçlamasıyla kovuşturma açılıyor. Cezası, 10 yılı aşan ağır hapis. Beraat etseniz bile, arabanızın başına gümrükte kötü şeyler gelebiliyor. Eziyet, kısacası...
       * Türkiye'de oturan yabancıların çocuklarının eğitimiyle ilgili mevzuat nasıl?
       Yabancı dilde ilköğretim yapmak için MEB'dan özel izin gerekiyor. Bu izin prosedüründe çok katı davranılıyor.
       * İşyeri açma imkanı?
       Bir yabancı işyeri açmak için bankaya 50 bin dolar para bloke etmek zorunda. Aslında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan muafiyet almak mümkün. Ama bunu bilen yok. Kocasının işyerinde çalışmak için izin talep edip alamayan ama 30 yıldır Türkiye'de oturan yabancılar var!
       * Neden mevzuat bu halde?
       Türkiye Asya ve Afrikalıların göç ülkesi oluyor yavaş yavaş. Yabancı akımından korkuluyor. Kültür ve aile yapısının bozulmasından korkuyorlar. Oysa düzenli kanunlar olsa, bu tür korkuları ortadan kaldıracak daha modern uygulamalar olabilir. Türkle evli yabancılara eziyet çektirmenin bir anlamı da yok.


"Yabancı olmak bir eziyet"

       Türkiye’de yaşayan Almanların dernek yöneticisi Christine Şenol
entel1.jpg        Türkiye'deki yabancıların 40 bin kadarı Almanca konuşan ülkelerin vatandaşları; her yıl 6 bin dolayında Türk - Alman evliliği gerçekleşiyor. On yıl önce kurulan Die Brücke / Köprü adlı dernek, onların "hak arama" çabalarının bir ürünü. Dernek başkanı Christine Şenol, çeyrek yüzyıldır "ikinci vatanı" Türkiye'de yaşıyor. Eşi doktor, kendisi tekstille uğraşan bir iş kadını.

       * Neden dernek kurdunuz?
       Baktık ki, çok sorunumuz var. Birbirimizi tanımak ve işbirliğine ihtiyaç olduğuna karar verdik. Derneğimizin 700 - 800 üyesi var.
       * Sizce en önemli sorunlar hangileri?
       Oturma ve çalışma müsaadeleri. Burada doğan üçüncü nesil yabancılar bile oturma müsaadesi için bürokrasiyle uğraşıp duruyor. Oturma iznine her seferinde 70 milyon TL ödeniyor. Bu asgari ücret dolayında bir ödenti. Ben 25 senedir burada oturuyorum. Hala ikide bir ikamet tezkeresini uzatmak zorundayım.
       Almanya'da "süresiz oturma izni" diye birşey var. İki kere 2 yıllık oturma izninden sonra Türk vatandaşları bu haktan yararlanıyor. Alman yurttaşlığımı korumak istiyorum, ama eziyetle karşılaşıyorum. Kabul edilebilir bir tarafı yok.
       * Çalışma izninde durum nedir?
       Sadece bir firma şayet sana çok ihtiyaç duyup müracaat ederse, çalışabilirsin. Yıllardır bir Türk'le evli, dili ve toplumu tanıyan birinin önceki gün Türkiye'ye gelmiş bir Güney Afrikalı'dan statü farkı yok!
       Bir doktor hanım var. Türk'le evli. Erzincan'da oturuyor. Çalışamıyor. Ev kadını olmak zorunda! Ebelik, aşıcılık bile yapamaz. Oysa doktor eşim benimle Almanya'ya yerleşseydi, 5 sene devlet hastanelerinde çalıştıktan sonra kendi muayenehanesini açabilirdi. Ayrıca, Türkiye için ne kadar büyük bir kayıp olduğunu düşünebiliyor musunuz?
       * Siz neler yaşadınız?
       Oturma izni almak için bir daireden öbürüne koşuşturuluyor. Müthiş bir eziyet.
       İthalat - ihracat için bir limited şirket kurmaya kalktım. İzin vermek istemediler. Birkaç avukatla birden uğraştığım için sonunda şirketi kurabildim. Nasıl becerdiler bilmiyorum... Diyelim ki Alman erkek Türk kadınla evli. Aynı kısıtlama ona da var. Çalışamayınca "ev erkeği" mi olacak?
       * Yeni hükümetten beklentiniz var mı?
       Var. Umarım uzun ömürlü olur. Birçok şeyi Avrupa normlarına uydurmaya niyetli bir hükümetin bu sorunları da çözmesini bekliyorum. Bu, Türkiye - Batı ilişkileri bakımından çok önemli, ses getirici bir adım olur.


Türkiye'de yabancıların yapamayacağı işler:

       * Kapıcılık
       * Bekçilik
       * Hizmetçilik
       * Seyyar satıcılık
       * Berberlik
       * Doktorluk
       * Eczacılık
       * Hemşirelik
       * Hastabakıcılık
       * Kimyagerlik
       * Veterinerlik
       * Pilotluk
       * Avukatlık
       * Noterlik
       * Borsa komisyonculuğu
       * Su ürünleri üreticiliği
       * Dükkan açmak



© 1999 Milliyet