|
Hişşt !!! Bekir EMRE
Geçtiğimiz hafta sonu Türkiye sporda, belki de yılın en büyük sonuçlarından birini aldı. Tenis Erkek Milli Takımımız, tenisin Dünya Kupası sayılan Davis Kupası'nda rakibini yenerek, bulunduğu kümede kaldı. Rakibi ise bir alt kümeye düştü. Şimdi diyeceksiniz ki, kümede kalabilmek ne kadar başarı sayılır ? Eğer söz konusu rakip Yugoslavya ise çok büyük başarı sayılır. Evet, Yugoslavya eski Yugoslavya değil. Kahrolası bir savaş, ülkelerini darmadağın etti. Ama öyle bir altyapı ve sistem var ki, bu Yugoslavya hala tüm branşlarda dünya spor devleri arasında. Yugoslavya'yı hangi branşta yenebiliyoruz ki tenisi küçümseyelim ve medyada hala ikinci sınıf haber muamelesi yapalım. Üstelik sporun büyüklüğü bir kere daha ortaya çıkmışken.
Her iki ülke de birbirleriyle bilfiil savaşmasa da, değişik saflarda yer alıyor. Birinde spor karşılaşmalarına izin verilmezken, diğer ülkenin topraklarında karşılaşabiliyorlar. Kazanan sevinçli, kaybeden üzgün. Spor bu. Kazanmak kadar kaybetmek de var.
Cumartesi, yani 17 Temmuz 1999 günü Davis Kupası'nın 100. yılıydı. Yani tam yüz yıl önce bu tarihte Davis Kupası'nın ilk maçı oynanmış. Bu vesileyle ITF, yani Uluslararası Tenis Federasyonu, tenis dünyasının en büyük raketlerinden birini gözlemci olarak Türkiye'ye gönderdi. Yılların Wimbledon ve Roland Garros şampiyonu Çek Jan Kodes ülkemizdeydi. Kendisi ile yaptığımız kısa söyleşide, skorun 3 - 2 Yugoslavya lehine olacağını tahmin ettiğini, ama çiftler maçını kazanmakla işi bitirdiğimizi ve sandığımızdan çok daha önemli bir skor elde ettiğimizi belirtip, sordu: "Güzelim tesisler varken niye tenise yatırım yapılmıyor ? Tenisin tanıtım gücüne Afrika inanmışken, siz niye bir atılımda bulunmuyorsunuz ?" Üç günün seyirci toplamı bir kortu ancak dolduracak miktardaydı.
Size bazı rakamlar: Wimbledon'da seyirci adedi 1998'de 424 bin, 1999'da 458 bin. BBC tam 600 saat yayın yapıp, satmış. Finali sadece İngiltere'de 10 milyon kişi izlemiş. Kazanç ise 30 milyon sterlin (21 trilyon). Ve bu sadece İngiliz tenisine harcanacak. Hişşt !!!
1998 yılında Avrupa'da yapılmış 41 ATP Turnuvası'nın (Wimbledon ve Roland Garros hariç) seyirci sayısı 17 milyon. Turnuva başına 415 bin kişi düşüyor. Söyler misiniz bana, hangi spor branşında bu kadar seyirci var ? Ama belki de Preko'nun kasığındaki çekme sizi daha çok ilgilendiriyor !!!
Biz yine bu sonucu alan, başta en en büyük yükü çeken aileleri olmak üzere Antrenör Alaattin Karagöz ve oyuncularımız Erhan Oral, Efe Üstündağ, Mustafa Azkara, Barış Ergün ile kulüplerine teşekkürü borç biliriz. Teşekkür ederiz Sayın Fikret Ünlü, Türkiye'nin en büyük tenis kulübünü 20 yılda ziyaret eden ilk spor bakanı olduğunuz için. Hatta ve hatta Türkiye'nin bu başarısını gelip görmeye gerek bile duymayan Tenis Federasyonu Başkanı'na da teşekkür ederiz. Belki de bu maçın ülkemize alınmasına katkıları olmuştur !!!
|