Yaşlı Naziler
İki Almanya'nın birleşmesi sonrası yaşlı Naziler, her akşam üniformaları ile ayna karşısında unutamadıkları büyük Führer'lerini selamlıyorlarmış.
Ya bizim yaşlı Naziler ne yapıyor? Lacivert elbiselerini giyerek, ortaklarıyla birlikte merdivendeki mikrofonun önünde "hazır ol" vaziyetinde söylevler veriyorlar.
* * *
HİTLER 1920'de, partinin adını "Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi" diye değiştirdi. Ulusal değerleri öne çıkaran heyecanlı çalışmalar yaptı. Irkçılığı ve milliyetçiliği körükledi. Sosyalist görünüm ise, temelde işçi sınıfının desteğini kazanmaya yönelik demagojik bir aldatmacaydı. Yine de işçiler, işsizler, gençler, işadamları ve yarı aydınların desteğini aldı. İktidar oldu. Ülkesini totaliter rejimle yönetti. Sonra Almanya'yı da, dünyayı da perişan etti.
Türkiye, 1930'ların Almanya'sına benzer bir konumla karşı karşıya. Milliyetçilik söylevleriyle işçi ve memurlardan da oy alan Meclis'teki çoğunluk,
mutlak iktidarlarını oluşturmak istiyorlar. Ekonomik ve sosyal baskılar yoğunlaşıyor. Demokratik gelenekler bilinçli şekilde askıya alınıyor.
"Yaptık oldu" mantığı yerleştiriliyor. Muhalefet yetersiz. Neyse ki gelişen demokrasi kültürü duyarlı ve güçlü bir
toplumsal muhalefet oluşturuyor.
İşçiler, memurlar sokakta... Adalet ayakta... Halk tedirgin...
IMF'nin istediği sosyal güvenlik yasası; çalışanları "mezarda" emekli etmeyi amaçlayan, kazanılmış hakları geri alan, sosyal güvenlik kurumlarını özelleştiren bir anlayışı içeriyor.
Ortalama yaşam süresi 65 yıl olan ülkemizde, emekliliği 58 - 60 yaşa bağlamak, çalışanlara hiç gerçekleşmeyecek bir emeklilik hayali kurdurmaktır. Prim sayısını 8300 güne artırmak ise, iş güvencesi olmayan bir yerde insanlarla dalga geçmekten başka bir şey değildir.
Yaşar Okuyan'ın savunduğu yasa, sosyal devlet anlayışını yok etmektedir. Yapılacak Anayasa değişiklikleri hukukun üstünlüğünü askıya alacaktır. Özellikle devletin sağlık, eğitim, sosyal güvenlik konularından çekilmesi ile özel sektöre büyük bir pazar açılacaktır. Yönetim sermayenin eline geçiyor.
Oysa sosyal güvenlik reformu, iş güvencesi ve işsizlik sigortası yasaları, SSK'nın özerkleştirilmesi, kaçak işçi çalıştırılmasının engellenmesi, devletin sisteme katkı sağlaması ve siyasi baskıyı kaldırmasıyla gerçekleşebilir.
Günlerdir; DİSK, Türk - İş, Hak - İş, KESK ve Kamu - Sen uygarca ve dikkatlice eylemler yapıyor. Ancak siyasiler, "provokasyon yapıyorlar", "sosyal miyoplar" diyerek onları aşağılamaya çalışıyorlar. Çalışanların liderlerini, siyasilerin düzeyine inmedikleri için takdir etmeliyiz.
Siyasi ahlak
1995 yılında sosyal güvenlik yasasına karşı çıkan Mesut Yılmaz ve Ecevit, bugün tam tersini savunuyor. Neden değiştiler? Değişmediler. IMF istedi. Onlar da geleneksel
"Dün dündür, bugün bugündür" felsefesine sığındılar.
Siyasetçiler Rıdvan Budak'ı hayranlıkla izlesinler. Bulunduğu yer yanlış olsa da düşüncelerine ve örgütüne ihanet etmeyen yiğit bir davranış gösteriyor. Bir de Mesut Yılmaz'a bakın! Kendisine yapılan eleştiriler aslında rejime yapılan eleştirilermiş... Ne büyük ahkam... Aslında bizatihi Yılmaz'ın anlayışı rejim için tehlike. Hele yanına Ecevit ve Bahçeli'yi de alınca!
Cumartesi günü Ankara'da, demokratik hak ve özgürlüklere sahip çıkan
çalışanların mitingi var. Milyonlarca insan, Cumhuriyetimizin çağdaş yurttaşları olarak, taleplerini haykıracaklar.
Bu sesten sonra bizim yaşlı Naziler emekliye ayrılırlar herhalde...