3 Ağustos 1999 Salı 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
ANAP ve MHP, affa soğuk

Hükümet ortakları af taslağının kapsamı ve zamanlamasının yanlış yapıldığı görüşünde


hab01.jpg        Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün koalasyon ortağı partilerin liderlerine sunduğu af taslağında henüz görüş birliğine varılmadı.
       DSP tarafından 55. Hükümet döneminde gündeme getirilen, ancak dönemin başbakanı ANAP Genel Başkanı lideri Mesut Yılmaz'ın karşı çıktığı af yasa taslağına hükümet ortakları ANAP ve MHP, soğuk bakıyor. İktidar grupları arasında yapılan görüşmelerde, TBMM tatile girmeden önce yasalaştırılması planlanan tasarılar arasında afla ilgili olan tasarı yer almadı. Taslağın en erken Meclis tatilinden sonra, ekimde tasarı haline getirilerek TBMM'ye gönderilebileceği belirtildi.

ANAP: Kapsamı geniş

       Taslağın hazırlanmasının ardından Anayasa Komisyonu Başkanı Ertuğrul Yalçınbayır, Grup Başkanvekilleri Murat Başesgioğlu ve Beyhan Arslan'la milletvekilleri Turhan Tayan ve Yaşar Topçu'dan oluşan bir komisyon kuran ANAP, taslağı bugün yapılacak grup toplantısında değerlendirecek.
       Taslağa sıcak bakmayan ANAP kurmayları, af kapsamını geniş bulurken, eleştirilerini konunun gündeme getiriliş biçiminde yoğunlaştırdı.

"Böyle af çıkarılmaz"

       ANAP'tan bir yetkili, hazırlanan taslağın genel af özellikleri taşıdığını, gizli olarak yürütülmesi gereken çalışmaların kamuoyuna açıklanmasından da sıkıntı duyduklarını belirterek şunları söyledi:
       "Böyle davul zurnayla af çıkarılmaz. Af prosedür olarak hızlı çıkarılması gereken bir düzenlemedir. Böyle olursa karşı çıkanlar ve destekleyenler olmak üzere toplum ikiye ayrılır. Beklentisi karşılanmayanlar eyleme kalkışır. Cezaevlerinde isyanlar çıkar."
       Beyhan Aslan da, grubun af konusuna soğuk baktığını ifade ederek, tasarının "kader mahkumları" ile sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Aslan, devleti soyanlara af olanağı vermeyeceklerini vurguladı.

MHP'de Öcalan endişesi

       Taslağın kapsamını geniş ve zamanlamasını yanlış bulan MHP kurmayları da, af konusunun hükümet programında yer almadığına dikkat çekti. Tasarının bu haliyle kabul edilemeyeceğini savunan MHP yöneticileri, konunun terörist Abdullah Öcalan hakkında verilen cezasının infazından önce gündeme getirilmesine izin verilemeyeceğini söyledi.
       Af için "ateşten kestanedir" benzetmesi yapan MHP Grup Başkanvekili İsmail Köse, "İyi yaklaşmak gerekir. Kimin eli değerse onu yakar. Banka soyanları, hırsızlık yolsuzluk yapanları, milli ve manevi değerlere aykırı işler yapanları affedemeyiz" diye konuştu.

Bir babanın isyanı

       Devletin buna hakkı yok"
       Emine Gözen İzmir
hab011.jpg        Marmaris'te geçen yıl geçirdiği trafik kazasında kızları Özge Ünsal'ı (18) kaybeden Mustafa Ünsal ve eşi Berrin Ünsal, trafik suçlularının af kapsamına alınmasına tepki göstererek, "Devlet kendisine karşı işlenen suçları affetsin. Kızımı öldüren adamı affetmeye hakkı yok" dedi.
       Kızına çarparak ölümüne neden olan sürücü Nazmi Yeşiltepe'nin yüzde yüz kusurlu bulunduğunu, 94 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildiğini belirten Ünsal, trafik ceza yasasının çıkması için imza kampanyası açtı ve topladığı 60 bin imzayı Ankara'ya götürdü.
       Ölümünden iki gün sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü'nü kazanan kızı Özge'nin eşyalarını saklayan Ünsal, devletin kızını öldüren canavarı affetmeye hakkı olmadığını vurguladı.
       Güneydoğu'da ölenlerin üç katının trafik terörüne kurban verildiğini belirten Ünsal, af yasasının trafik suçlularını da kapsaması halinde Anayasa Mahkemesi'ne, sonuç alamazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracağını kaydetti.
       İzmir'de Kırmızı Işık Derneği'nin şubesini açmak için çalışmalar yürüttüğünü anlatan Ünsal, bir hafta sonra kızının ölüm yıldönümünde mezarı başında eylem yapacaklarını belirterek şunları söyledi:
       "Hayatımız Özge'den önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrılıyor. Gülmüyoruz artık. Eşim 23 senelik öğretmen. Özge yaşasaydı, emekli olacaktı. Şimdi yeni Özge'ler yetiştirebilmek için mesleğine devam ediyor."

Bir annenin isyanı

       "Kim kimi affediyor"
       Aslı Öktener İstanbul
hab012.jpg        Anaokulu öğretmeni kızı Serpil Yeşilyurt'la birlikte dört tinerci çocuk tarafından kaçırılarak tecavüze uğrayan Hanım Yeşilyurt, hükümetin af tasarısına tepki göstererek, "Affederlerse onları ben öldürürüm" dedi.
       Yaşadığı korkunç olayı bir an olsun unutamayan Yeşilyurt, hükümetin af girişimiyle bir kez daha sarsıldığını belirterek şunları söyledi:
       "Kendim için değil, kızımın intikamını almak için hayatta kalmaya çalışıyorum.
       Yaşamımı cehenneme çeviren bu canilerin idam edilmesini görmek için yaşıyorum. Eğer hükümet getirilecek olan afla cezalarını indirir ya da serbest bırakırsa onları ben öldürürüm."

"Bunlar çocuk olamaz"

       Devletin suçlulara gereken cezayı vereceğine inandığını kaydeden Yeşilyurt şöyle konuştu:
       "Olaydan sonra ölmek istedim. Kızımın çığlıklarını, yalvarışlarını unutamıyorum. Önce tecavüz ettiler, sonra vahşice öldürdüler. Hepimizin çocukları vardı. Ama bunlar çocuk olamaz. Hükümet yetkililerine sesleniyorum: Bugün benim ve kızımın yaşamını söndüren bu canilerin yarın bir başkasının canını yakmayacağı garantisini nasıl verecekler? Sonra kim kimi neden affedecek. Tecavüze kurban gidenler, yakını öldürülenler, soyulanlar, yaralananlar ve sakat kalanlar suçluları affedecek mi? Ben ve benim gibiler hayatı bize zehir eden katilleri hiçbir zaman affetmeyeceğiz."
       Yeşilyurt, boğazına ve bedeninin birçok yerine aldığı bıçak darbeleri nedeniyle hala tedavi gördüğünü söyledi.
       Ümraniye'de 4 Ekim 1998'de Çakmak Mahallesi Leylak Sokak'ta meydana gelen olayda, 18 yaşından küçük dört tinerci, evlerine giden Serpil Yeşilyurt'la (20) annesini zorla otomobile bindirdi. Anne - kızı Sarıgazi Ormanlık alanına götürüp tecavüz eden dört kişi, Serpil öğretmeni bıçaklayarak öldürdü. Kızı gibi bıçaklanan Anne Hanım Yeşilyurt şans eseri kurtulabildi. Göz dönmüş tinerci olaydan sonra yakalanarak yargı önüne çıkarıldı.
      

Çocukların isyanı:

       Babamızı affedin
       Ahmet Altıntaş Siverek
hab013.jpg        Siverekli sekiz yaşındaki Feryat ile yedi yaşındaki Özlem annelerini bıçaklayan babaları Fevzi Karaca için af istedi.
       Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde üç yıl önce eşini bıçakladığı için 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan Fevzi Karaca, cezaevine girdikten sonra görmediği çocuklarıyla hasret giderip gözyaşı döktü. Çocuklarının af isteği karşısında duygulanan baba, "Eşimi bıçakladığım için çok pişmanım. Çocuklarımı gördüm, öpüp kokladım. Ölsem de artık gam yemem. Çocuklarıma ve eşime kavuşmak için ben de af istiyorum" diye konuştu.
       Çocuklarını babalarıyla görüştürmek için Siverek'e gelen Hatice Karaca ise görüşmeye girmedi. Kocasını affettiğini, ancak korkusundan görüşe katılmadığını söyleyen Hatice Karaca, cezaevi kapısında çocuklarının dönüşünü bekledi.

Hukukçular: Adaletsizlik var

hab014.jpg Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahri Öztürk, Türkiye'de her 10 yılda bir af çıkarılmasının, halk nezdinde mahkeme kararları ve yasaların itibarını düşürdüğünü söyledi.
       Öztürk, hazırlıkları sürdürülen af yasa tasarısıyla ilgili olarak, Türkiye'de affın sürekli siyasi istismar konusu olduğunu savunup, konunun siyasetçiler tarafından amacına aykırı kullanıldığını ileri sürdü. Öztürk, hazırlanan tasarının adaletsiz olduğunu da savundu.

Devlete yönelik suçlar

       Türkiye'de sık sık çıkarılan afların, suç işlemeyi teşvik eder bir nitelik kazandığını ifade eden Öztürk, yarım asra yakın bir zamandır Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin hiçbirinde Türkiye'dekine benzer bir şekilde affın gündeme gelmediğini belirtti. Öztürk şunları söyledi:
       "Eğer devlet alicenaplık gösterip bir himmette bulunmak istiyorsa, önce kendisine yönelik suçları affetsin. Vatandaşın vatandaşa yönelik suçlarını devletin affetmeye kalkışması mağdur vatandaşlarda infiale yol açmaktadır. Devletin, kendisine yönelik düşünce düzeyinde kalan suçları bile affetmezken, adam öldürme suçlarını affetmeye kalkışması anlaşılır gibi değildir."

Adaletsizlik var

       Öztürk, tasarıda suç grupları belirlenirken adaletsizlikler yapıldığını da savunarak, "Örneğin düşüncesi nedeniyle sanık durumuna düşmüş veya mahkum olmuş kimseler ceza indiriminden yararlanamazken, ağır suçlar işlemiş bulunan adi mahkumlar indirimden yararlanmaktadır. Bunu kabul etmek mümkün değildir" dedi.
       Adil bir yasa hazırlanmak isteniyorsa bunun birinci koşulunun, yasanın bir genel af yasası değil, bir genel şartla salıverme yasası olması gerektiğini kaydeden Öztürk, "Bu yasanın sanıklara teşmili mümkündür. Suç gruplandırmaları yaparken de genel kriterlerden yararlanmak mecburiyeti vardır. Aksi halde kamu vicdanını rahatsız eden düzenlemeler ortaya çıkar" diye konuştu.
       Türkiye Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Ragıp Zarakolu da af yasa tasarısı taslağının olumlu, ama yeterli olmadığını savunarak, "Basın, yayın ve düşünce alanındaki tüm davaların ortadan kaldırılmasından yanayız" dedi.
       Zarakolu, düşünce ve ifade özgürlüğünün bugün içinde bulunduğu durumun "yayıncılığı da tehdit altına soktuğunu" belirterek, yayınlama özgürlüğünün, düşünce ve ifade özgürlüğünün yanında basın özgürlüğünün de ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.

Onları yasa değil ‘baba’ affetti

       Mehmet Taşçıoğlu Gaziantep, Can Hacıoğlu Eskişehir
hab015.jpg        Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı af yasa tasarısıyla ilgili tartışma sürerken, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Gaziantepli Kurdo Mehmet Avcı'yı (70) felç olduğu gerekçesiyle, Afyonlu Mevlüt Yüksel'i (45) ise sirozlu olduğu için affetti.

İki kişinin katili

       Gaziantep'in Türkyurdu köyünde 1979'da tarla meselesi nedeniyle çıkan kavgada bir kişiyi öldürmekten 20 yıl ağır hapis cezasına mahkum olan Avcı, 1991'de tahliye oldu. 6 Mayıs 1995'te yine Türkyurdu köyünde bu kez taş ocağı personeliyle kavga eden ve bir kişiyi öldüren Avcı, 24 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. İkinci hapis yaşamında cezaevi şartlarına dayanamayarak felç olan Avcı, yılda yedi mahkumu affetme yetkisi bulunan Demirel'e, "Sayın Cumhurbaşkanım. Ben 70 yaşındayım, yaşlıyım ve felcim. Daha 20 yıl hapis cezam var. Siz de cezaevinde yattınız, halden anlarsınız. Sizden beni affetmenizi diliyorum" diye mektup yazdı.
       Demirel'in affettiği Avcı, tahliye sevincini evinde mangal yakıp, kebap yaparak kutladı. Demirel'e minnettar olduğunu belirten eden Avcı, "Affedilmeseydim, cezaevinden ölüm çıkardı" dedi.

Tedavi için Fransa'ya gidecek

       Demirel'in affettiği ikinci mahkum olan Yüksel de Afyon'un Emirdağ ilçesinde, yaklaşık 20 yıl önce çıkan tartışmada, bir kişiyi yaralayıp Fransa'ya kaçtı. Gıyabında yargılanan ve 19 ay hapis cezasına çarptırılan Yüksel, geçen yıl tatil için geldiği Emirdağ'da yakalanarak Eskişehir Kapalı Cezaevi'ne kondu. Fransa'da kalan eşi Rukiye Yüksel, Demirel'e mektup yazarak yazarak, siroz hastası olan eşinin affedilmesini istedi. Yetkisini kullanan Demirel, Yüksel'i de affetti.
       Ayakta güçlükle duran Yüksel, cezaevinden tahliye olduğunda, eşi Rukiye, çocukları Sevgi ve Metin Yüksel tarafından karşılandı. Demirel sayesinde, cezaevinde ölmekten kurtulduğunu kaydeden Yüksel, "Şimdi sıra tedavime geldi. Fransa'da gidip gerekirse karaciğer nakli yaptıracağım" diye konuştu.



© 1999 Milliyet