13 Ağustos 1999 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Güvercinin yolculuğu

Engin 15 yaşında bir küçük delikanlı. 8 ay 8 günlük özgürlükten uzak serüveninin nedeni, çalınan kuşlarını istediği gibi geri almaya kalkması


yas00.jpg        Pazar günü Ankara Islahevi'nin kapısında nöbet tutmuş, ziyarete gelen aileler ve izne çıkacak çocuklarla konuşmak için bekliyorduk.
       Nöbet tutmuştuk; çünkü uzun çabalardan sonra bakanlıktan aldığımız izin, "Aslında gelmeniz anlamsız. Ne içeriye girip yaşam alanlarını görebilir, ne de çocuklarla bire bir sohbet edebilirsiniz" niteliğindeydi.
       Bakanlık bu kararı çocukları korumak adına almıştı, ama bizim amacımız da ıslahevlerini kötülemek değil, çocukların ve personelin yaşadıkları problemlere dikkat çekmek, çıkacaksa af sonrasında neler olacağını araştırmak, çözüm üretimine yardımcı olmaya çalışmaktı.

Tahliyeyi beklerken

       Engin'i gördüğümde, birkaç çizginin ele verdiği acemi bir ütücü elinden çıktığı belli siyah pantalonu ve bembeyaz gömleği, elinde sapları ağırlıktan incelmiş kocaman bir poşet ve valizi ile tahliye iznini bekliyordu. Hani "efendi" diye tanımlanan yüzler vardır ya, işte Engin böyle, sımsıcak bir çocuk. Her an karşılaşabileceğiniz, belki de çocuğunuz ya da kardeşiniz olabilecek denli, tanıdık bir sima.
       Engin'in ıslahevinde, ceza indiriminden sonra sekiz ay sekiz gün yatma nedeni, güvercinleri. Otuz iki tane güvercini, başka güvercinci tarafından çalınan Engin, üç arkadaşı ile birlikte gece onikiyi beklemiş ve gidip o insanın güvercinlerini çalmış. Üçlünün en büyüğü bir ay sonra yakalanınca, kendi deyimiyle "diğerlerini de ispiyonlamış." Böylece üçünün birden ıslahevlerine uzanan yolculuğu başlamış.
       Güvercinleri ilk çalanlara ne olmuş? diye soracaksınız, hiçbir şey olmamış; çünkü Engin ve arkadaşları çalınma eylemini polise bildirmek yerine, kendi başlarına halletmeye kalktıklarından, suçlu duruma kendileri düşmüş.

Okulsuz günler

yas001.jpg Engin'ler 5 kardeşler. Ankara'dan çok uzak bir şehirde yaşıyorlar. Tutuklandığında, en büyük kardeş hariç hepsi okuyormuş. İspiyon yüzünden okula gelen polisler tarafından tutuklanan Engin, iki gün nezarette kalmış. Serbest bırakılınca İstanbul'a, aşçı olarak çalışan babasının yanına gitmiş. Kendi iddiasına göre, mahkeme çağrısı eline ulaşmamış. Mahkemeye çıksaymış, çalınan güvercinlerin satılışına katılmadığı için diğerleri tutuklanacakken, o serbest bırakılacakmış. Çıkmadığı mahkeme tarafından ceza kararı verilince, on beş gün bulunduğu şehirdeki cezaevinin çocuk koğuşunda kalmış. Ardından Ankara'ya sevki yapılmış.
       Okuldan gerekli belgeler alınamadığı için bu yıl okula devam edememiş Engin. Bileklik, maşallah işleyerek günlerini geçirmiş, canı sıkılınca da yatmış. Zaten, çelik kasa çaldığı için ıslahevinde olan en yakın arkadaşı, gündüzleri işte olduğundan, yapacak pek birşey bulamamış. Islahevine sigara sokmak yasak olsa da, sokmayı başardıklarında sigara içip konuşurlarmış. Sigara sokup yakalananlara koğuş paspaslama, bulaşık yıkama cezaları verildiğinden, yakalanmaktan korkmuyorlarmış. İçki sokmayaysa kimse teşebbüs etmiyormuş, çünkü cezası çok ağırmış: Sürgün, ya da kapalı cezaevi. Islahevinin koşulları ve memurların yaklaşımları çok iyi olduğundan, hiçbirisi buradan başka yere gitmek istemiyormuş. Sadece sevdiğiyle problemi olan, ya da yakını ölüp de firar edenler sürülmeyi göze alıyorlarmış.

Koğuş şarkıları

       Bu arada Engin'in de bir sevdiği var, ama son gidişinde pek yüz vermemiş kız. Akşam altıda girilen koğuştaki tek eğlence, teypmiş. Azer Bülbül, Müslüm Gürses, Selahattin Özdemir en çok dinlenen şarkıcılar. Bu şarkıcıların şarkıları, "efkarlı" olduğu için tercih ediliyormuş; fakat içlerinden birisi tahliye olunca duruma ve duygulara uygun olarak, oyun havası çalınırmış.
       Sekiz ay boyunca ailesi hiç ziyarete gelmemiş, ama dört ay önce iznini aldığında o, ilk otobüse atlayıp, memleketine gidip altı gün kalmış. Bir kez de beşinci ayda. Babası ayda on beş milyon harçlık göndermiş. Bu paranın çoğu komşu evine telefon açıp, anneyi çağırtıp konuşmak için aldığı telefon kartlarına harcanmış. Arada bir de, kantinden bisküvi, içecek ya da tanesi 250 bin liradan külot alıyormuş. Özellikle son aylarda daha güzelleşen yemekleri sevse de, annesinin daha güzel yaptığını düşünüyor Engin.
       Islahevinin raconu sayılan "jilet atmayı" sorunca, önce inkar etse de, o saf yüzü kendisini açığa verdiğinden, biraz sıkıştırınca gülerek, "bir kez denediğini, ama küçücük bir çizik olduğunu" itiraf ediyor 15 yaşındaki delikanlı.

Devlet kapısında iş

       Ve sıkı durun, Engin polis olmak istiyor. Özellikle de hırsızlık masasında çalışmak. Ne yazık ki bu amacına ulaşamayacak Engin. Cezası bir yılı geçenler ya da yüz kızartıcı suçlar işleyenler, devlet memuru olamıyor. Islahevindeki diğer çocuklar gibi, devletine ve büyüklüğüne güvenen, devlet kapısını güvenceli bulduğu için, "çıkınca" devlet memuru olmak isteyen çoğu çocuk bunu gerçekleştiremeyecek. Başka yerlerde de iş bulmakta zorlanacaklar. Zaten personelin de söylediği gibi, ıslahevinde mesleki ya da çıraklık eğitimi alsalar da işyerleri çocuklara iş vermekte tereddüt ediyorlarmış. Devlet, bu çocukları çalıştıran işyerlerine belli oranlarda vergi indirimine gitse, özendirici olmaz mı? Cezaları bittiğinde iş bulamadıkları için, yeniden suça bir biçimde itilen bu çocukların hayatı kolaylaştırılmadıktan sonra, neyi çözdüğümüzü sanıyoruz ki?

Sürpriz kucaklaşma

       Güvercinlerini çok özlediğini söyleyen Engin için, spontan bir biçimde gelişen bir sürpriz hazırladık, otobüse bindirmeden önce. Güvercinlerle dolu bir yere götürerek, ıslahevi yolculuğunun nedeni olan güvercinlerle kucaklaştırdık.
       Evet, Engin bir suç işledi ve her suçun bir karşılığı olmalı, ama sorunu nasıl çözeceğini bilemeyen, fevri davranarak "kısasa kısas" mantığıyla güvercin çalan bir çocuğun, ihmalkarlık, bilgisizlik, o ya da bu nedenden, sırf mahkeme heyeti karşısına çıkmadığı için, 8 AY 8 GÜN'ünü almaya, eğitimini bir yıl kesintiye uğratmaya, henüz kendisinin bilmediği gelecek umutlarını söndürmeye hakkımız var mı? Herşey çok açık aslında. Islahevi müdürlerinden birinin dediği gibi "En vicdansız halimizle, sadece çocuklarımızı ve kendimizi düşünsek bile, bu çocuklara sahip çıkmak ZORUNDAYIZ."



© 1999 Milliyet