23 Ağustos 1999 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Enkazdan mucize çıkmıyor

Yalova sahilinde çok değil, daha altı - yedi gün önce çınlayan çocuk sesleri şimdi yerini elektrikli matkabın gürültüsüne bıraktı. Herzemen yemek için çocuklarına seslenen anneler, bu kez isimlerini yaşlı gözlerle enkaz yığınlarına doğru haykırıyor. Herkes susuyor, enkaz altından duyulacak bir ses umutla bekleniyor. Ancak artık Yalova'da mucize çıkmıyor

Ercüment İşleyen


hab03a.jpg        Yalova girişindeki Çiftlikova beldesi, şimdi dev enkaz yığınına dönüşmüş. Ünlü Aydın Tatil Sitesi'nin depremden kurtulan sakinleri yaşlı gözlerle, kurtarma ekiplerinin yakınlarının cesetlerine ulaşmasını bekliyor.
       Kepçenin koparıp aldığı beton blokların altından çıkan koltuklar herkesi heyecanlandırıyor.
       "Kırmızı kareli koltuk takımı kimin?"
       Sonra heyecandan titreyen ince bir kadın sesi yükseliyor:
       "Bizim ev.."
       Enkaz altında daireler birbirine karışmış. Kimi zaman kurtarma ekibinden "Susun" uyarısı geliyor. Ağustos sıcağında herkes susuyor, enkaz altından duyulacak bir ses umutla bekleniyor. Ancak artık Yalova'da enkaz altından mucize çıkmıyor.
       Kepçelere, iş makinelerine sadece deprem kurbanlarının cesetleri takılıyor. Yalova sahilinde çok değil, daha altı - yedi gün önce çınlayan çocuk sesleri şimdi yerini elektrikli matkabın gürültüsüne bıraktı. Akşam vakti yemeğe gelmeleri için çocuklarına seslenen anneler, dün onların isimlerini yaşlı gözlerle enkaz yığınlarına doğru haykırıyorlardı.
       Yalova'da ilk iki günün aksine şimdi ekmek, su, kurtarma ekibi ve alet sıkıntısı çekilmiyor. Yozgat Belediyesi'nden Kırşehir Valiliği'ne kadar yurdun dört bir yanından koşup gelen yardım ekipleri iş başında. Ancak bu kez grupların koordinasyonu ayrı bir sorun oluşturuyor.
       Yetkinin kimde olduğu belirsiz kaldığı için herkes birbirine talimat yağdırıyor, sık sık tartışmalar yaşanıyor.
       Yalova kriz merkezinde bir grup ODTÜ'lü dağcı "biz nereye koşalım" diye heyecanla başvurduklarında şu yanıtı aldılar:
       "Bize ne, sizi biz mi çağırdık."
       Yalova'da ölü sayısı 1500'e yaklaşıyor. Ancak yakınlarının enkaz altındaki cesetlerine ulaşan bazı acılı Yalovalılar, kimseye bildirimde bulunmadan cenazelerini köylerinde toprağa veriyorlar. Bu da ölü sayısının tam olarak saptanmasını güçleştiriyor. Enkaz altında ise daha binlerce kişinin bulunduğu ifade ediliyor.
       Artık umut kesildiği için kurtarma değil, büyük iş makineleriyle enkaz kaldırma ve ceset toplama işlemi yürütülüyor.
       Yalova'da cesetler çürümeye başladığı için sokaklar ve caddelere yoğun, ağır ve ürkütücü bir koku hakim. Enkaz yığınların yakınında ise sadece ağız ve burnunu bezle kapatarak dolaşanlar görülüyor.
       Özellikle ağır hasar gören ve çok kişinin can verdiği yazlık sitelerde Türkiye'nin dört bir yanından yazlıkçılar bulunduğu için Yalova yakınlarını aramak isteyenlerin hücumuna uğradı. Bu nedenle şehirde trafik adeta felç oldu.


© 1999 Milliyet