|
|
Müteahhit!..
DEPREM kuşağında yaşamak, özel bir kültürün ve denetimin oluşmasını gerektiriyor. Japonya'dan önce, Kazakistan'dan örnek vermek istiyorum.
1940'lı yıllarda başkent Almatı depremde yerle bir olmuş...
Ve yıl 1993... Bir Türk inşaat firması Almatı'da "Ankara Oteli" adıyla büyük bir otel yapacak...
Otelin meteahhidi Türk işadamı alatıyor:
- Kazaklar Almatı'nın deprem haritasını getirdiler... Sokaklar bile belli oluyor; o ölçekte... Önce arsayı tesbit ettiler. Sonra arsanın jeolojik yapısına göre bize otelin yerini gösterdiler...
'Zemin etüdü' ve 'statik hesap...'
Deprem anında çevredeki her yer sallanır ama binanın kaygan bir toprağın üzerinde inşa edilmesi başka, sağlam bir zeminde inşa edilmesi başka...
Kazak jeologlar, mimarların tesbit ettiği otelin yerini 10 metre kadar bir tarafa çekerek değiştirmişler mesela...
Evet Almatı'daki Ankara Oteli şimdi Türkiye'nin gururudur; estetiğiyle de inşaat kalitesiyle de...
* * *
TÜRKİYE de deprem kuşağında... 1939'daki Erzincan depremi yürekleri o kadar yakmıştır ki, hala hatırlanır...
Ama 1940'lardaki Almatı depreminden sonra Kazakistan'da alınan tedbirleri biz aldık mı?!
Evet, bizde de inşaattan önce "zemin etüdü" gerekiyormuş; zemini sağlam değilse sağlamlaştırmak lazımmış... Şu kadar demir, şu kadar çimento kullanmak şartı varmış...
"Statik hesapları" dünyada da, bizde de mühendisliğinin temel bigileri...
Ama bütün bunlara rağmen her depremde "çürük inşaat" ve "müteahhit hatası", hatta "müteahhit hırsızlığı" gibi facilarla karşılaşıyoruz.
Kazakistan'da 'inşaat disiplini'ni sosyalizm kurduysa, Japonya'da aynı disiplini, hatta daha ilerisini kapitalizm kurdu...
Mesele siyasi rejim meselesi değil... Zihniyet meselesi, kültür ve organizasyon meselesi... O yüzden de bizde bu sorunu çözmek daha zor, çünkü sorun daha karmaşık...
* * *
KENTLERİMİZ imar planlarına göre büyümedi... Kentlerimizin jeolojik yapısına ve "zemin etüdü"ne göre konutlaşma olmadı; "gecekondular" boş bulduğu yere yerleşti...
'Kentleşme'nin bu hızlılığı ve kuralsızlığı "yapsatçı" müteahhitleri üretti: Mesleğin geleneklerinden, ahlakından ve bilgisinden habersiz müteahhitler yığını!...
"Deniz kumundan ev yaptığını" ikrar eden 'yapsatçı'yı hatırlayınız! Deniz kumundaki tuz çimentoyu çürütür! Adam, konut değil mezar inşa etmiş!
"Bir musibet bin nasihattan etkili" derler... Artık aklımızı başımıza almalıyız. Bizim kentlerimizin de jeolojik etüdleri olmalı, ona göre inşaat yapıldığına ilişkin denetimler olmalı... Konut alacaksak bunlara bakabilmeliyiz.
Her şeyden önce, yaşamakta olduğumuz bu son faciada, depremin şiddetinden değil de açıkça müteahhit kusurundan kaynaklandığı teknik olarak tesbit edilecek müteahhitler için konut başına değil, ölü ve yaralı sayısınca ceza ve tazminat davaları açılmalı...
"Musibet"ten ders almayanlara, "ibret" olacak cezayla ders vermeliyiz artık!
Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr
|
|