|
|
Tarihte deprem
YIL 1894... l0 Temmuz salı...
Başta, Necip Fazıl'ın deyimiyle "Türklerin padişahı Müslümanların halifesi Abdülhamid Han" vardır.
Modern eğitim sistemimizin ve adli teşkilatımızın Osmanlı'daki temellerini atan padişahlardan biri... Üstelik İslamcı bir padişah...
Öğle vakti saat 12.27, çok şiddetli bir deprem oluyor. İzmit depremi gibi ama 45 saniye değil, tam bir dakika sürüyor...
Tarihçi İsmail Hami Danişmend, "İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi"nin dördüncü cildinde şöyle anlatır:
"Bir çok camiler, minareler, medreseler, mektepler, karakollar rıhtımlar, resmi binalar, hanlar, dükkanlar, evler ve duvarlar yıkılmış, bir takım binalar da yıkılacak hale geldiği için kazaya mani olmak üzere hükümet tarafından yıktırılmıştır. Ölenlerin çoğu yıkılan binalardan çıkamayanlardır. Mesela Saraçhanebaşı'nda bir iptidai (ilk) mektebinde 5 çocuk birden telef olmuştur..."
* * *
TARİHÇİ Danişmend, İstanbul ve çevresini mahveden depremdeki ölü sayısı hakkında bir rakam vermiyor. Şunları yazıyor:
"Yaralıların yekunu ölenlerden fazladır (bugün de öyle). Bunlar hemen hastanelere kaldırılıp tedavi altına alınmış, padişah derhal yaverleriyle Zaptiye Nezaretini (İçişleri Bakanlığını), Şehremanetini (Belediyeyi) ve sıhhiye'yi imdat (kurtarma) hareketlerine memur etmiş ve hemen bir iane (bağış) defteri açtırmıştır: 5 ay 19 günde toplanan para miktarı 82 bin 874 Osmanlı altınıdır..." (Sf. 331)
Danişmend'in anlattıkları göteriyor ki, depremlerin sebebi siyasi veya ahlaki değildir; fay hatlarıdır...
Akademisyen tarihçi Carolin Finkel'in "Tevrah - i Harekat - ı Arz" (Arz Hareketleri Tarihi) adıyla depremler üzerine yazdığı makale de çok ilginçtir.
Mesela İstanbul, tarihi boyunca 95 tane büyük deprem geçirmiş.
Osmanlı kaynalarında, bugünkü Türkiye ve çevresini oluşturan çoğrafyada 1200 tane büyük deprem kaydı varmış.
Bayan Finkel, Doğu Anadolu fay hattındaki depremleri de zikrediyor...
* * *
DOĞU'DA Ermenistan'dan başlayıp Erzincan'ı, Bolu'yu, İzmit ve Adapazarı'nı geçerek İstanbul'a ulaşan Kuzey Anadolu fay hattındaki en büyük deprem 18 Ağustos 1668'de Ankara'da yaşanmış:
"Sarp yamaçlar parçalanmaya başladı. 350 - 400, hatta 500 kiloluk kaya parçaları aşağılara yuvarlandı. Aşağıda toprak yarıldı ve yerden çok pis kokan mavi kükürtlü alevler fışkırdı. Kadınlar ve çocuklar çığlık çığlığa ağladılar. Erkeklerin hissetiği dehşeti ise anlatmak olanaksız. Hepsi bütün şehri boşaltarak yüksek tepelere, yarlara, bağlara, bahçelere kaçtı..." (Toplumsal Tarih, Cilt 3, Sayı 15)
Evet, deprem bugünümüzde de var, tarihimizde de var... Ne şunun cezası ne bunun...
Ben 28 Şubat'ın toplumsal modernleşmemize ve iç barışımıza zarar verdiğine, darbeler yüzünden sorun çözme gücü hasara uğramış olan politik sistememizi daha da zayıflattığına inanıyorum.
Ama 28 Şubat'ın depreme sebep olduğunu söylemek bir cinnettir.
Gölcük'te enkaz altında şehit düşen askerlerimizi ve bütün deprem kurbanlarını rahmetle anıyorum.
Bu coğrafyada "depreme dayanıklı" yaşamayı öğrenmekten başka çaremiz yoktur.
Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr
|
|