|
|
İşte spiker
Evet nihayet sakin, maça maydanoz olmayan bir anlatıma şahit oldum. "Teleon"da Galatasaray - Ankaragücü maçını Doğan Yıldız anlattı. TRT'nin deneyimli ismi şimdi "Teleon"da. İsabet olmuş. Sakin, maçın akışına etki etmemeye özen gösteren bir anlatım. Ben bunu istiyorum. Böyle büyük yorumlar, dolduruşa getiren sözcüklerden bıkmıştım. Bu arada "Teleon" maç yayını yanı sıra 8 kanaldan söz ediyor. Bakalım bu nasıl olacak merak ediyorum?
"A Takımı"nda bu hafta depremin çocukları vardı. Ciguli ve Atilla Taş onlar için oradalar. Ciguli, Bulgaristan'daki köyünden kalkıp gelmiş. "Binnaz"ı söyledi. Savaş Ay'a sordum; "Küçükler bu parçayı özellikle istediler" dedi. 50 küçük insan vardı. Mendilciler ve depremzedeler. Ortak kaderi paylaştılar. Atilla Taş'ı küçükler çok seviyor. Savaş "Kendini yetiştirirse çocuklar için çok güzel şov programı yapabilir" diyor. Öneriye ben de katılıyorum. TV yöneticileri ona bir de bu gözle baksınlar.
Bu sene iki isim var. İkisi de Kanal D'de; Emel Müftüoğlu ve Pelinsu Pir. Emel kamera karşısında rahat. Bunu bakalım "Emelce" adlı programında ne ölçüde yansıtacak? Pelinsu Pir hani tam "bu iş için biçilmiş kaftan". Yani şov için. Beylerin pabucu dama atılabilir!
Bir okurdan not geldi. Senaryoyu tamamlayan unsur olarak sevişme sahneleri var. Bizim kanallar "tak" diye kesiyor. Sonra tanıtım giriyor. Tanıtımda "Televole"den baldır bacak manzaraları... Tam da "bu ne pehriz bu ne lahana" durumu.
"Tekrar yayımlamak", özellikle belge niteliği taşıyan yapmılar için yararlı bir yöntem. Kaçırdığınız oluyor. Mesela "Bir Yudum İnsan"da Cem Karaca vardı. Daha önce seyretmemiştim. "Emrah" şarkısını dinlemeyeli yıllar oldu. Şöyle aldı götürdü beni eski günlere... Beyoğlu'ndaki "Kara Kedi Plak Evi"nin önünden geçerken hep bu şarkıyı duyardım.
|
|
|