|
|
Fırsat teptik Tankut ANTİKACIOĞLU
Almanya'nın, bir olimpiyat elemesi maçı değil, zaman zaman sıradan bir mücadelenin temposunda kaldığı karşılaşmanın ilk setinde bizimkiler başta Ufuk, Hakan, Gürsel, Cengizhan gibi aslar olmak üzere belki de hayatlarının en kötü oyununu oynuyorlardı.
Buna karşın Almanya takımında smaçör Liefke ve diğerleri hatasız voleybol gösterisi sunmak için topyekün güçlerini harcıyordu. Bu tempoda süren maçın ilk setini Almanya zorlanmadan kazandı.
Beceriksiz bir günde olan voleybolcularımız oyunun ikinci setine derli toplu başlayınca, gördük ki tablo değişti. Almanya'nın hücumda Liefke ile yaptığı smaç gösterisini aktif blokla durduran bizimkiler; akıllanıp, hücumda ve müdafada da şuurlu olunca o ilk setteki blok dağınıklığı silindi. Serviste elimiz düzeldi, manşetler çalıştı. Ve bu seti Gökhan ve Barış'ın flaşlarıyla koparınca ümitlendik.
Ne var ki, daha sonraki setlerde oyuncularımız bu maçın kazanılması için gereken hırsa sahip değildi. Bir olimpiyat elemesi maçını oynadıklarını hatırlamadılar. Blok hataları, serviste etkili olamamak, dublajları unutmak büyük yanlıştı. Buna pasör hataları ve libero Vefa'nın yanlışları da eklenince, maçı kazanacak silahımız kalmadı. Milli Takım, Almanya karşısında gerektiği kadar bilinçli olamadığı için blokta beklenmez hatalar yaptı. Manşetler insanı bıktıran bir beceriksizlik gösteriyordu. Eğer blokta zamanlamalı, serviste etkili, manşette derli toplu olabilsek, Almanya'yı evinde de ezip, geçmemiz işten bile olmayacaktı. Voleybolcularımız oyunun bütününde maçı kazanmak için gereken önemli hareketleri yapamadı. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, rakip de derli toplu değildi. Zaman zaman onlar da etkili hücum yapamadı. Neresinden bakılırsa bakılsın, izlediğimiz voleybol, göze hoş gelen tempoda değildi. Voleybolcularımız maçı kazanmak için gereken psikolojik gücün yoksunluğu içindeydi.
Büyük konsantrasyon isteyen maçın stresi onları eksik bırakırken, en büyük yokluk İstanbul'daki karşılaşmanın kahramanları Hakan ve Cengizhan'ın suskunluğuydu. Bunun nedeni de, Alman coachun bu iki silahımıza aldığı akılcı önlemdi. Smaçörlerini ve blokörlerini disiplinli kullanmayı beceren Almanlar, ikinci pasör Dehne'nin, Liefke yorulunca Hübner'i çok akılcı kullanmasıyla Milli Takımımızı altı sayıyla olimpiyat elemelerinden safdışı etmeyi bildi.
Bir çift sözümüz de maçın hakemine olacak. Belçikalı Notaerts, özellikle maçın dördüncü setinde ve de bitime çok yakın bütün taktir haklarını, bütün kararlarını ev sahibi takım lehine kullandı. Ama buna da sebep voleybolcularımızdı. Belçika grup elemelerinin kapısından 6 sayıyla döndük. Yazık oldu, çok yazık...
|
|