|
|
Hayaller ve gerçekler Erdoğan ŞENAY
Altay önündeki Fenerbahçe'nin ligdeki zorunlu aradan faydalı çalışmalarla çıktığını söylemek öyle zor ki...
3 - 5 - 2 düzeniyle oyunu kucaklamaya çalışan Sarı - Lacivertli ekipte en belirgin zaaflar sağ ve sol kulvarlarda. Abdullah da, Tayfun da hem Altay'ın kanat çıkışlarını karşılayacak, hem de Fenerbahçe'nin sağ ve sol kulvar ataklarını renklendirecek güçte hiç değiller. Bu yüzden Altay sürekli bu ikilinin arkasına sarkıyor ve Fenerbahçe defansı bu yüzden büyük gol korkularına düşüyordu oyunda çokca zaman...
Hücumda Süleyman Oulare'nin santrforluk kartvizitini yeterince inceleyemedik doğrusu... Altay'ın yakın markaja aldığı bu yeni transferin rakipten sıyrılıp oyunun gol hakkını vermesi adına hiç özel bir uğraşına rastlamadık oyunda...
* * *
İlk yarısı vasat geçen oyunun ikinci devresinde de Fenerbahçe aynı hataya devam ediyor ve yan çizgilerden yediği ataklarla yine hırpalanıyordu Altay'ın önünde... İşte Tayfun arkasını hiç düşünmeden önlere kaydığı bir anda Bayram topla buluşuyor ve galibiyete şartlanmış Sarı - Lacivertlileri beraberliğe kitliyordu.
Evet Fenerbahçe taktiğiyle, saha dizilişiyle , pas düzeniyle ve mantıklı gol arayışlarıyla hiç de hayal edip, aradığımız Fenerbahçe değildi dün gece... Herkes sanki kendi yerinde oynamıyormuş gibi yerini yadırgıyor, oyunda dengeli paslar zinciri bir türlü kurulamıyor ve Fenerbahçe kendine yakışan bir futbol uslubunu bir türlü yaratamıyordu özetle...
Sergen'in, Abdullah'ın, Tayfun'un tanınmayacak kadar kötü oynadığı Altay oyununda bir kez daha gördük on gün içinde iki milli maç oynayan Türk futbolcusu fizik olarak tükeniyor ve bir üçüncü oyunda sırıtıp kalıyor.
Özetle Fenerbahçe, Altay önünde karambol gollerle üç puanı kurtarırken, ne önündeki Budapeşte MTK tur maçına, ne de liglerin gelecekteki oyun haritalarına futbol olarak hazır bir havanın içinde değildi.
|
|