13 Eylül 1999 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Yağmur ATSIZ Fotoğrafı: 12038 bayt
Nazan'a saygı

       Tarih ve coğrafya Türkiye'yi "Büyük Devlet" olmaya zorluyor. Bir tek "yurtdaşlık bilgisi"nden çuvallıyoruz... Aslında kavramları da karışdırmakdayız. Devlet "büyük" mü olacak "iri" mi yoksa "azman" mı o da belli değil... "Yüce" kavramı ise bu bağlamda ancak mazinin tozlu yapraklarında kaldı... Bir de pespaye politikacıların paslı dillerinde... Oysa "yüce" kavramına en olumlu anlamıyla önem verdiğimiz çağlar da vardı. O çağlara aid izlenimler edinmek isterseniz daha bir hafta vaktiniz var!!! Onun için ben derim ki doğru Sultanahmed Meydanı'na! İbrahim Paşa Sarayı'na! Yani "Türk ve İslam Eserleri Müzesi"ne... Zira "Savaş ve Barış" sadece Lev Tolstoy'un o ölümsüz romanı değil bir serginin de adı... 14. Yüzyıl'dan 1795'de Avrupa Haritası'ndan silinene değin Lehistan - Türkiye ilişkileri sergisi... Beş yıldan uzun süre uğraşarak 20. Yüzyıl'ın (tartışmasız!) en önemli sergilerinden birini gerçekleştirme başarısını gösterdiği için Müze Müdiresi Dr. Nazan Ölçer'in önünde saygıyla eğilirim... Sergilenen parçaların tamamına yakını çok sayıda Polonya müzesinden, cüz'i bir kısmı ise Viyana'dan getirilmiş. Yani hepsi yüzyıllar boyunca ya savaş ganimeti olarak ya da ticaret yoluyla Türkiye'den gitme. Biliyorsunuz Türkiye, Almanya ve Lehistan yaklaşık 400 yıl kadar sınırdaş devletlerdi.
       Bu sergide neler görebilirsiniz?
       Mesela Türklerin adeta sahneye çıkar gibi savaşa çıkdıklarını, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın Viyana önünde bırakdığı çadırdan sadece minicik bir bölümün bile bir saray azametinde olduğunu, Osmanlı Tarihi'ndeki ilk bozgun belgesi olarak nitelenen Karlofça Andlaşması'nın orijinal metnini, o "yenilgi"de bile Osmanlı Diplomasisi'nin hangi incelikleri düşünerek terkedilen yerlerdeki ahali için ne gibi güvenceler elde etdiğini, Kaanuni Sultan Süleyman'ın Kızı Mihrimah Sultan'ın başına buyruk bir günümüz kadını gibi Lehistan Kıralı ile nasıl mektublaşdığını ve daha burada saymaya yerimin elvermediği pek çok eşsiz silah, koşum ve sanat eserini, bu arada görkemli yağlıboya tabloları görebilirsiniz...
       Onun için ben derim ki "Acele ediniz! Çünkü Sergi 20 Eylül'de sona eriyor!"
       Bu Sergi'yi behemehal görünüz! İki eliniz kanda bile olsa!!!
       Ve çıkışdaki "izlenimler defteri"ne de bir göz atınız! Kendiniz birşey yazmasanız dahi şöyle bir karıştırınız! Bir Kanadalı şöyle yazmış: "Türkiye ve Polonya mı? Şimdi anladım!" Serkan adlı bir ziyaretçi dökdürmüş: "Dünyanın en büyük devleti bizimkidir!!" Arkasından gelen hergele de dalgasını geçmiş: "Atma, Serkan!"
       Ve Osmanlı Devleti büyük müydü, tövbe estağfurullah! talancı mıydı tartışmaları ve atışmaları...
       Bu sergiyi görünüz! Bakınız, sözlüde sorarım, ona göre!

Roş Ha - Şana

       Dün Yahudilerin "Roş Ha - Şana" (yılbaşı) Yortusu'ydu. Bütün Yahudi okurlarımın yeni yıllarını candan kutlarım! Hıristiyanlar 2000 Yılı diye böbürlenir, biz Müslümanlar daha 1400'lerde oyalanırken 5400 küsur yıllık bir takvime sahib olmak... Dile kolay...


© 1999 Milliyet