30 yıl öncesinin politikacısı...
FERRUH Bozbeyli, bizim için unutulmaması gereken bir siyasetçidir. 1960 askeri yönetiminden sonra, Adalet Partisi saflarında politikaya atılmış, Meclis Başkanlığı'na kadar yükselmiş, o karışık günlerde, görevini İsmet Paşa'nın bile güvenini kazanarak sürdürmüş, sonra Demirel'le ters düşen arkadaşlarıyla birlikte Demokrat Parti'yi kurmuş, arkadaşları dönüp, Demirel'e bağlılıklarını tazeleyince, siyaset dışı kalmıştır. Dürüst, ilkeli, muhafazakar ve de eli kalem tutan bir politikacıdır.
* * *
GEÇENLERDE kitaplığı karıştırırken Bozbeyli'nin "İkinci Cemre" adını verdiği kitabına rastladık. Bozbeyli bu kitapta içinde yaşadığı siyasi ve sosyal olayları hikayeleştirerek yazmıştır. Baktık bazı sayfalarda, bazı satırların altını çizmişiz, galiba 1970 yıllarında bu kitaptan bir yazımızda da söz etmişiz.
* * *
BOZBEYLİ "İnsanlar inandıkları yerde değil, sığındıkları yerlerde kalmışlardır" der. Bu siyasette de, basında da, iş hayatında da geçerlidir.
Sonuç:
"Sığınan insan, bulabildiği ile yetinmek durumundadır. Bulabildiği kadar hak, hürriyet, bulabildiği kadar para ve ekmek. Ve bulabildiği kadar güler yüz."
Otuz yıl öncesinin bu teşhis ve tesbitinde bir eksik var mı?
* * *
BOZBEYLİ bir anısını da anlatır...
Vapura, Haydarpaşa'dan binmişlerdir, denizde şiddetli lodos fırtınası vardır, kaptan rotayı tutturamamakta, vapur bir o yana, bir bu yana yatarken, sorumsuz birkaç genç, sağa sola koşuyor, gülüyor, akıllarınca eğleniyorlar. Bir ara yuvarlanıp düşünce, Bozbeyli ve arkadaşı da gülmeye başlar. Karşılarında oturan yaşlı bir adam onlara bu durumda gülmenin delilik, hatta cahillik oluduğunu söyleyince, Bozbeyli'nin arkadaşı "Biraz fazla olmadı mı?" der.
Yaşlı yolcu, yılların imbiğinden süzülen deneyimlerini sıralar:
"Bak oğlum, biz denizin ortasında, azraille pençeleşirken, devletin bizden haberi var mı sanıyorsunuz? Haydarpaşa'dan bir vapur çıktı. İçinde şu kadar yolcu var. Denizin ortasında başları dertte, diye sahilde, bizi düşünenler, bizi kurtarmak için çare arayanlar mı var sanıyorsunuz? Gençliğinize mi güveniyorsunuz? Yüzüp kurtuluruz diyorsanız, daha denize dalmadan, on kişi kolunuzdan bacağınızdan yapışır. Onlardan kurtulmayı başarsanız ve Hayırsız Ada'ya ulaşsanız bile, cankurtaran gelinceye kadar, soğukta zatürreeden ölürsünüz. Hadi şimdi gülün bakalım."
Bozbeyli hikayesini noktalar:
"Dağda, belde, denizde, evinde ve işinin başında, başı dertte olan bir adamın, devlet var, diye güvenebilmesi gerçekten güzel şey!"
Son deprem faciası, bu güvensizliğin boyunutu ortaya koymadı mı?
* * *
PEKİ niye?
Genel bir cevap ararsanız, buyrun:
"Kullanamadığı insanlara düşman olan kimseler yaşıyor aramızda. Böyle insanların para sahibi, makam ve kudret sahibi olmaları bir toplum için büyük talihsizlik."
Evet, çok değil, yirmi otuz yıl önce düşünen, yazan, irdeleyen böyle politikacılar vardı bu memlekette...
Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr
|