23 Ekim 1999 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Tezgah!

Hasan CEMAL

       Tezgah, Türkiye'yi karıştırmak, insanımızı farklılıklarından dolayı birbirine düşürmektir. Herkesin savaş baltalarını çıkarıp siperlere gireceği günlerin hayali içindeler.
       Bu tuzağa düşülmeyecek. Herkes doğrularına sahip çıkacak ama uygarca... Başka türlü demokrasi olmaz. Kışlalı'nın anısına sahip çıkmanın en iyi yolu da budur.

Demokrasi düşmanlarının tezgahını bozmak...

       Ahmet Taner Kışlalı cinayeti, tarihimize eklenen kepaze sayfalardan biridir. Doğru, bu yüzden içimizde derin bir yara daha açıldı.
       Haklı olarak tepkiliyiz.
       İçimizde, duygu dünyalarımızda kocaman dalgaların kabardığı bir gerçek...
       Ama yine de dikkat!
       Duygu fırtınalarının girdabında ufkumuzu karartmayalım. Karartırsak önümüzü göremeyiz.
       Paniğe gün doğmasın!
       Karamsarlığa kapılmak, Ahmet Taner Kışlalı'ya kıyanların işine gelir. O katillerin bütün amacı, bizim akıl ve mantığımızı saptırmaktır. Sadece hislerimizin kör güdüsüyle hareket etmemizdir.
       Duyarlığımızı koruyacağız.
       Ama tezgaha da gelmeyeceğiz.
       Kimlerin tezgahına?
       Dumanlı havayı sevenlerin...
       Çünkü, Türkiye'nin önündeki dumanlı havanın dağılmaya yüz tuttuğunu gösteren işaretler çoğalmaya başladı.
       Öcalan yakalandı, yargılandı.
       PKK teslim bayrağını çekti.
       Güneydoğu'yu boşaltıyor.
       Türkiye'nin AB adaylığı yolda.
       Ekonomide yıllardır savsaklanan bazı reformcu adımlar atıldı. Enflasyonla mücadeleyi ciddiye aldığını ilan eden hükümet, bunun için iddialı bir bütçe yaptı. Dış kaynak akışını hızlandıracak bir IMF anlaşması da yakın ihtimal...
       Türkiye G - 20'lere alındı.
       Bakü - Ceyhan gerçekleşiyor.
       Yeni yüzyılda Türkiye dünya enerji depolarının ortasında önemli bir kavşak olmaya çok yakın bir aday...
       Türkiye'yle Yunanistan arasında Ege'yi barış gölüne dönüştürecek bir umut yolculuğuna çıkıldı.
       Ortadoğu'da, Balkanlar'da, hatta Kafkasya'da - Azerbaycan'la Ermenistan arasında - barış dalgası kabarıyor. Bu şeytan üçgeninde işlerin iyiye doğru gitmesi demek, Türkiye'nin kendi enerjisini daha çok kendi kalkınmasının hizmetine sunması demektir.
       Bütün bunlar olumlu gelişmeler.
       Türkiye'nin önünü kapatan dumanlı havanın dağılmaya yüz tuttuğunu gösteren işaretler. Ama öyle anlaşılıyor ki, dumanlı havayı seven kurtlar, ülkemizin önünün açılmasını istemiyorlar.
       Kim bunlar?
       Onları bulup çıkarmak ve adalete teslim etmek devletin, güvenlik güçlerinin öncelikli görevidir. Bu görev yerine getirilmediği sürece devlet devlet olmaz.
       Hukuk devleti hiç olmaz!
       Hukuk devletini işlerliğe kavuşturmak ise en başta hükümetin sorumluluğudur. Hükümet bu sorumluluğunu yerine getirdikçe, katiller yakalandıkça, faili meçhul cinayet aydınlandıkça, terörün soluğu kesilecektir.
       Ama ne yazık ki gelmiş geçmiş hükümetlerin bu bakımdan karneleri kırık not doludur. O yüzden bugün Ecevit hükümetine haklı çağrımızı sürekli tazelemek zorundayız:
       Kışlalı'nın katillerini bulun!
       Çünkü o katiller Türkiye'nin dünyasını karartmak istiyorlar. Türkiye'yi dünyadan kopartıp yalnızlaştırmak istiyorlar. Onların bütün emeli, tünelin ucunda titrek titrek yanmaya başlayan ışığı söndürmektir.
       Onun için diyorum ki:
       Lütfen tezgaha gelmeyelim!
       Oyunu kuranlar, Türkiye'yi karıştırmak istiyorlar. İnsanlarımızı duygusundan, düşüncesinden, inancından dolayı birbirlerine düşürmenin alçakça tuzaklarını kuruyorlar. Herkesin savaş baltalarını çıkarıp siperlere girdiği günleri hayal ediyorlar.
       Hayır, bu oyuna gelmeyeceğiz.
       Tabii ki herkes kendi doğrularına sahip çıkacak.
       Kendi doğrularını savunacak.
       Ancak uygarca olacak bu iş.
       Elde savaş baltalarıyla değil.
       Herkes başkalarının doğrularına kulak vermeyi, tahammülü ya da hoşgörüyü öğrenecek. Herkes, farklılıkların bir toplumda rengi ve dinamizmi temsil ettiğini öğrenecek.
       Başka türlü demokrasi olmaz!
       Ankara'da bugün toprağa vereceğimiz Ahmet Taner Kışlalı'nın anısına sahip çıkmanın en iyi yolu demokratik laik Cumhuriyet'e sahip çıkmaktan geçiyor.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet