|
|
Adım adım Helsinki
Güven Özalp
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, 54 üyeyi en üst düzeyde bir araya getiren uluslararası bir paltform oluşturmanın yanı sıra Türkiye'nin uluslararası alanda kendisini çok yakından ilgilendiren konuları da ikili temaslarla gündeme getirmesine olanak sağlayan bir ortam oluşturdu.
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı düzeyinde yapılan çok sayıda temasta en önemli gündem maddesini oluşturan konulardan birini de Avrupa Birliği'yle ilişkiler oluşturdu. Görüşmeler sırasında Helsinki Zirvesi'ne çok az bir süre kala Türkiye - AB ilişkilerinde, gerek kulislerde gerekse açık bir şekilde yapılan toplantılarda gündeme gelen gelişmeler değerlendirilirken en üst düzeyde mesaj alışverişi gerçekleştirildi.
AB'nin verdiği mesaj, "Olumlu adımlar attığınızı görüyoruz. Bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak Helsinki'ye kadar somut bir adım da bekliyoruz" şeklinde belirginleşti. Türkiye ise AB liderleriyle görüşmeleri "adaylık konusunda lobi çalışmasına" dönüştürdü. Ankara ise mesajı "Eksiklerimiz olduğunu biliyoruz. Ancak AB tarafından verilecek adaylık statüsü zaten atmakta olduğumuz adımların hızlanmasına katkıda bulunacaktır" olarak verdi.
Diplomatik kaynaklar gerek ikili temasların gerekse Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in AB dışişleri bakanlarına verdiği öğle yemeğinin genel bir değerlendirme çerçevesini aşmadığını, Helsinki Zirvesi'ne çok az bir süre kala "somut ve yeni bir unsur" beklentisinde olunmadığını ifade ediyorlar.
AGİT Zirvesi sonrasında Cem'in AB adaylığı konusunda sert çıkışlarıyla dikkat çeken ve Ankara'yı tedbiri elden bırakmamaya zorlayan İskandinav ülkelerine yapacağı ziyaret adaylık konusundaki havanın iyice netleşmesini sağlayacak.
D'Alema günah çıkardı
Barçın Yinanç, Utku Çakırözer İstanbul
Terör Örgütü PKK'nın tutuklu lideri Abdullah Öcalan'ın İtalya'da geçirdiği günler sırasında açıklamalarıyla Türk İtalyan İlişkilerinin gerginleşmesine neden olan Başbakan Massimo D'Alema dün görüştüğü Ecevit'e bu tutumunun gerekçelerini anlattı.
Çırağan Sarayı'nda Başbakan Ecevit'in odasında gerçekleşen yarım saatlik görüşmenin yarısında uzun uzun İtalyan mevzuatını anlatan D'Alema'nın, İtalya'nın Apo'yu iade etmemesini "Türkiye'de idam cezası bulunmasına" bağladığı bildirildi. Görüşmeye katılan Türk yetkililer D'Alema'nın "ABD'nin de istediği biri vardı onlarda da idam cezası uygulandığı için vermedik. Öcalan içinde aynı durum geçerli idi" savunmasını yaptığını kaydettiler. Diplomatlar D'Alema'nın İtalyan Mevzuatı'na ilişkin uzun sözlerini, "sanki günah çıkarır gibi gerekçeler sıraladı" şeklinde değerlendirdiler.
D'lema'nın uzun açıklamalarını sessizce dinlemekle yetinen Ecevit'in İtalyan Başbakan'a "artık geçmişte kaldı" dediği kaydedildi.
Öte yandan Aralık ayındaki Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin AB adaylığına tam destek olacaklarını kaydeden İtalyan Başbakanı'nın, idam cezasının kaldırılmasının mümkün olup olmadığını sorduğu belirtildi. Başbakan Ecevit'te D'Alema'ya "zaten idam cezası uzun süredir uygulanmıyor. Öcalan ile ilgili davada ise karar önümüzdeki hafta alınacak ancak avukatları konuyu AİHM'ye götürdüler oradan çıkacak karar sürecide önemli" karşığını verdiği belirtildi.
Görüşmenin kalan kısmında da iki başbakanın Orta Asya'daki Türki Cumhuriyetlere ortak yatırım yapma imkanlarını ele aldıkları öğrenildi.
Beklentiler 'nezaketle' anlatıldı
Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in verdiği yemeğe, bakanın muadilleri katıldı. Dışişleni Bakanları yemeğinin başlıca konuları arasında aralıkta Helsinki'de düzenlenecek AB zirvesi, insan hakları ve Türk - Yunan ilişkileri vardı. İşte yemekten satırbaşları:
Tarja Halonen (Finlandiya): Helsinki'den nasıl bir karar çıkacağı konusunda çok açık bir şey söyleyemem. Ancak şurası kesindir ki AB'li meslektaşlarım Türkiye'yi birlik üyesi olarak görmek istemektedir. Beklentilerimiz bellidir.
Robin Cook (Britanya): İnsan hakları konusunda hassasiyetimiz sürüyor. Şimdiye dek atılan adımları önemsiyoruz. Sık sık Türkiye'de Kürtçe konuşma konusunda bir sorun olmadığını söylüyorsunuz. Madem öyle, medya ve eğitim gibi alanlarda dillere ilişkin özgürlükler yasa ile güvence altına alınabilir.
Yorgo Papandreu (Yunanistan): Yunanistan'da baharda seçimler var. Bu bakımdan, Türkiye'nin Kıbrıs diyaloğu sürecinde tutarlı ve kararlı bir yaklaşım içinde olması çok önemlidir. Söz, eylemle desteklenmelidir. Yakınlaşma konusunda yapıcı davranan hükümetimizin geleceğini de düşünmelisiniz. Türkiye'nin aday ilan edilmesi ardından, yapması gerekli ev ödevlerini gözetecek, yaptırım da içeren bir mekanizma kurulmalıdır.
Lamberto Dini (İtalya): Türkiye'nin aday ilan edilmesi ve üyelik sürecinin başlaması, AB için son derece önemlidir. Kesin kararımızı bir an önce vermeli ve belirsiz durumu ortadan kaldırmalıyız. Tereddüt lüksümüz yoktur. Türkiye'yi desteklemeliyiz.
Joschka Fischer (Almanya): Helsinki yolunda irili ufaklı net pozitif sinyaller vermelisiniz. İnsan hakları konusundaki tüm jestler süreç için önemlidir.
Anna Lindh: Hükümetinizin gerekli adımları atmasını olumlu işaretler olarak göreceğiz. Kürt dili üzerindeki belirsizlik ortadan kaldırılmalı, Kürtçe radyo ve TV yayınlarına izin verilmelidir.
Temaslar umut verici
AB Komisyonu sözcülerinden Jean-Christophe Floris, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen'in, Türkiye'deki temaslarından sonra Helsinki zirvesinden umutlu olduğunu açıkladı.
AGİT zirvesi nedeniyle İstanbul'da bulunan Verheugen'in, Başbakan Bülent Ecevit, Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Devlet Bakanı Mehmet Aliİrtemçelik ile görüşmelerde bulunduğunu bildiren Floris, bu temaslarda komisyonun Türkiye'deki yasal reformlar ve insan hakları konusunda atılan adımlar hakkında bilgilendirildiğini duyurdu. Floris, Verheugen'in, az bir zaman kalan Helsinki zirvesinden umutlu olduğunu söyledi.
Kıbrıs'a karşı adaylık
Utku Çakırözer, Barçın Yinanç İstanbul
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Bülent Ecevit ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem, AGİT zirvesi nedeniyle İstanbul'a gelen liderlerle görüşmeye dün de devam ettiler. Zirvenin en önemli temasları arasında Alman Başbakanı Gerhard Schröder'in Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Ecevit'le yaptığı ikili görüşmeler de yeraldı. Demirel, Alman Başbakanı'na Helsinki zirvesinde kesinleşecek olan Türkiye'nin AB adaylığı konusunda halkın büyük beklenti içine girdiğini anlatarak şunları söyledi:
"Biz büyük beklentiye girmelerini istemedik. Ancak bu gerçekleşti. Bu noktadan sonra ters bir karar çıkması tatsız olur. Bildiğiniz gibi deprem öncesinde başlayan Türk - Yunan diyaloğu depremden sonra daha da ivme kazandı. İki halk bir birine daha da yaklaştı. Helsinki'de alacağınız karar olumsuz olursa, bu Türk - Yunan yakınlaşmasını da Türkiye - AB ilişkilerini de olumsuz etkiler."
Demirel'in bu sözleri karşısında Türkiye'nin adaylığını desteklediklerini söyleyen Schröder, Cumhurbaşkanı'ndan bir de davet aldı.
Lahey baskısı
Schröder, Demirel ile görüşmesinden önce biraraya geldiği, Ecevit'e, Helsinki zirvesine çok az bir zaman kaldığını hatırlatarak, Kıbrıs ve Türk - Yunan sorunları da dahil olmak üzere tarafların atacağı olumlu adımların zirveden çıkacak kararda çok büyük etkisinin olacağını belirtti. AB üyesi ülkeler arasında ikili sorunların çözülmesi gerektiğini hatırlatan Schröder, Ecevit'e, "hukuki sorunların çözüm yeri hukuki merciler olmalıdır" dedi. Schröder bu sözleri, Türkiye'ye Ege sorunlarının bazılarını Lahey Uluslararası Adalet Divanı'na götürme yönünde telkinde bulunduğu şeklinde yorumlandı.
Başbakan Ecevit'in dün sabah biraraya geldiği İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar'ın da Türkiye'nin AB adaylığına desteğini yineledikten sonra, "siz de çaba sarfedin. Kıbrıs sorununun çözümü ile Türk - Yunan meselelerinin bazılarının uluslararası yargıya gönderilmesi mümkün olabilir mi?" diye sorduğu öğrenildi.
Ecevit, önce diyalog
Ecevit, Yunanistan, Almanya ve İspanya başbakanlarının aynı yöndeki taleplerine sıcak bakmayarak, "önce diyalog denenmeli" yanıtını verdi. Görüşmelere katılan Türk diplomatlarından alınan bilgiye göre, Başbakan Ecevit, Uluslararası Adalet Divanı'nı öneren başbakanlara BM şartının 36. maddesini hatırlatarak, şu karşılığı verdi: "Burada uluslararası çözüme gitmeden önce kullanılabilecek birçok diplomatik mekanizma ve diyalog yollarından bahsediliyor. Biz de bu sorunların çözümünde diyalogdan yanayız. Zaten Türkiye ile Yunanistan arasında bir diyalog başladı ve sürmekte. Tüm diyalog yolları tüketilmeden uluslararası divana gitmek doğru değil. Kıbrıs konusu ile Türk - Yunan sorunlarında bağımsız olarak çözümlenecek bir hadisedir."
Zirvenin son gününde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Almanya'nın yanısıra Avusturya, Beyaz Rusya ve Bosna - Hersek liderleriyle de biraraya geldi. Demirel, akşam saatlerinde de KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile görüştü. Başbakan Bülent Ecevit ise İtalyan Başbakanı Massimo D'alema'nın yanısıra Macaristan, Lüksemburg ve Norveç liderleriyle biraraya geldi. Ecevit, sabah saatlerinde de Avrupa Komisyonu Raportörü Ver Heugen ile görüştü. Ver Heugen ile Dışişleri Bakanı İsmail Cem de biraraya geldi. Cem, bu görüşmenin yanısıra, Ürdün, Beyaz Rusya ve Belçika Dışişleri Bakanlarıyla ikili görüşmeler yaptı, AB ülkelerinin Dışişleri Bakanları'na öğle yemeği verdi.
|
|