|
|
Birey haklari esastir Azinliklar Yuksek Komiseri Max Van Der Stoel'e gore AGIT yukumlulukleri
Cengiz Aktar
1975 Helsinki Nihai Senedi'ni Hollanda Disisleri Bakani olarak imzalayan Max Van Der Stoel, 1992'de kurulusundan bu yana AGIT Ulusal Azinliklar Yuksek Komiseri. Uluslararasi iliskiler uzmani Dr. Cengiz Aktar'in Istanbul Zirvesi dolayisiyla ulkemizde bulunan Van Der Stoel ile yaptigi gorusmeyi dikkatinize getiriyoruz.
1990 Kopenhag Belgesi uyarinca AGIT'e uye devletlerin, ulkelerindeki etnik, kulturel, dilsel ve dinsel azinliklarin kimliklerini korumalari ve gelistirmeleri icin gerekli kosullari saglamalari gerekiyor.
* Ulusal, etnik veya kulturel kimliklerin, ulke sinirlari icinde korunmalari ve ozgurce ifade edilmelerinin onemini hep vurguluyor ve bunun bir ulkede istikrari korumak icin en iyi yol oldugunu soyluyorsunuz. Acar misiniz?
1990 Kopenhag Belgesi uyarinca AGIT'e uye devletlerin, ulkelerindeki etnik, kulturel, dilsel ve dinsel azinliklarin kimliklerini korumalari ve gelistirmeleri icin gerekli kosullari saglamalari gerekiyor.
Bazi devletlerin, azinlik kimliklerinin korunmasini dengeleri bozacak nitelikte bir siyaset olarak gorduklerini biliyorum. Ancak, tecrube gosteriyor ki esas gerilime neden olan, kimlikleri tanimak degil inkar etmek.
Eger azinliklar, devletin sinirlari icinde kimliklerini ifade etme, koruma ve gelistirme hakkina sahip olurlarsa, cikarlari devlet tarafindan gozetilecegi icin kendilerini guvende hisseder, bu sayede toplum hayatina daha iyi uyum saglar.
Aksine, eger azinliklar, kendilerini icinde bulunduklari toplumun uyeleri olarak kabul etmezlerse, kimliklerini korumak ve gelistirmek icin kendi baslarina davranabilir ya da bir "hisim ulke"nin destegini arayabilirler. Bu da genellikle ortak dil, tarih ve kulture sahip komsu bir ulkedir.
20. yuzyil, bu durumda neler olabilecegini gosteren orneklerle doludur. Bu yuzden eger azinlik kimlikleri, mevcut devlet icinde korunabilirse, bununla ilgili sorun daha az siyasallasacak; butun taraflarin ilgisi ortak cikarlar uzerinde odaklanacaktir.
* Kopenhag Belgesi'ne gore azinliklara kulturel haklar taninmasi, azinligin resmen tanimasini gerektirmiyor. Kopenhag Belgesi'nin, azinliklara mensup yurttaslarina bireysel temelde kulturel haklar taniyabilecek olan, ama anayasasini degistirmeyecek Turkiye gibi ulkeler icin ufuk actigi soylenebilir mi?
Azinliklari ile ilgili yukumluluklerini yerine getirirken devletlerin bir seyler bagisladiklari ya da yitirdikleri hissine kapilmamalari gerekiyor. Azinliklara haklar "verilmesi" devletlerin elinde degil. Azinliklar o haklara zaten sahipler. Kopenhag Belgesi'nin 31. maddesinde acikca soyle denmektedir: "Ulusal azinliklara mensup kisiler etnik, kulturel, dilsel veya dinsel kimliklerini ozgurce ifade etmek, korumak ve gelistirmek; kulturlerini, istekleri disindaki her turlu asimilasyon cabalarindan bagimsiz olarak korumak ve gelistirmek hakkina sahiptirler".
32. maddede ise: "Ulusal bir azinliga ait olmak, kisinin bireysel tercihidir ve boyle bir tercihin ifadesi ve uygulanmasi kisi icin bir dezavantaj olusturmamalidir".
Kanun onunde esitlik ve ayrimcilik yapilmamasi esaslari Avrupa Insan Haklari Sozlesmesi'nin 14. maddesinde de yer alir.
* Ulusal Azinliklar Yuksek Komiserligi'nin 1992'de kurulusundan bu yana AGIT cografyasinda etnik catismalarin onlenmesi konusunda onemli sonuclar elde ettiniz. Azinlik dillerinin ozgurce ifade edilmelerine yonelik girisimleriniz ne denli etkili oldu?
Gorevimin basindan bu yana etnik sorunlarla ilgili bircok konuyla ilgilendim ve calismalarim su anda AGIT'e katilan 10'dan fazla devleti kapsiyor. Komiserlik, ozel sorunlar yaninda, konunun genel sorunsal cercevesinde de etkinligini surduruyor. Ornegin, taninmis uzmanlardan, ulusal azinliklarin dil ve egitim haklariyla ilgili, bu azinliklarin gundelik hayata etkin olarak katilimini iceren genel oneriler getirmelerini istedim.
Bu yil katilimci devletlere gonderilen bir soru kitapcigina dayanarak AGIT cografyasinda ulusal azinliklara ait kisilerin dilsel haklariyla ilgili bir rapor yayimladim.
Haklarinin giderek daraltilmasindan sikayetci olan Slovakya'daki Macar azinliga dikkat cekmek isterim. Gecen yil boyunca bu olumsuz surec degisti ve benim onerilerimi esas alan Slovak hukumeti, parlamento tarafindan onaylanan, azinlik dillerinin resmi iletisimde kullanilmasina yonelik yeni bir yasa hazirladi.
* Slovakya'da Macarca ile ilgili girisiminiz, AB'ye aday olan bu ulkenin uyeligin siyasi kriterlerini yerine getirmesini sagladi. Benzer bir girisim Turkiye'de Kurtce icin de soz konusu olabilir mi?
Azinliklarla ilgili yeni kanun ve diger olumlu kararlari, Slovakya'nin AB'ye kabul surecini hizlandiriyor. Bu husus, Aralik ayindaki Helsinki Zirvesi kararlarina da suphesiz yansiyacaktir. Ofisimin bu gibi sorunlarla ilgili olarak belli bir ulkeyle ilgilenmesi bazi faktorlere bagli. Ancak AGIT'e taraf olan herhangi bir devlete ulusal azinliklarla ilgili konularda yardima her zaman hazirim.
* Gecen yaz Chatham House'da iki yeni kavram ortaya attiniz: "Cografi Olmayan Ozerklik" (Non - Territorial Autonomy) ve "Ic Kendi Kaderini Tayin Hakki" (Internal Self - Determination). Bu kavramlar AB'nin hazirlamakta oldugu Temel Haklar Belgesi'ne dahil edilebilir mi?
AGIT'in temel ilkelerinden biri, bir ulkenin toprak butunlugune saygi gostermektir. Kendi kaderini disaridan tayin, ayrilmanin kapisini acar, dolayisiyla bu ilkeye aykiridir.
Ozyonetime yonelik bircok secenek mevcut. Ademi merkeziyetci ve yerel yonetimlere onem veren yaklasimlar bu seceneklerden bazilaridir.
Secenekler ulkeye gore degisirse de temel amac, toprak butunlugunu koruyarak azinliklara ulke icinde kendi geleceklerini tayin etme hakkini cesitli yollarla saglamaktir.
Bu alanda ornek olmasi amaciyla Isvec'in Lund kentinden adini alan "Lund Onerileri"ni kaleme aldirttim. AGIT ulkelerince kabul gorecegini umdugum bu tavsiyeler ulusal azinliklarin kamu hayatina nasil daha etkin bir bicimde katilmalari ile ilgili.
* 1975 yilinda Helsinki'de Hollanda Disisleri Bakani sifatiyla bulunuyordunuz. Helsinki "Nihai Senedi" Avrupa guvenligi icin bir donum noktasi oldu. Ayni sey Kosova mudahalesi icin soylenebilir mi?
1975 Helsinki Nihai Senedi, Ikinci Dunya Savasi sonrasi Avrupa tarihinde, insan haklari ve temel ozgurluklere saygi gosterilmesinin, toprak butunlugune saygi kadar onemli bir mesele oldugunun kabullenilmesi acisindan bir donum noktasidir.
Kosova'da olanlarla Helsinki ortamini karsilastirmak zor. Ancak, Kosova, Bosna ve catisma yasanan diger yerlerden ders almaliyiz. Bu ornekler catismalari onlemede erken atilacak adimlarin onemine isaret ediyor. "Bir gidim onlem, bir okka tedaviye bedeldir" derler. Uluslararasi camia, bunun oneminin farkinda olsa da onleyici diplomasiye geregince yatirim yapmiyor ve her defasinda bunun bedelini pahali oduyor. Umarim uluslararasi camia catismalarin onlenmesine giderek daha cok onem verir.
|
|