20 Kasim 1999 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SIYASET
 HABER
 EKONOMI
 DUNYA
 SANAT
 YASAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTUEL B.
 CIZERLER
 INTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VITRIN
 INTER@KTIF
 21.YUZYIL
 PAZAR SOHBETI
 SAGLIK HATTI
 VERGI HATTI
 E-POSTA
 ARSIV
 KUNYE
 TURKCE KARAKTER
 REKLAM TARIFESI
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Deprem kitapcigi

Tunca BENGIN

       Devlete, universitelere dusen gorevi, yuksek mimar Aydin Boysan yapmis. Herkes havanda su doverken o 'Deprem uzerine dusunceler' adli 32 sayfalik bir kitapcik hazirlamis. Icinde Prof. Remzi Ulker ile Prof. Mufit Yorulmaz ile kendi gorusleri yer aliyor. Ve suclulari tek tek siraliyor. Iste bazi satirbaslari:
       "Planlama bilgi ve vicdanindan, yapi projesi bilgi ve ahlakindan kopmus, ustelik yarisi kacak yapilarla yuklenmis sehirlerimiz, basta cirkin politikacilarin, sonra kose donme askina tutulmus toplumumuzun eseridir,
       Yikimlarin ciddi bir bolumu metelikci mal sahiplerinin, hicbir ehliyet tahkiki yapmadan ucuz proje yaptirma hirsindan kaynaklanmistir,
       Yuzyillardir deprem gormeyen yabanci ulkelerden ithal edilen projeler bedava diye kapisilmistir,
       Plan konusunda karar vermek, belediye meclislerinde bulunan, disiplinin uzagindaki, yandan carkli kisilerin marifeti olamaz."
       Boysan, kitapcigin sonuc bolumunde de moda cumleyi yineliyor:
       "Depremle Yasamaya Alismaliyiz. Alismaliyiz da nasil? Sigaraya alisir gibi mi?"
       Tabii, ardindan da yapilmasi gerekenleri siraliyor:
       "Basta hastaneler, okullar olmak uzere butun curuk yapilari guclendirmek, Bolge ve Imar Planlari duzenleme yetkilerini yerel yonetimlerden almak, hicbir bakanliga vermemek, bagimsiz bir orgut kurmak. Istisnasiz butun plan kararlarinda, politikaci ve gizli - acik cikarcilari uzaklastiracak onlemleri almak."
       Yapmazsak ne olur? Hepimiz biliyoruz, soylemeye gerek var mi?..

Devletin itirafi

       Turkiye'nin sorunu bitmez. Cunku bugun konusulan, yarin unutuluyor. Cozum ongoren resmi protokoller dahi rafa kaldiriliyor. Bakanlik arsivleri boyle projelerle dolu. Yaziktir, ayiptir. Devlet gorevi devamlilik ister, vatandasa hizmetin politikasi olmaz. Hele saglikta hicten olmaz.
       Hayat Kurtaran Oda olarak anilan Hiperbarik Tedavi Unitesi'nin yararlarini gecen gun yazdik. Ezilme ve kemik iltihaplari tedavisinde yuzde 95'lere varan netice aliniyordu. Yani depremzede ve trafik kurbanlari icin kacinilmazdi. 'Olsaydi, kangren riski nedeniyle bircok insanin kolu bacagi kesilmeyecekti' dedik. Ama yoktu...
       Alti ustu 200 milyar liralik bir cihaz. Tek neden para mi? Degil elbet. Vurdumduymazlik, sorumsuzluk daha onde geliyor. Cunku, 11 Eylul 1988 tarihli Yuksek Saglik Surasi'nda konu gundeme gelmis, kimlerin, nerede ve nasil yapacagi kararlastirilmis. Ancak, tumu lafta kalmis... Kim mi soyluyor? Saglik Bakani Osman Durmus... Basinc Odasi'nin onemini vurgulayan Bakan Bey, soyle diyor:
       "Yeterli sayida uzman hekim olmadigindan hastanelerimizde Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezleri acilamamaktadir. Bu nedenle 2000'li yillarda bu sorunun cozumlenmesi icin kadrosu Saglik Bakanligi'nda kalmak uzere 4 hekimin Deniz ve Sualti Hekimligi dalinda ihtisas yapmak uzere universitelerde gorevlendirilmesi planlanmaktadir. Temel Saglik Hizmetleri Genel Mudurlugu bunyesinde bu tedaviyi uygulayacak saglik kuruluslarinin acilis, isleyis ve denetimleri ile ilgili mevzuat calismalarini baslattim ve titizlikle takip etmekteyim."

Yollari isiklandirin

       Trafik kazasinda olum riski, depremden daha fazla. Ozellikle Istanbul'da... Cunku; binalar gibi yollarin standardi da berbat. Isiklandirma rezalet, isaretleme yetersiz. TEM'de kazasiz gun gecmiyor. Hele yagmur yagdi mi ve de gece ise yandi gulum keten helva.
       Uluslararasi standardiyla (!) ovundugumuz yolun buyuk bolumunde lambalar yanmiyor. Baglanti yollarinda zaten yok. Ornegin; Hal - Gaziosmanpasa, Umraniye - Baglarbasi guzergahlari. Sonra her iki yondeki sol seritlerde su birikintileri olusuyor. Belirli araliklarla yenilenmedigi icin de cizgiler gorunmuyor. TIR, kamyon, otobuslerin kompleksleri de cabasi. Mubarek yol degil, bubi tuzagi. Gel de kaza yapma. 18 Kasim Persembe; iste boyle bir geceydi. Ama ses cikaran yok. Varsa yoksa deprem... Gerisi hikaye...


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet