|
|
Clinton'in ardindan
Amerika Cumhurbaskani Clinton'un Turkiye'ye geldigi gunden beri bize soylediklerinin esasi zaten Ankara'da, Kizilay parkindaki anitin uzerinde yazili. Bu tavsiyeyi bize daha once Ataturk yapmisti. "Ogunmek Turklerin hakkidir" demisti. Eger calisirsak "muasir medeniyet seviyesi = cagdas uygarlik duzeyi"ne erisebilir, hatta onu gecebilirdik. Yani onumuzdeki bin yilin ilk yuzyilini bize gore sekillendirmemiz isten degildi. Buna guvenebilirdik. Ataturk "muhtac bulundugumuz kudretin, damarlarimizdaki asil kanda mevcut" oldugunu soylemisti. Clinton cografyamizin, jeopolitik konumumuzun gayet elverisli bulundugunu bildirdi.
Clinton'un, komsularimizi pek gozu tutmusa benzemiyordu. Onlara biz ornek olmaliydik. Turkiye sadece kendi vatandaslarina hizmetle kalmaz, etrafi icin de bir "ilham kaynagi" olusturabilirdi. Olusturmaliydi. Bunu basarmasi icin gereken de, oyle at - deve degildi. Turkiye zaten demokratiklesmeye baslamisti. Meclis son yilda - Amerika Cumhurbaskani mevcut hukumetin o kadar omurlu bulunmadigini hatirlayarak bunu "son aylarda" diye duzeltti - gayet guzel kanunlar cikarmisti. Bu itibarla Amerika Kongresine ornek bile olabilirdi.
Daha ne yapmasi lazimdi? Insan hak ve hurriyetlerini saglamak, teminat altina almak. Fikirler ve inanclar baski altinda tutulmamaliydi. Basin nicin serbest olmamaliydi? Gazeteciler sadece kendileri icin mi calisiyorlardi. Ustelik butun bunlar evrensel kurallara baglanmisti. Turkiye bunlarin cogunu zaten kabul etmisti; simdi gereken, onlara uymasiydi.
Muslumanlara model
Clinton Turkiye'nin "musluman bir ulke" oldugu uzerinde onemle durdu. - Belki "halki musluman bir ulke" demesi daha dogruydu -. Belli oluyordu ki Amerika Cumhurbaskaninin Turkiye'den beklentisi bulunmasinin esasli bir sebebi buydu. Geleneklerini koruyan "demokratik, laik bir musluman ulke" modeli onun gozunde cok kiymetliydi. Avrupa boyle bir devleti kendi icine almakla asil fonksiyonunu ancak yerine getirecekti. Cunku uygarliklar bir butundu. Ozgurlukler de "uzerine toz kondurulmaz" hale geldigi takdirde Avrupa'nin buna bir itirazi olmamasi gerekirdi.
Amerika Cumhurbaskani bunun icin AB uzerinde butun nufuzunu daha etkin sekilde kullanacakti. Buna soz veriyordu. Ancak Amerika Cumhurbaskani belirtti ki - Turkiye'de bazi aklievvellerin inandirmak istedikleri gibi - degisim oyle globallesmeyle filan kendi kendine olacak sey degildi. Bunu Turklerin bizzat gerceklestirmesi lazimdi. Clinton Mecliste "Geleceginizi sekillendirmek sadece sizin hakkinizdir. Ne Amerika'nin, ne Avrupa'nin hakkidir" dedi ve milletvekillerinden alkis aldi.
Ha, bir de "olmazsa olmaz kucuk sart" vardi; Ege'de baris, Kibris'ta "kalici ve adil cozum". Soylenmesi, gerceklestirilmesinden kolay bir temenni.
* * *
KENDI kendimize hep soylediklerimizi bir defa da Amerika Cumhurbaskanindan duyduk ve onun bizi, bizim kadar dusunmesine sevindik. Belki de "Halkin gonlunu alarak" gitmesi bundandir.
Benim simdi merak ettigim: "Bakalim Atina'da ne soyleyecek.."
YARIN: Bir baska Baskan
Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr
|
|