20 Kasım 1999 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Derya SAZAK Fotoğrafı: 7766 bayt
İstanbul Şartı

       AGİT'in kapanış oturumu, insanlığın 21'inci yüzyıl hedefleriyle "ayrımcılıktan uzak, temel özgürlüklere, insan hakları ve uluslararası hukuka saygılı dünya düzeni" beklentisiyle örtüşen güneşli bir İstanbul sabahında yapıldı.
       Liderler, Avrupa'da konvansiyonel silah tavanlarını geçmişin "blok" anlayışından günümüzün "ülke" gerçeklerine uyarlayan AKKA anlaşmasını ve "İstanbul deklarasyonu"nu imzaladıktan sonra zirvenin "maestrosu" Süleyman Bey'e sıra geldi. Demirel, yüzyılın son buluşmasını Nazım Hikmet'in dizeleriyle noktaladı:
       "AGİT bölgesinin her köşesindeki insanların bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi birleşmiş ve bütünleşmiş yaşayabileceği güne kadar insanlığın ortak mutluluğu için çalışmalıyız."
       Nerden nereye?...
       1975'teki Helsinki Senedi'ne imza atan tek lider olarak 25 yıl sonra İstanbul'daki AGİT doruğuna başkanlık yapan Demirel, mutlu bir gelecek için Nazım'ı referans alabiliyor:
       Bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşçesine..
       Baba, bu şiiri 1970'lerde memleket sınırları dahilinde okusa, ya karakola alınır ya da siyaset yaptığı parti mensuplarınca "aforoz" edilirdi. Değişim başka türlü nasıl olur! Kırk yılın kurt politikacısı Demirel baktı ki, 68 kuşağının ne kadar aykırı tipi varsa - Clinton'dan Schröder'e, Fisher'e kadar - hepsi yanında dünya lideri olarak oturuyor, Nazım'dan bir şiir patlatıverdi!
       Bizim sağ, anti - komünizm terbiyesi aldığı için Duvar çökünce pek sevindi. Gururlandı. Ama o arada, "kendi düşünce faylarının bir hayli demokrasiye kaydığını" tam fark edemediler! Siyasal İslamcılardan merkez sağa milliyetçi akımlara kadar ortanın sağındaki "tutucu" kadrolar, "sol"un insan hakları ve özgürlükler konusundaki değerlerini tümüyle benimsediler.
       Demokrat oldular!
       Eh artık Nazım'dan da alıntı yaptığınıza göre aramıza hoş geldiniz...
       Kuşkusuz, şiir okumak yetmez. İlerici, özgürlükçü nutuklar atmakla da iş bitmiyor.
       İstanbul Şartı, uluslara yeni sorumluluklar yüklüyor. Güvenlik denince akla "insan hakları" boyutu geliyor. Egemenlik kavramı ise ülkelere "Bu benim iç işlerime kim karışır; astığım astık, kestiğim kestik" deme hakkını vermiyor.
       Çeçenistan'da sivil halkı bombalayan Rusya lideri Yeltsin'in İstanbul'da düştüğü acıklı duruma bakın; bir zamanlar "özgürlük" uğruna üzerine çıktığı tankın namlusu kendisine çevrildi. AGİT, operasyonun durdurulması amacıyla bölgeye heyet gönderiyor, hem de AKKA çerçevesinde Rusya'nın Kafkaslar'da asker ve silah indirimine gitme sözü takibe alınıyor. Aksi halde Clinton, anlaşmayı Kongre'ye sunmayacağını açıkladı.
       Özetle... Yeni bir Avrupa doğuyor ve 21'inci yüzyılın "barışçı" temelleri atılıyor. Türkiye'yi de bağlayan evrensel değerleri Demirel çok güzel ifade etti:
       "Bu dönemin oluşumunu hızlandırmak için sadece vatandaşlarımızın kültürel, dilsel, dinsel ve etnik çeşitliliğine saygı duymakla yetinmemeli; aynı zamanda bu çeşitliliğin düşmanlığa, çatışmaya, nefrete ve bölünmeye yol açmaması gereğini sürekli hatırda tutmalıyız."
       AGİT zirvesi, depremin moral çöküntüsünü yaşayan, yaralarını sarmaya çalışan ülkemize ilaç gibi geldi. Türkiye, Clinton başkanlığındaki ABD heyetine ve dünya liderlerine başarılı bir ev sahipliği yaptı. Sıra Helsinki zirvesinde AB adaylığının onaylanmasına geldi.
       Okyanusu geçtik; derede boğulmak istemiyoruz!
       Gözü Avrupa'da olan bir ülke Bolu'ya gönderecek çadır nasıl bulamaz, hayret! Bir zirve de Düzce'de mi toplasak?



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet