20 Kasım 1999 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Fikret BİLA Fotoğrafı: 4990 bayt
Türkiye durmuyor

       AGİT İstanbul zirvesi, yüzyılın sonunda, Türkiye'nin, dünyadaki imajı, yeni dünya koşullarındaki yeri ve gelecekteki rolü açısından önemli bir fırsattı. Ankara, bu fırsatı değerlendirmede gayet başarılıydı.
       Bakü - Ceyhan, Türkmen gazı ve Kazakistan petrolünün taşınması anlaşmaları başta olmak üzere, Clinton'ın Ankara ziyareti, Kıbrıs konusunda Klerides'in konumuna karşılık Denktaş'ın Annan tarafından İstanbul'a davet edilmesiyle kurulan denge ilk bakışta sayılabilecek somut sonuçlar.
       Türkiye, AGİT toplantısıyla doruğa çıkan uluslararası hareketliliğini sürdürüyor.
       AGİT zirvesinin İstanbul'dan Ankara'ya uzanan önemli bir ayağı var: BM Genel Sekreteri Kofi Annan.
       New York'u beklemeden, İstanbul'da Denktaş ve Klerides'le görüşerek, teraziyi dengeleyen Annan, Ankara'ya da "resmi" ziyarette bulunuyor.
       Pazar akşamı Ankara'ya gelecek olan BM Genel Sekreteri, o akşam, Bilkent'te İhsan Doğramacı'nın vereceği yemeğe katılacak. Annan'a yemekte hükümetten Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel eşlik edecek. Ertesi gün Başbakan Ecevit ve Cumhurbaşkanı Demirel'le görüşecek.
       Ankara, İstanbul'da bir anlamda başlamış olan Kıbrıs dolaylı görüşmelerini, Annan'ın Ankara ziyaretinde teraziyi KKTC lehine dengelemeye çalışacak. Öncelikli amaç, New York görüşmeleri öncesinde KKTC ve Türkiye için çok önemli olan "statü" sorunu konusunda Annan'ı işlemek. Bu konuda Denktaş ve Ankara'nın ısrarını ve gerekçelerini bir kez daha anlatmak.
       * * *
       ANKARA'nın ve Denktaş'ın New York ve Helsinki sürecinde bazı endişeleri var.
       New York'a dönük endişe, Denktaş'ın masaya "eşit davet"le oturtulup, Klerides'in yine "Kıbrıs Cumhurbaşkanı" olarak kaldırılması. Böyle bir olasılığa karşı, Ankara ziyaretinde Annan şimdiden uyarılacak.
       Aralıkta Helsinki'de yapılacak Avrupa Birliği toplantısına dönük endişe ise şu:
       AGİT İstanbul zirvesine Klerides "Kıbrıs Cumhurbaşkanı" olarak katıldı ve konuştu. Türkiye ev sahibi ülke olmanın nezaketi içinde bu duruma ses çıkarmadı. Dengesizlik, Denktaş'ın İstanbul'a gelip "eşit" biçimde Annan'la görüşmesiyle giderilmeye çalışıldı.
       Ancak...
       Helsinki'de Güney Kıbrıs için ABD'ye üyelik konusunda bir takvim açıklanırsa...
       Durum ne olur?
       Helsinki'de böyle bir gelişmeye karşılık Türkiye'nin AB'ye "adaylığı" açıklanırsa, Ankara açısından, bu adaylık, Güney Kıbrıs'ın adaylık takvimini kabullenmeye değer mi?
       Şimdi Ankara'da bu tartışılıyor.
       Helsinki, Türkiye'ye bazı koşullar da öne sürerek "adaylık" payesi verirken, Güney Kıbrıs'ı da takvime bağlarsa, Türkiye açısından iki sakıncanın ortaya çıkacağı vurgulanıyor:
       1- Güney Kıbrıs'ın AB'ye girişi takvime bağlandığında, KKTC'nin bu yolla sindirilmesi Atina'nın amacına ulaşması anlamına gelir.
       2- Türkiye'ye verilecek adaylık, insan haklarından demokrasiye, Güneydoğu sorunundan Kıbrıs'a birçok koşula bağlanırsa, bu gerçek anlamda bir kazanç sayılmaz. Adaylık, esasen Türkiye için Ankara Anlaşması'ndan bu yana zaten var olan bir durumdur.
       AGİT zirvesinden sonra Ankara'nın gündeminin ilk sırasında, New York ve Helsinki'de ortaya çıkabilecek bu olasılıklara karşı politika oluşturmak yer alacak.



Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet