24 Kasim 1999 Carsamba 
 ANA SAYFA
 SIYASET
 HABER
 EKONOMI
 DUNYA
 SANAT
 YASAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTUEL B.
 CIZERLER
 INTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VITRIN
 INTER@KTIF
 21.YUZYIL
 PAZAR SOHBETI
 SAGLIK HATTI
 VERGI HATTI
 E-POSTA
 ARSIV
 KUNYE
 TURKCE KARAKTER
 REKLAM TARIFESI
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Julide SEVIM Fotografi: 15161 bayt
Olumun kotusu

       Olumun farkli bicimleri vardir, yogunlugu degisen acilari. Olen icin de olumu seyreden icin de. Kalpten ansizin olen insan icin uzak tanidiklar, "Allah herkese boyle bir olum nasip etsin" diye fisildasir kendi aralarinda. Evin yaslisi oldugunde "sirali olum" oldugu icin azalir acilar, ama sirasiz ya da aci ceke ceke sona ulasma veyahut da baska bir el tarafindan yasatilan olumde, yogunlasir sizi isyanla birlikte. Yine de daha kotusu vardir bu olumlerden, giden icin de kalan icin de.
       Inanclarini yitirirse insan, onem verdikleri deger bildikleri anlamini kaybederse, en sevileninin acisindan da kotu, pis, yapiskan bir koku kaplar etrafini. Boslugun rahatsiz ediciliginde, anlamsizligin yakici anlaminda, duygulardaki kuntlesmenin yikiciliginda kalakalir insan.
       Kirk yillik esini kaybetmis insanlar gordum ben. Yillardir yaninda gormeye alistigi bedenin, artik var olmadigini kabul edemeyen kadinlar erkekler. Ne kadar koklasa kokusuna doyamadigi evladini yitirmis anne babalar. Yazilarini okudugu, dusuncelerini dinledigi, ornek aldigi insani ugurlamis insanlar.
       Dogal surec icerisinde ya da tedaviyle, zamanla normal hayata donuslerini izlediklerimin hicbirisi, inanclarini yitirmis insanlar denli kaybolmus degildi.
       Depremin yasandigi ilk haftalardan birinde, depremin ruhsal yapi uzerindeki etkilerini azaltma konulu verdigim bir konferansta, soz alan bir kadini dinledigimde yasadigim duygu, unutulmaz anlar arasina girmisti benim icin.
       "Sizin anlattiklariniz stresi azaltmak icin yapacaklarimizla ilgili. Deprem olacak diyorlar. Benim gerilimi azaltmaz soylediklerinizi yapmam, cunku ben enkaz altinda kalirsam, beni kimsenin kurtarmayacagini dusunuyorum. Gorevlilerin, iki uc sehirde ne denli caresiz kaldiklarini gorduk. Ayni sey Istanbul'da olursa kim kurtarir bizi?" diye soruyordu bana. Ne diyebilirdim ki, "Istanbul'da boyle bir depremin olmayacagini soyluyor bilim adamlari. Tedbirlerinizi alin, yetkililere karsi guvensizliginizi, dusuncelerinizi demokratik yollarla dile getirin" demekten baska. Yapilanlari ve yapilmasi gereken planlari anlatmak bosunaydi o anda. Yapilmayanlar gun gibi ortadaydi nasil olsa.
       Sevdigini kaybeden insanin aglayisini duydum sonra, artik sevmeye deger bir sey kalmadigi icin kendisi cekip giden insanin gozyaslarini izledim. Bunca zaman, onda oldugunu sandiklarinin, aslinda yanilsamadan baska bir sey olmadigini anlayan, kandirilirken kandirilmasina izin veren, goz gore gore oyuna gelen, degisecek, anlayacak umudunu besleyen kadin ya da erkegin, kendine yonelik suphelere kapilisini.
       Oglunun, tecavuz ettigi torunu tarafindan, oldurulusunu gormus gozlerdeki aciyi aldim icime. Kime, neye yanacagini bilemeyen bir dedenin Allah'tan sabir dileyisini duydum. En yakin bildikleri tarafindan aldatilanlar, inandiklarinin celiskilerini fark edenler, kahramanlarinin hatalarini gorenler... En kotusu bu iste. Inanclarin yitimi.
       Bu yuzden, hayatta hic kimse ve hicbir sey "her seyi" olmamali insanin. Kime neden deger verdigimizi sorgulamadan, sirf oyle gerektigi ya da ogretildigi icin birtakim payeler vermemeliyiz insanlara. Ozellikle de en cok deger verdiklerimizin, inandiklarimizin bizi yaniltacagini ve uzecegini bilerek kurmaliyiz inanc sistemlerimizi. Herkesin hata yapabilecegini ya da bizim yanlis anlayabilecegimizi bilerek, degerlendirmeliyiz hissettigimiz duygulari. Israrla tekrarlananlar ya da iflah olmazlar icinse, daha sert olmali tavrimiz. Kisi, kurum, inanc sistemi, her neyse onlari var eden bizlerin atfettigi degerlerdir. Cekeriz verdigimiz degerleri, devam ederiz yolumuza, olur biter. Inanilacak, inanmaya degecek bir seyler buluruz nasil olsa, en umutsuz durumda da.

© 1999 Milliyet