|
|
Dosyadaki Bakan
Koalisyonun MHP'li Sağlık Bakanı'nın adının karıştığı "skandal" olaylara her gün bir yenisi ekleniyor.
Hürriyet'in dünkü haberinde vardı; Osman Durmuş, 12 Mart döneminde Ankara'da ülkücülerce öldürülen Dr. Necdet Güçlü cinayetiyle bağlantılı olarak "aranan" isimlerden biriymiş!
13 Nisan 1970'te bir arabadan açılan ateş sonucu kafasına isabet eden kurşunla hayatını kaybeden doktorla ilgili "dosya"yı inceleyen Şükrü Küçükşahin, Osman Durmuş'un bu davanın en şanslı sanığı olduğunu yazıyor.
Durmuş, öğrenci olaylarının tırmandığı ve silahlı eyleme dönüştüğü 1970'li yılların başında Dr. Güçlü'nün öldürülmesi, Selim Ölçer'in kaçırılmasıyla sonuçlanan Tıp Fakültesi baskınının aktörleri arasında olmasına karşın, üniversiteye "devamsızlığı" sayesinde mahkemeye çıkarılamamış ve ismi "bulunamayan sanık" olarak kayda geçmiş.
1974'te Ecevit'in çıkardığı af "dolaylı" yoldan Durmuş'u da kapsamış ve yargılanmaktan kurtulmuş.
Hani derler ya, Sağlık Bakanı olacak çocuk öğrenciliğinden belli olurmuş!
Zamanında tıp tahsili yap, fakülte bas, silah taşı ve kendin gibi düşünmeyen insanların taranması olayına karış.
Hürriyet'in 29 yıl sonra ortaya çıkardığı gerçek, Ankara Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 1971 / 77 esas, 1973 / 29 numaralı Dr. Güçlü'nün öldürülmesiyle ilgili karar dosyasında şöyle yer almış:
Davanın bir numaralı sanığı (24 yıla mahkum, 1974 affıyla cezası kaldırılıyor, halen TBMM Hastanesi'nde başhekim yardımcısı olarak çalışıyor) İbrahim Doğan'ın ifadesinde Osman Durmuş'un Tıp Fakültesi baskınındaki rolü şöyle anlatılıyor:
"... Mavi renkli bir kamyonete binerek dekanlık binası önüne gittiklerini, olaydan önce biri Teğmen İlersoy'a, diğeri onun arkadaşı Teğmen Fehmi Altınbilek'e ait iki tabancadan birini yanına aldığını, diğerini beraberinde bulunanlardan Osman Durmuş'a verdiğini, böylece kamyonete binen arkadaşları Yusuf'tan gayrısının silahlı olduğunu; binaya girdiklerinde Fikir Kulübü Başkanı Selim Ölçer'i göstererek, götürün bunu kaçırmayın dedikten sonra Ali Güngör ile dershaneleri aramaya gittiklerini, bu arada arkadaşlarının rastgele silah atarak dışarı çıktıklarını gördüğünü..."
Dosyadaki ifadeye göre, Durmuş'un da içinde bulunduğu grup, rasgele ateş açıp Ölçer'i kaçırırken, Osman adlı bir başka arkadaşlarını kurtarmak amacıyla Tıp Fakültesi'ni basan İbrahim Doğan ile Ali Güçlü adlı sanıklar da taksiye binip uzaklaşırken açtıkları ateş sonucu, şaşkınlıkla olayı izleyen Dr. Necdet Güçlü'nün ölümüne neden oluyorlar.
Şanslı sanık Osman Durmuş, o günlerde "ortadan kaybolmanın" faydasını görüyor; hem yargılanmaktan kurtuluyor hem de 1974 affına giren dosyadaki öteki "bulunmayan" sanıklar gibi "temize çıkıyor!"
Sağlık Bakanlığı'na atandığı sırada "tifoya yakalanması" dışında Durmuş Bey'in şansı hep yaver gitmiş.
Hürriyet'teki haberi okuyunca, MHP'nin "Bahçelievler katliamı" hükümlüsü Haluk Kırcı'nın affı konusundaki ısrarını daha iyi anlıyoruz.
Kadrolaşmanın merkezi Sağlık Bakanlığı'na "davadan dönmemiş müşavir" aranıyor olmalı.
Böyle başa, böyle tıraş!
Yakışır Sayın Bakan'a...
Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr
|
|