|
|
'Para kurulundan zorla vazgeçirdik'
Devlet eski Bakanı Hikmet Uluğbay, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) para kurulu önerisini ısrarla geri çevirdiğini açıkladı.
Uluğbay, IMF'nin stand - by görüşmelerinin başından itibaren uzunca bir süre para kurulu (currency board) oluşturulması ve Türk Lirası'nın Amerikan Doları'na bağlanması önerisini getirdiğini söyledi.
Ekonomiden ve Hazineden sorumlu Devlet Bakanı olarak şubat ayından itibaren IMF ile stand - by görüşmelerini sürdüren Uluğbay, IMF'nin Türkiye'ye anlaşma için "iki senaryo" ile geldiğini anlattı. Uluğbay, şöyle konuştu: "Benim başkanlığımdaki ilk görüşmede para kurulu gündeme getirildi. IMF temmuz ayına kadar tüm görüşmelerde para kurulunda ısrarlı oldu. Ancak ben uygulandığı ülkelerde başarısız olmuş ve sorunları daha da büyüten bu modeli hükümet adına reddettim. Biz IMF ile yapısal reformlara dayalı bir enflasyonla mücadele programı üzerinde anlaşmak istediğimizi ilettik. Bu reformların hiçbirisini bize IMF önermedi. Biz hepsini kendimiz gündeme getirdik, yapacağımızı taahhüt ettik ve anlaşmayı bu çerçevede oluşturduk."
Hikmet Uluğbay, bugün gelinen noktada IMF'den sağlanacak kredi tutarının artırılmasının zorunlu olduğunu da belirtti. "Bugün görüşmeleri yürüten arkadaşların işi daha zor" diyen Uluğbay, şöyle devam etti: "Çünkü o zaman Marmara depremi, Düzce depremi yoktu. Bazı reformların ve uygulamaların sonuçlarının daha kısa sürede alınması mümkün görünüyordu. Mali destek tutarı da bu çerçevede azami ölçülerde talep edilmişti. Şimdi ise tutarın kesinlikle olabilecek en yüksek düzeyde olması şart."
Gelinen noktada ek gelir kaynağı yaratmanın da gerekli olduğunu kaydeden Uluğbay, "Bunun için de Türkiye'de herkesin artık vergiyi içine sindirmesi, ödemesi gerekir" dedi. Stand -by anlaşmanın sosyal, ekonomik ve siyasi faturası olacağını ifade eden Uluğbay, şunları söyledi: "Tüm toplumsal katmanlar, fedakarlığı eşit şekilde paylaşırsa bir yere varılır. Vergi toplumsal barışın sigorta pirimidir. Ama diğer boyut da hesap vermek. Özellikle siyasetçiler, halkın parasını kullananlar, harcayanlar bu hesabı her gün vermek zorunda. Demokrasinin şartı bu. Hesabı veremeyen, muhtardan Cumhurbaşkanına kadar kim olursa olsun, tasfiye olmalı. Artık günümüzde siyasetçinin demokrasilerde varlığını sürdürebilmesi hesap verebilirlik ölçüsüyle ölçülüyor."
|
|