Milpa
3 Ocak 2000 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Sigorta: Uygar toplum olmanın moral yükümlülüğü

SİYASET KÜRSÜSÜ

HİKMET ULUĞBAY
DSP Ankara Milletvekili


       Bakanlar Kurulu, 27 Aralık 1999 tarihli ek Resmi Gazete'de yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile, deprem sigortasını zorunlu kılmıştır. Hükümet, bu kararı ile ülkemizdeki çok önemli bir boşluğu doldurmuş ve vatandaşlarımızı doğal bir afete karşı büyük bir güvenceye kavuşturmuştur. Düzenlemenin, halkımıza sağladığı güvence kadar anlamlı bir başka boyutu ise, sigortanın inşaat sektörüne getireceği kalite kontrolü ve disiplindir. Bu sigorta zorunlu olarak yaptırılacağından, deprem felaketi ile karşılaşıldığında artık, konut sahibi inşaatı yapan yüklenici karşısında güçsüz kalmaktan kurtulacaktır. Konutu zarara uğrayan yurttaşımızın kaybını ödeyen ve bireye oranla daha güçlü konumda olan sigorta şirketi, yüklenici ile karşı karşıya kalacaktır.
       Sigortanın zorunlu olması nedeni ile, aile bütçelerine ek bir yük geldiği ileri sürülebilirse de, bu haklı bir iddia olmayacaktır. Zira, ödenecek primler, bireyin yıllık harcamaları içinde ihmal edilir bir boyutta olacaktır. Ayrıca, sigortanın yaygın olarak yapılacak olması nedeni ile "büyük sayıda işlemin sağlayacağı tasarruflar" da söz konusu olacaktır. Diğer taraftan, zorunlu sigorta, konut sahiplerince, çıkarları gereği gerçek değere dayandırılacağı için, yüklenicilerin işlem hacmindeki kayıt içi olma büyüyecek ve vergi bazında da genişleme sağlanmış olacaktır.
       Önemli bir boşluk doldurulmakla birlikte, düzenlemenin bazı ciddi noksanları da vardır. Sırasıyla;
       * Ülkemizde konut edinmenin yaygın biçimi kooperatif üyeliğidir. Deprem bölgesinde de gözlemlendiği üzere, hazar gören binaların bir bölümü bu tür inşa halindeki yapılardır. Bu nedenle, yapı halindeki taşınmazlar da zorunlu sigorta kapsamına alınmalıdır. Zira, bu konumdaki yapılar da ulusal ve bireysel servetin bir parçasıdır. Ayrıca, böyle bir kural, sigorta şirketlerince yapının daha inşa sırasında denetlenmesini sağlayarak, yapım sonrası yıkım riskinin çok azalmasını da güvence altına alacaktır.
       * Diğer taraftan, yapımdaki açık ve gizli ayıplar nedeni ile taşınmazlar edinildikten sonra da, sahipleri özellikle sıhhi - ısınma tesisatı sorunları ile karşılaşmaktadırlar, dolayısı ile, yapıların inşaat aşamasından başlayarak tüm risklere karşı sigorta ettirilmesi zorunlu kılınmalıdır.
       * Ülkemizde taşınmazların yangın hasarları da azımsanmayacak boyuttadır. Bu gerçek göz önüne alınarak, bu risk de zorunlu sigorta kapsamına alınmalıdır. Zira, apartman tarzı yaşamda, bir bireyin kusuru veya ihmali başka bireylere ait yılların birikimini bir anda yok edebilmektedir. Birlikte yaşam, başkalarına yönelik riskimizi yükseltmektedir. Bunun da bizi diğer bireylere karşı bazı yükümlülükler altına soktuğunu kabul etmek zorundayız.
       * Zorunlu sigorta kapsamında olmamakla birlikte okuyucularıma bir tür sigortayı daha önermek isterim. Bu sigorta küçük çocuklarımızın ruh sağlığı açısından çok önemlidir. Çocukların verebilecekleri hasarlara karşı yapılan bir sigorta türü. Bu çerçevede, çocukların mağazalarda veya ziyaretler sırasında verebilecekleri hasarı güvence altına almaktadır. Bu bir yandan anne ve babayı çocuk hasar verecek diye çocuklarını baskı altında tutmaktan kurtaracak, diğer yandan bu baskıdan kurtulan çocukların kişilik gelişimlerine önemli bir katkıda bulunacaktır. Bu tür sigorta Avrupa ülkelerinde mevcuttur. Umarım ülkemiz sigorta şirketlerinin portföyünde de bu tür riskler kapsanmıştır.
       Sözün özü, tüm risklere karşı taşınmazların sigorta ettirilmesi zorunluluğu ve diğer özel sigorta olanaklarının varlığı, yerleşik ve uygar bir toplumun üyeleri olmanın bizlere getirdiği bir moral yükümlüktür.


© 1999 Milliyet