3 Ocak 2000 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Yağmur ATSIZ Fotoğrafı: 12038 bayt
Şom ağızlı ben

       "Yirmibirinci Yüzyıl 1 Ocak 2000'de mi başlar, yoksa 1 Ocak 2001'de mi?" tartışmaları süredursun, dünya dönmeğe devam ediyor... "Astronomik zaman"... 2000 sayısı daha "medyatik"di o kazandı!.. 2001 daha "doğru" olsa bile...
       Zira, evet, gerçi sıfır bir "sayı"dır ama bir bebek dünyaya geldiği an "bir" yaşında değildir! Önce 12 ay "birinci" yaşını sürer, sonra "bir" yaşında olur. Neyse, geçelim. Geçen yazımda ("Açıl, Susam, Açıl Ki Canımı Dışarı Atabileyim!") 365 günlük "Güneş Yılı"nı ilk defa M.Ö: 2750'de eski Mısırlıların uygulamaya başladığını hatırlatmışdım. Dahi Astronom Hipparchus M.Ö. 130'da bu yılı sadece 6 dakikalık bir yanılmayla hesablamışdı. Julius Caesar bunu M.Ö. 46'da Roma İmparatorluğu için de kabul etdi. Fakat bir "zaman kayması" yüzünden "astronomik yıl" ile "takvim yılı" arasında fark belirdiği için Papa 13. Gregorius 1582'de bir "takvim reformu" gerçekleştirdi ve o yıl 5 Ekim'den sonra 15 Ekim'in geldiği varsayıldı. Pek çok okurum bunun sebebini sordukları için kısaca anlatayım: Caesar Güneş Takvimi'ni Kleopatra ile yoğun bir aşna - fişna vaziyetinde aylarını geçirirken kabul etme kararını aldı. Fakat aklı sürekli olarak Kleopatra'nın orasında burasında olduğu için şu formülü benimsedi: Güneş Yılı eşitdir 365 gün ve her dört yılda bir (artık yıllar) bir gün ilaveyle 366 gün. Buna göre güneş yılı 365.5 günden oluşmakdaydı. Oysa gerçekde 365, 2422 günden oluşur. Aradaki 11 dakika 14 saniyelik fark ise "astronomik" ilkbahar başlangıcının her yıl "kış yönünde" bu kadar vakit ileri kaymasına yolaçıyordu. Her 128 yılda bir tam gün kayma... Böylece sevgili okuyucularımın merakını tatmin etdiğimi umarım.

Kayan kayana

       Şimdi gelelim kış günü bir başka "kayma" olayına:
       31 Aralık'da Boris Yeltsin kaydı... "Boris" (Baris) Tatarca "pars" (bars)'dan gelir, bilir miydiniz? Neyse, bizim "Pars" uzunca süredir elden ayakdan düşmüşdü ve bizzat nasbeylediği "Veliahd" Vladimir Putin lehine başkanlıkdan "feragat" etdi. Bana kalırsa generaller tarafından usturuplu bir "saray darbesi" ile etdirildi. Aslında süresi 2000 Mayısı'nda zaten doluyordu. Fakat şimdiye kadar Başbakanlık eden Putin son Duma Seçimleri'nde bir sürü kirli numarayla öyle bir başarı kazandı ki Rus Generalitesi bundan yararlanmak istedi. Zira Rusya gibi yerde altı ay çok uzun zaman.
       Oysa şimdi Anayasa uyarınca en geç 31 Mart'a kadar yeni başkan seçilecek. Çeçenistan Savaşı kamuoyunda hala destek görüyor. Oysa Groznıy varoşlarında düşen Rus askerlerinin sayısı daha şimdiden üç bini aşdı. Daha da çok artacağa benzer. Yani Kremlin'deki hesab Çeçenistan'a uymadı... O sebeble Rus Genelkurmayı ve Kremlin Stratejleri şimdi demiri tavında dövme telaşındalar. Putin'in, daha görevi devralır almaz ilk iş Groznıy'da vuruşan Rus birliklerini ziyaret ederek nişan ve "murassa" hançer dağıtması ilginçtir. Ben şuna inanıyorum ki Yeltsin'in "Gözdesi" Sabık KGB'ci Putin gerçekde Generallerin Adamı'dır. Generaller ise gerek Kafkasya'da gerek Orta Asya'da "rövanş" peşindeler!!! Balkanlar'da ve Doğu Avrupa'da da!!! Bilmem ki yeni bir "Soğuk" Savaş eşiğinde bulunduğumuzu ileri sürmek pek mi şom ağızlılık olur?



Yazara E-Posta: yatsiz@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet