3 Ocak 2000 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Hasan PULUR Fotoğrafı: 6854 bayt
Evlat edinme...

       GEÇENLERDE "Anadolu Ajansı"nın bir haberi vardı "Depremden sonra 2 bin kişi evlat edinmek için sıraya girmiş..."
      
Oldum olası "evlatlık" deyiminden ve kavramından nefret ederiz; istisnaları olsa bile zengin aileler, fakir fukara çocukları alır, bedava hizmetçilik yaptırırlar, o zavallılar çocukluklarını yaşamadan kavrulup giderler.
       "Evlatlık" ile "evlat edinme" arasında fark var, çocuğu olmayan karı kocalar, yasaların öngördüğü koşullarda kimsesiz çocukları alır, kendi evlatlarıymış gibi büyütürler...
       Ama bunun da sakıncaları vardır; çocuk büyüyünce gerçeği öğrenebilir, ya da çocuğun asıl anası, babası ortaya çıkabilir.
       Bunlar, her iki tarafın da katlanması güç durumlardır.
       Şimdi anlatacağımız olay ise bambaşka bir örnektir.
       * * *
       ÇOCUKLARI olmayan bir karı - koca 1980 yılında Çocuk Esirgeme Kurumu'nda iki aylık bir bebek alırlar, erkek bebek "koruyucu aile"ye sözleşmeyle verilir. 1994 yılında çocukta anormal hareketler başlar, öğretmenler de şikayete başlarlar, arkadaşlarını dövmektedir, birinin kolunu kırmıştır, psikolog çocuğun özürlüler okuluna naklini ister, çocuk orada da rahat durmamakta, arkadaşlarının üzerine işemektedir. Bunun üzerine Çocuk Esirgeme Kurumu, çocuğu geri alır, karı - koca da evlatlık sözleşmesinin iptalini isterler, bu arada çocuğun asıl annesinin de akıl hastası olduğu öğrenilir.
       * * *
       PEKİ bu durumda evlatlık sözleşmesi iptal edilebilir mi?
       Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin görüşü özetle şöyledir:
       "Olayımızda evlatlığın akıl hastası olduğu, saldırgan ve tehlikeli bir hal aldığı saptanmıştır. Bu durumda evlat edinenin de bu sözleşmeden beklediği amacının gerçekleştiğinden söz etmek mümkün değildir. Evlat edinen, çocuk sahibi olmamaktan kaynaklanan özlemlerini giderecek yerde kendisi için sorunlar kaynağı olan bir sözleşme ilişkisi içine düşmüş bulunmaktadır."
       * * *
       PEKİ, sözleşmeler hukukunda geçerli olan "ahde vefa" ilkesiyle bu durum nasıl değerlendirilebilir?
       "Ancak ahde vefa ilkesinin, somut olayda objektif iyi niyet kurallarından kaynaklanan istisnası mevcuttur. Buna göre bir sözleşmenin kurulmasından sonra şartlarda meydana gelen değişiklikler taraflardan sözleşmeden kaynaklanan edimlerini aynen yerine getirmelerini istemeyi adalet duygularını rencide edecek düzeyde olmuşsa, taraflar sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını ya da sözleşmenin iptalini talep edebilirler."
       * * *
       YÜKSEK mahkeme bir de örnek verir:
       "Sonradan ortaya çıkan akıl hastalığını evlenmede eşler için bir boşanma sebebi sayan hukuk sisteminin güzel ve iyi duygularla yapılmış bir evlat edinme sözleşmesinde, evlatlığın sonradan akıl hastası olduğunun ortaya çıkması nedeniyle evlat edinme sözleşmesinin iptal edilmeyeceğini kabul etmek açıklanması güç bir çelişki yaratır."
       * * *
       VE Yargıtay hükmünü verir:
       "Evlat edinen için hayatı çekilmez hale getiren evlatlığa, sevgiyle bakma, gözetme amaçlarının gerçekleşmesine engel bu hal karşısında, ilişkinin devamının ne evlatlığa ne de evlat edinene bir yarar getiremeyeceği gözetilmelidir."(x)
       Evet, evlat edinmek öyle kolay bir şey değil, bin türlü hali var.
       ------------
       (x) Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - E: / 1997 / 6350 K: 1997 / 7380 KT: 25.06.1997 Yasa Dergisi, sayı: 206


Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet