22 Ocak 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
FP'ye bile saldıracaklardı

Hizbullah'ın 10 işadamını kaçırması örgüte karşı büyük bir operasyona neden oldu. Darbe almasalardı belki diğer cemaatlere olan saldırlarda sıra Fazilet'e de gelecekti.

Ruşen Çakır


       Hizbullah, İzzettin Yıldırım'ı kaçırmış olmasaydı, belki de 10'u aşkın Güneydoğulu işadamının kaçırılmış olduğu kamuoyuna yansımayacaktı. Fakat Yıldırım'ın kurucusu ve genel başkanı olduğu Zehra Eğitim Vakfı'nın yöneticileri ilk günden itibaren kaçırılma olayını gündemde tutarak bir anlamda Hizbullah'ın sonunu da başlatmış oldular.
       Aslında vakıf yöneticileri, daha başından itibaren Yıldırım'ın Hizbullah tarafından kaçırılmış olduğunu tahmin ediyor, fakat can güvenliği endişesiyle bunu açıkça ifade etmiyorlardı. Yıldırım'ın örgüt tarafından kaçırıldığı kesinleşti. Çünkü yakından tanıyanlar, sorgu kasetinde yer aldığı söylenen sözlerin ona ait olma ihtimalini hayli yüksek buluyorlar. Bununla birlikte ailesi, çıkartılan cesetlerden hiçbirinin kesinlikle İzzettin Yıldırım'a ait olmadığını söylüyorlar.

Kürt nurculuğu

       1946 Ağrı Patnos doğumlu İzzettin Yıldırım sıradan bir vakıf başkanı değil. Güneydoğu medreselerinde yetişen Yıldırım nurcu bir cemaatin lideri.
       1970 sonralarına doğru Sıddık Bilgin'in başını çektiği Kürt kökenli bir grup nurcu, Yeni Asya çevresinin yayınladığı Risale - i Nurlarda tahrifat olduğunu iddia etti. Onlara göre Yeni Asyacılar, Said - i Nursi'nin kendi Kürtlüğü ve genel olarak Kürtlerle ilgili söylediklerini sansürlüyordu.
       Yıldırım'ın da içinde bulunduğu grup "tahrifatsız" risaleleri yayınlamaya başladı. Cemaat, Said - i Nursi'nin vasiyeti olan, Van'da El Ezher'e kardeş bir üniversite kurulmasını kendine hedef seçti. Nursi, bu üniversiteye "Medresetül Zehra" adını takmıştı, onlar da işe Med - Zehra Vakfı kurarak başladılar. Böylece "Med - Zehracılar" olarak tanındılar.
       Yıldırım da, örgütün öldürülen lideri Hüseyin Velioğlu ile 1980 ortasında Güneydoğu'daki kitabevleri için nur risaleleri satın almak için geldiği İstanbul'da tanıştı.

Sivil toplumcu

       İslami kesimde "Kürtçü nurcu" olarak bilinen grup 1980 ortalarına gelince bölündü. Eskişehir'de yaşayan İzzettin Yıldırım, daha çok kişisel nedenlerle, cemaatin büyük kısmını yanına alarak Zehra Vakfı'nı kurdu.
       Bu iki grup da Kürt davasına yakın olmakla birlikte PKK ve Hizbullah'a mesafeli durdular. Ne karşısında ne yanında oldular. Fakat Bilgin ve Yıldırım'ın, Hizbullah'ın önce PKK yanlılarına, sonra diğer İslamcılara saldırmasına karşı çıktıkları biliniyordu.
       Bilgin, bir orta sınıf hareketine dönüşmüş olan nurculuğu, ona yeniden yoksulluk boyutu katıp bir nevi solculaştırmıştı. Yıldırım ise bir grup İslamcı aydına Yeni Zemin dergisini çıkartarak sivil toplumcu, liberal bir İslamcılığın yeşermesine katkıda bulundu.
       Tıpkı Said - i Nursi gibi hiç evlenmemiş, mal mülk sahibi olmamış olan Yıldırım'ın özellikle gençlere yönelik cemaat çalışmaları hiç kuşkusuz Hizbullah'ı rahatsız ediyordu. Güneydoğu'daki tüm radikal İslamcı rakiplerini tasfiye eden örgüt, ılımlılara yönelik saldırılarını bu cemaatle başlatmışa benziyor. Eğer bunda başarılı olabilselerdi sıra hiç kuşkusuz diğer cemaatlere, belki de FP'ye bile gelecekti. Fakat Yıldırım'ın çevresi olayı kamuya mal edip Hizbullah'ın oyununu bozdu.

© 1999 Milliyet